07 OCAK, PERŞEMBE, 2016

Fanzinden Sergiye: Şam'da Kayısı

“Şam’da Kayısı” merceğine sanatçı ve sanatçı topluluklarını alıyor ve üç dilli bir paylaşım ortamı olarak izleyiciyle buluşuyor. İletişim dilini fanzinden yana tercih eden sergi bir arşiv oluşturma, devam ettirme ve bu arşivi izleyiciyle buluşturma çabasında. 

Fanzinden Sergiye: Şam'da Kayısı

Sürgün ikliminin hüküm sürdüğü bir sergi “Şam’da Kayısı”. Dilek Winchester ve Atıf Akın tarafından kurgulanan fanzin fikrinden yola çıkıyor, apexart (New York) girişimiyle ve SALT’ın iş birliğinde gerçekleştiriliyor. Fanzin, Suriye’de savaşın şiddetlenmesinden bu yana iltica etmek zorunda kalan milyonlarca kişinin ve savaştan kaçan çoğu insanın Türkiye, Lübnan ve Ürdün’e sığınması çerçevesinde şekilleniyor. Kamu alanlarını değiştiren bu hareketlilik ve sürgün atmosferi ister istemez bir etkileşim süreci doğuruyor. Bu etkileşim İstanbul gibi büyük kentlerde kuşkusuz ki daha çok hissediliyor.

“Şam’da Kayısı”, André Breton’un “İnsan yoldaş bulmak için yayın yapar!” sözüne göndermeyle, sanatçı yayınları ve fanzinler aracılığıyla çok dilli bir üretim ve paylaşım ortamı yaratmak derdinde olan bir sergi. 2010'da başlayan bir fanzin dizisinin devamı ve yeniden canlandırılması niteliğindeki proje Cumhuriyet tarihi boyunca İstanbul’u merkeze alan göç dalgalarının etkileri üzerine öneriler sunuyor.

    Fanzinin ilk doğduğu zamanlarda "Kayısı Kent A4" adında, fotokopicilerde çoğaltılarak dağıtılan bir fanzin dizisi olduğunu belirten Winchester, o günden bu yana İstanbul'da sokaktaki dinamiğin çok değiştiğini vurguluyor ve “Artık daha çok Arapça duyar olduk" diye devam ediyor. Her bir sayısı, aralarında Akın’ın da bulunduğu sanatçıların katkısıyla oluşturulup tasarlanan fanzin, İstanbul’un dört bir yanında PVC kaplama ve fotokopi hizmeti veren seyyar tezgâhlarda çoğaltılarak dağıtılmıştı. Fanzin yayıncılık, kültürel ortaklıklar yoluyla temas kurmaya gayret eden bir sanat pratiği ve çeşitli toplulukların kazanmış olduğu, disiplinlerarası ortak bir bilgi birikiminden besleniyordu.

    “Bundan iyisi, Şam’da kayısı” ifadesinden ilham alan proje aradan 5 yıl geçmesinin ardından yeniden hayata geçiyor. Sergi 15 sayılık bir fanzin bunlara eşlik eden çeşitli eser ve belgelerden oluşuyor. Sanatçı, yazar ve entelektüeller tarafından Arapça, İngilizce ve Türkçe dillerinde yayıma hazırlanan fanzinler kamusal mekanlarda da yer alıyor. 

    SALT Galata’nın, İstanbul’da mülteci ve yerleşik olan kültür üreticilerinin bir araya geleceği bir sosyal mekân olarak işlev göstermesi amacıyla ağırladığı sergiye Atıf Akın, Nadia Al Nissa, Marwa Arsanios, Khaled Barakeh, Sezgin Boynik, Hera Büyüktaşçıyan, Ergin Çavuşoğlu, Angela Harutyunyan, Minna Henriksson, Armine Hovhannisyan, Marianna Hovhannisyan, Güven İncirlioğlu (The Pope), Banu Karaca, Pınar Öğrenci, Zeynep Öz, Aras Özgün, Dilek Winchester ve Fehras Publishing Practices katılımcı olarak dahil oluyor.

    6 Ocak’da, SALT Galata’da projenin düzenleyicileri ve fanzinin editörleriyle bir panel gerçekleştirildi. Fanzin ve sergi projesine odaklanan panelde, projenin düzenleyicileri ve katılımcıları, fanzinlerin üretim süreçleri ve incelediği konular ile sergideki sunumlarını tartışmaya açtılar. İngilizce dilindeki panel Türkçe ve Arapça’ya simultane çeviri yapıldı.

    Steven Rand’ın açılış konuşmasıyla başlayan panel, projenin düzenleyicileri olan Dilek Winchester ve Atıf Akın’ın konuşmalarıyla devam etti. Uzun soluklu panelin devamında ise üç oturum yapıldı. İlk oturumda Dilek Winchester moderatörlüğünde ve Hera Büyüktaşçıyan, Banu Karaca, Marwa Arsanios ve Ergin Çavuşoğlu'nun konuşmacı olarak katılımıyla gerçekleşti. İkinci oturumda Atıf Akın moderatörlüğünde, Nadia Al Issa, Fehras Publishing Practices, Khaled Barakeh ve Pınar Öğrenci konuşmacı olarak yer aldı. Üçüncü ve son oturumda ise Güven İncirlioğlu moderatörlüğündeki panelin konuşmacılar bölümünde Sezgin Boynik, Minna Henriksson ve Aras Özgün vardı.

    ​Sergi 21 Şubat’a dek SALT Galata’da ziyaret edilebilecek.

    0
    1279
    2
    800 Karakter ile sınırlıdır.
    Yorum Ekle