01 KASIM, ÇARŞAMBA, 2017

Göbeklitepe Tarihinin Tuvale Dökülmesi

Türkiye, İstanbul ve Atatürk konulu resimleriyle tanıdığımız İngiliz ressam Ned Pamphilon, tuvalin başına Anıtkabir’de geçtikten sonra bu kez Göbeklitepe’ye doğru yola çıkıyor ve bizi “Göbeklitepe: Türkiye’nin Kültür Tacında Yepyeni Bir Mücevher” adlı sergisiyle buluşturuyor. Tarihin esrarengiz çocuğu Göbeklitepe’yi bizlere kendi elleriyle anlatan Ned Pamphilon ile sergi öncesi sohbet ettik.

Göbeklitepe Tarihinin Tuvale Dökülmesi

Ned Pamphilon’un çalışmalarından oluşan “Göbeklitepe: Türkiye’nin Kültür Tacında Yepyeni Bir Mücevher” sergisi kasım itibarıyla 42 SHOPS Art!Space Gallery’de izleyici ile buluşuyor. Sergi öncesinde; hazırlık dönemi, sergi teması ve çalışmaları üzerine sanatçıyla konuştuk.

Ressamlığınızın yanı sıra Türk halkı tarafından Türkiye ve Atatürk severliğinizle biliniyorsunuz. Nereden geliyor bu sevginin kökeni?

Türkiye’nin jeopolitik konumu aynı zamanda dünyanın jeopolitik merkezi. Doğu’nun Batı’yla hatta Kuzey’in Güney’le buluştuğu yer.  Atatürk’ün ilgimi çekmesinin sebebi ise bugünkü cumhuriyeti bu topraklarda kurması. Aşk kelimesini kullanmaktansa “seviyorum” kelimesi (Türkçe söylüyor) benim aşk anlayışımı daha çok vurguluyor. Boğaz’ı gördüğüm anda bu ülkeyi sevdim diyebilirim. Boğaziçi İstanbul’un ve Türkiye’nin önemini gösteriyor. 1988 ve 1990’lardaki ilk ziyaretlerimde, İstanbul ve Türkiye’de daha geniş bir dünya için farkındalık eksikliği gözlemledim. Bu duruma sanatımla katkıda bulunmaya karar verdim, esinlendim ve yaratıcılık doğal olarak peşimden geldi.

Türkiye’de pek çok serginiz oldu, eserleriniz genellikle Atatürk ve İstanbul teması üzerinde gelişiyor. Bu eserleri yurt dışında sergileme imkânı buldunuz mu?

Atatürk Türk hikâyesinin kurucusu ve ayrılmaz bir parçası. Evet, çalışmalarımda İstanbul sıklıkla ön plana çıkıyor. “Yurtta Barış Dünya’da Barış” adlı sergim 2006’da Londra’da yer alırken, “Her Yer Mustafa Her Yer Kemal” adlı sergim ise 2015 yılında Ertuğrul Firkateyni’nin batmasının 125. yılı anmaları nedeniyle, TCG Gediz Firkateyni’nin Japonya’ya çıktığı seferde rotada bulunan Port Said, Cidde, Aden, Bombay (Mumbai), Kolombo, Singapur, Saigon, Hong Kong, Fuzhou, Nagaski ve Kushimoto'yu ziyaret etti. Japon Prenses Akiko'nun yanında Kushimoto Ertuğrul Müzesi için yarattığım bazı resimlerin bağışına katılmak için Gediz'in seyahatine katıldım. Gediz gemisinde ve Tokyo limanında resimler yaptım.

İstanbul’la olan ilişkinizi “ilk görüşte aşk” olarak tanımlıyorsunuz. Bu aşkın sahibi neden başka bir şehir değil de İstanbul?

Belirttiğin gibi “ilk görüşte aşk” deyimi küçük ahşap bir balıkçı teknesinin en iyi arkadaşı olan Boğaz’dan esinlenmişti. Başka hangi ülkenin Boğaz’ı var?

Bir Türkiye sever olarak, Türkiye coğrafyasının tarihinde ilgi çekici bulduğunuz noktalar ve yerler neler?

Buranın kalitesini takdir ediyorum, Türkiye ve Atatürk ise bu konumu destekliyor. Konum, konum, konum! Ve tabii ki bu konum İstanbul. İstanbul, Anadolu topraklarının stratejik konumu için kurulmuştur.

Sergide izleyicinin karşısına “Göbeklitepe’yi yalnızca toz toprağın içinde bulunmuş T şekilli bir grup kalıntı olarak mı görmeliyiz, yoksa Türkiye’nin kültür tacındaki bir diğer değerli taş olarak mı?” diye bir soruyla çıkıyorsunuz, bu soruyu mimar kimliğinizle nasıl cevaplarsınız?

Göbeklitepe’nin önemini anlamam için mimarlık diplomamın bir önemi yok. Bu soruya cevap vermiyorum çünkü Göbeklitepe hakkında başkalarının sorularına dikkat çekiyoruz. Profesör Robert M. Schoch, Giza’daki Sfenks’teki su erozyonunu, daha önceki Mısır uygarlığının 5.000 yıl önce öngördüğünü belirtti. Mısırlı John Anthony West, 11.600 yaşında olan Göbeklitepe’nin açık bir delil olduğunu söylüyor. Bu çok basit ve son derece büyüleyici. Siz Türkler kendi arka bahçenizdeki bu duruma çok şaşıracaksınız.

Dünyanın en eski ibadet mekânı olarak kabul edilen Göbeklitepe’yi gezerken neler hissettiniz?

Sergide resimlerimi ziyaret edip nasıl hissettiğim görülebilir. İbadet yeri mi? Nereden bilebiliriz? Kimin yaptığı ve Göbeklitepe’nin neden inşa edildiğini bilmiyorum; sadece var olduğundan eminim. Pek çok kişi buranın bir tapınak olduğunu öne sürüyor ama ben bundan emin değilim, bilmiyorum. Sadece olasılıkları incelemek ve keşfetmek büyüleyici bir şey.

Göbeklitepe’de gelişen her arkeolojik gelişme tüm dünya tarafından takip ediliyor ama Türkiye’de buranın tanıtımı bir nebze daha az. Göbeklitepe üzerine bir dizi resim yapma fikri nereden geliyor?

Göbeklitepe hikâyesinin her adımının izlenmesine keşke müsaade edilse, bu nedenle tüm dünyanın farkında olduğundan emin değilim.  Aslında bu yüzden resimlerini yapmaya başladım; hikâyeyi tanıtmak için. Sadece uluslararası ve insanlık zaman çizgisi etkileri ile dünyanın en önemli megalitik sitlerinden. Geleneksel bilgeliğe meydan okuyabilir. Elbette evet bu konuda, resim yapmam ilginç. Tıpkı Atatürk, Aya Sofya, Sultan Mehmet ve 1453 gibi Türkiye’nin bir parçası.

Sergi için “İnsanlık tarihine yönelik bu taptaze anlayış, yeni bir Rönesans’ın tohumlarını ekebilir” yorumunda bulunmuşsunuz, bu cümleyi bize biraz açıklayabilir misiniz?

Göbeklitepe hakkındaki çalışmamdaki “Electric Universe” hakkındaki farkındalık; İncil öyküsü ve Darwin teorisinin ötesinde daha büyük bir resim hakkında farkındalık. Kim olduğumuz, ne olduğumuz ve nasıl olduğumuzla ilgili. Wallace Thornhill'nın “Thinderbolts Project” çalışmasına bir göz atmanı tavsiye ederim, ki seveceksin.

​Smithsonian Enstitüsü ve UNESCO, Göbeklitepe'den uzakta. Sorulacak soruları, kurulan teori ve inanç sistemlerinin ihtiyaçlarına uygun olarak sadece yöneltip, kontrol edilemez bir hikâyeyi etkinleştiriyorlar. Türkiye, yeryüzündeki kültürel mirasın değerli mücevherlerinden sorumluluk almalı. Atatürk, Piri Reis haritasını dünyayla paylaştı, şimdi ise Türkiye hepimizle paylaşabileceği Göbeklitepe’ye sahip.

Gelecek projelerinizden biraz bahsedebilir misiniz? Yakın zamanda başka bir projeniz var mı?

Şu anda 42 Maslak’ta Göbeklitepe projemin ilk adımı gerçekleşiyor. Robert M. Schoch, John Anthony West, Graham Hancock, Thomas Sheridan, Gerald Celente, Dr. Rupert Sheldrake, Dr. Bruce Lipton, Wallace Thornhill gibi dünyadan davet edilen katılımcılar ile Şanlıurfa'da bir Göbeklitepe konferansı gerçekleşmeyi bekliyoruz.

Caz müzisyeni Gilad Atzmon'ın duran T-taşları arasında saksofon çalmasını önerdim ya da Lou Reed'in The Drones’ı orada sahnelemesini. Bu uluslararası bir hikâye olduğu için uluslararası ilgi çekecektir. Göbeklitepe, dünyanın dört bir yanındaki antik bölgelere bağlantı kuruyor. Bu durum, “Yurtta Barış Dünyada Barış” mesajını iletebilir.


“Göbeklitepe: Türkiye’nin Kültür Tacında Yepyeni Bir Mücevher” sergisi 1-19 Kasım tarihleri arasında 42 SHOPS Art!Space Gallery’de görülebilir.


1
14566
3
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
01.11.17
14:55
LOVE IT