20 HAZİRAN, ÇARŞAMBA, 2018

Eser Yolculuklarının Gizli Kahramanları

Dünyanın dört bir yanında, her bir ülkenin farklı şehirlerinde simgeleşen, tutkunları tarafından görülmek için kilometrelerin aşıldığı eserler yaşıyor. Çok çok uzun yolculuklar sonucu ait olduğu yere varabilmiş ve yıllar boyunca yerinden asla feragat etmemesine karşın, nereden geldiği belli olsa da nereye gideceği belli olmayan eserlerle karşılaşıyoruz.

Eser Yolculuklarının Gizli Kahramanları

Tarihi değerlere, güzelliklere ve de eserlere sahip olan, dünyanın önemli şehirlerden biri İstanbul. Her geçen gün kalabalığının daha da arttığı, üzerinde milletlerin yaşadığı, yedi tepe İstanbul… İstanbul’a gelenlerin de güzelliğinden nasibini almak için yolunu mutlaka düşürdüğü bir yer var ki o da Sultanahmet. Semtin topraklarının her bir karışı tarih kokuyor. Muazzam Aya Sofya ve Sultanahmet Camii arasındaki o uzun yolun arasına dizilmiş Dikilitaş, Örgü Taş ve Yılanlı Obelisk ise bir o kadar eski. Kendi döneminde hipodrom olarak kullanılan alan, günümüze ulaşamayan eserlerin de sergilendiği bir açık hava galerisi adeta.

​Semte yerleştirilen her bir sütun, aslında bu topraklara çok yabancı coğrafyalardan gelmiş durumda. Bizans döneminde hükümdarların tahta çıktıklarında, şehre bir eser bırakmaları kendi hükümdarlıklarını duyurmak ve yüceltmek adına oldukça önemliydi. Örneğin bizlerin Örme Taş olarak bildiği obelisk taşı bu onurda şehre edilen hediyelerden biri. Hükümdar Constantinus kenti süslemesi için Mısır’dan bir obelisk yollamasını ister. Tabii dönemin şartları gereği obeliskin gelmesi kolay bir iş değildir. Tarihi kaynaklardan anlayabildiğimiz kadarıyla, obeliskin gelmesi Constantinus döneminde gerçekleşmez. II.Constantinus dönemine doğru obeliskin şehre ulaştığı ancak uzun bir süre limanda kalan obeliskin bir kısmının tahrip olduğu ve Büyük Theodosius döneminde obeliskin ancak dikilebildiği biliniyor. Şehre gelen en eski eserlerden biri olan Örme Taş, bir nevi eser taşımacılığının da öncülerinden.

Eser taşımacılığının daha doğru bir ifadeyle, bir eserin başka bir yerde yaşamaya başlamasıyla ilgili serüvenlerin nicesini yıllardır duyuyoruz. Alman Çeşmesi’nden saraya gelen tablolara kadar pek çok ayrı hikâye ilk aklımıza gelenlerden. Kendi döneminde genellikle gemi ile sağlanan taşımacılık zaman içerisinde gelişim gösterdi. Sanayi devriminin de tarih sahnesinde yerini almasıyla, ulaşım çağ atladı. Dünyanın en ünlü eseri sayılan Mona Lisa bile pek çok kez yer değiştirdi. Paha biçilemediği için sigortalanamayan bu eserin, seyahatleri sırasında alabileceği en ufak hasarın bile sanat tarihinde sansasyonel bir iz bırakacağı aşikâr. Bu nedenle eserlerin en az zararla taşınması yıllar içerisinde daha da önemli bir husus hâline geldi. Sanat kurumlarının çoğalmasıyla birlikte sanat eserlerinin geziciliği de arttı. Müzecilik kavramının sosyal yaşantımızda yer edinmesine galeri kültürü de eklenince bu alanda gerçekleşen gelişmeler hızlandı. 

​Gösterilen hassasiyet teknolojiyle birlikte artış gösterdi. Buna paralel olarak “sanat ticareti” denilen bir kol oluşunca ve dünya üzerinde her yıl daha da fazla ziyaretçiyi ağırlayan sanat fuarları da işin içine girince, eser taşımacılığı üzerine sektörel bir ağ oluştu. Bu ağ günümüzde galeri, müze, fuar ve pek çok serginin bel kemiğini oluşturuyor. Sanat izleyicisi olarak birebir deneyimlemediğimiz bu süreç aslında işin mutfağının en önemli adımlarından biri.

Eserler ile sanatçıları arasındaki hassas bağ bilinen ve hatta açıkça görülebilen bir bağdır. Öyle ki kimi zaman sanatçılar eserlerin sergilenmesi hususunda oldukça hassastır. Bu sanatçılardan biri Ardan Özmenoğlu. Yurt içi ve yurt dışında pek çok atölye ile iş birliği bulunan Ardan Özmenoğlu’nun çalışmaları genellikle enstalasyonlar ve bu teknikle buluşturduğu transparan heykellerinden oluşuyor. Eserlerinin taşınması sürecindeki hassasiyetinden “Bu deneyim sürecinde öğrendiğim en önemli şey yaptığınız eserin ölçüleri sadece eni ve boyuyla sınırlı değil, buna kilosu da dahil. Yaratım sürecinde göz ardı ettiğiniz her ölçüsel değer, taşınma sürecinde önemli oluyor. Eserinize bambaşka bir gözle bakmaya başlıyorsunuz. Diyelim ki çocuğunuz var ve velisi olmadan Amerika’ya gitmesi gerekiyor, öyle bir şey. Bu kaygıdan doğan binlerce organizasyon kafanızda dönüp duruyor. Onu en güvenli şekilde göndermeye çalışıyorsunuz. Öğrendiğim his bu his.” şeklinde bahsediyor.

​Özellikle çağdaş sanatın çok geniş bir yelpazeye ulaşmasıyla, üretilen eserler bir tuval ya da heykel olmanın ötesine geçti. Hâl böyle olunca eserin üretilmesi kadar sergilenme şekli de bir o kadar önemli oldu. Bu noktada tabii ki müzeler veyahut galerilere çok büyük sorumluluk düşüyor. Sanatçıların “çocukları”, atölyelerinden ayrılıp belki de dünyanın farklı bir noktasına doğru yola çıkıyor. Tabii, sağ salim olmak koşuluyla.

Bazen de hiç istenmeyen durumlarla karşılaşılabiliyor. Nahoş anılar da yok değil. 14. İstanbul Bienali’nden hatırlayacağınız Aslı Çavuşoğlu bu tatsız hadiselerden birini deneyimlemiş isimlerden. Çavuşoğlu bu olayı şöyle anlatıyor: “2010’da eski galerimin Miami Basel’de göstereceği işlerimden bir tanesi gümrük memuru tarafından falçatayla kesilmişti. Ne taşımacı firmanın ne de fuar yönetiminin sorumluluğu üzerine almadığını hatırlıyorum. Sonunda da sergilemeye o işi dahil edememiştik. Galericimin hangi lojistik firmasıyla çalıştığını hatırlamıyorum. Uzun süredir çalıştığım, güvendiğim Benice gibi bir ekiple çalışıyor olsaydık ne yapar eder sorumlu kişiye ulaşırdık diye düşünüyorum…”

Benice Logistics tam da bu noktada karşımıza çıkan önemli taşımacılık firmalarından biri. Aslı Çavuşoğlu, Ardan Özmenoğlu gibi pek çok çağdaş sanatçının ve galerinin çalışmayı tercih ettiği bir isim. Bugüne kadar İstanbul Bienali, Contemporary İstanbul, ArtInternational, Banksy, Çanakkale Bienali, İstanbul Light Festival, Scope, Art Basel Hong Kong, Art Dubai, Abu Dhabi, Arco Madrid, Art Brussel gibi pek çok yurt içi ve yurt dışı etkinlikte yer alan Benice Logistics; paketleme ve sandıklama, taşıma, sigorta, gümrükleme ve sergi kurulum operasyonlarında aktif rol oynuyor. Bir eserin üretim noktasından sergi merkezine yolculuğunda gizli kahramanı olmaya devam ediyor.

0
6324
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle