04 NİSAN, ÇARŞAMBA, 2018

İnsansız Hava Sahası

Arter, 16 Mart tarihinde eş zamanlı olarak düzenlediği iki yeni sergiyle sanatseverlere kapılarını açtı. Can Aytekin ve Ali Mahmut Demirel’in işlerinin bulunduğu sergiler 15 Temmuz’a dek ziyaret edilebiliyor. Bu yazıda değineceğimiz Ali Mahmut Demirel, “Ada” isimli sergisinde video çalışmalarıyla izleyicilerle buluşuyor.

İnsansız Hava Sahası

Aslen mimarlık eğitimi almış olan sanatçı Ali Mahmut Demirel, öğrencilik yıllarında Tarihi Elektrik ve Havagazı Fabrikası’yla ilgili hazırladığı bir proje sürecinde, işlevselliğini yitirmiş mekânlar üzerine tecrübe ediniyor. Sanatçı böylece farklı işlevselliklere sahip farklı mimari üsluplarla, bu farklılıklar doğrultusunda, başka nedenlerle terkedilen mekânların daha sonraki kaderleri ya da yaşantılarıyla ilgili bir video serisi oluşturuyor. Sadece insanların yaşamlarını sürdürmeyi bıraktığını ama mekânların kendilerine ait birer ekolojik düzeni olduğu ve bu düzenin devam ettiğini vurguluyor.

​Sergide yer alan işler, sanatçının Post – Apokaliptik Ütopyalar serisine dahil olan çalışmaları ve erken dönem çalışmalarından biri olan Hortum’dan oluşuyor. Demirel’in bu denli donuk ve insansız mekânları, her ne kadar distopik bir görüntü oluştursa da sanatçı bu durumu “ütopya” olarak betimliyor. Videolarda görülen unsursuzluk ve işlevsel hiyerarşi böylece mekânsal heterarşiye dönüşüyor.

  • KUYU-Ali.M.Demirel
  • KUYU-Ali.M.Demirel
  • KUYU-Ali.M.Demirel
  • KUYU-Ali.M.Demirel
  • KUYU-Ali.M.Demirel

KUYU-Ali.M.Demirel

“Ada” sergisi, galeri içerisinde ismiyle örtüşecek şekilde bir yerleştirme düzenine sahip. İzlenilen videolar, anlatısı ve seyircinin bu anlatıyla örtüşmesi bakımından zaman zaman klostrofobik olurken, zaman zaman ferahlatıcı ve zen bir hâl alabiliyor. Böylece izlediğimiz videoların hiçbirinde bir insan bulunmaması hâline, aslında izleyici olarak kapılabiliyoruz. Olmayan insan vurgusu, mekânsal kurgunun seyirciyi doğru yönlendirmesiyle silikleşiyor. İzleyici, insansız bir mekânın “insan” izleyicisi olmaktan ayrışarak, mekân ile bir bütünlük sağlıyor. Aynı zamanda sanatçı, video çalışmalarını müzik eklentileriyle birleştirerek daha dingin bir boyutun kapılarını aralıyor. Sergide kullanılan müzikler ise sanatçının kendisine ait.

Post – Apokaliptik Ütopyalar serisi; İskele, Kuyu ve Fabrika isimli video çalışmalarından oluşuyor. Çalışmalarıda dikkat çeken bir ortak noktası, sanatçının tüm işlerinde su unsurunun yer alıyor olması. Pek çok nedenle su, sembolik olarak döngü ve yeniden doğmayı temsil etmiştir. Hayatın başlangıcı ve devamı için önemli bir nokta olan suyun, sergi kapsamında aldığı formlar da zamansızlığı betimliyor.

  • PLANT-Ali.M.Demirel
  • PLANT-Ali.M.Demirel
  • PLANT-Ali.M.Demirel
  • PLANT-Ali.M.Demirel

PLANT-Ali.M.Demirel

Demirel’in kayıt altına aldığı mekânların bizden sonraki yaşamsal sürecine tanık olabildiğimiz Kuyu çalışması şüphesiz ki tüm bu kavramsal bilgi birikiminin aynası niteliğinde. Eser aracılığıyla terkedilmiş bir kuyunun mevsimsel olarak değişimini, sanki o düzenin bir parçasıymışız gibi izleyebiliyoruz. Akışta olmak olarak tanımlanabileceğimiz, gerçekleştirilen fiiliyata kendini tamamen vermek ve çevreyle bütünleşmek bu videoyu izlerken tam olarak başımıza gelen şey. Buna tezat bir şekilde, izleyiciyi yakın mesafeden bakmaya zorlayarak küçük bir odaya yerleştirilmiş olan İskele çalışması ise sislerin arasından gördüğümüz bir denizin ortasında başlayıp, sahile vuran dalgalara gün batımının eşlik etmesiyle son buluyor. Seriden bağımsız olarak yer alan Hortum adlı çalışma ise sanatçının 2000’li yıllarına ait bir işi. Bu videoda su fışkıran bir hortumu bir metronom gibi gözlemleyebiliyoruz.

Post – Apokaliptik Ütopyalar serisinden üç çalışmanın referans noktası olan filmler bu yıl 37. İstanbul Film Festivali programında yer alacak. Demirel’in Kuyu isimli çalışmasıyla adaş olan Metin Erkan’ın Kuyu filmi, İskele çalışması için Andrey Tarkovski’nin İz Sürücü filmi, Fabrika çalışmasına ise Derek Jarman’ın The Last of England filmi ilham kaynağı olmuş durumda.

Hiçbir insanın olmadığı terkedilmiş mekânların kendi rutinlerini oluşturarak varlıksal yeni bir alan yaratmasını, görüntü ve ses kurguları bize anlatıyor. Sanatçı Ali Mahmut Demirel böylece mekânın insansız hiyerarşisini deneyimleyebilmemize olanak sağlıyor.

Yolunuz İstiklal Caddesi’nin o yoğun kalabalığına düşerse ve kendinizi bir anlığına “insan”dan sıyırmak isterseniz, sizler için dingin bir kaçış noktası oluşturacak “Ada” sergisi, 15 Temmuz tarihine kadar Arter’de görülebilecek.

0
2807
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle