29 EYLÜL, PERŞEMBE, 2016

Köşe Bir Araya Geldiğimiz Yer

Geçen yıl ilk defa düzenlenen A Corner in the World / Dünyada Bir Köşe bu yıl 1-12 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek. İkinci senesinde “Köşenin Ardında” teması ile Orta Doğu ve Türkiye'den sanatçıların işlerine odaklanan festival, toplam 13 mekânda 20 gösteri ile iki kıtaya yayılıyor. Festival vesilesiyle etkinliğin artistik direktörü Fatih Gençkal ile bir araya geldik ve bu sene bizi nelerin beklediğini konuştuk.

Köşe Bir Araya Geldiğimiz Yer

Festivalin ilkini geçen sene yapmışsınız? Bu fikir nasıl doğdu? 

Odağına Türkiye’nin yakın coğrafyasından çağdaş sahne sanatçılarını alan bir buluşma fikri, Türkiye’deki ve dünyadaki sahne sanatları alanı içinde hem sanatçı hem de organizatör olarak bulunduğum son 4-5 yıl içinde şekillendi. Hem coğrafi hem de tarihsel ve kültürel yakınlık içinde olduğumuz bu coğrafya ile çoğunlukla siyasetin hegemonyasında bir ilişkimiz olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber bu bölgedeki toplumların ve sanatçıların özellikle son 10 yıl içinde birbirlerine yakın deneyimler yaşadıklarını ancak bu deneyimleri birbirleriyle paylaşma olanaklarının kısıtlı olduğunu düşünüyorum. Ben Türkiyeli bir sanatçı olarak sınır komşumuz İran’dan bir çağdaş dans gösterisini ilk kez Almanya’da izledim örneğin. Bölge ülkeleri ile Avrupa arasında mevcut olan hareketlilik ne yazık ki kendi aralarında yeteri kadar yok. Özellikle sanatçılar arasındaki paylaşım ve iş birliği olanaklarına katkı sağlamanın önemine inanarak bu festivali yarattık. Öte yandan İstanbul gibi büyük bir metropolün çok daha fazla uluslararası festivale ihtiyacı var. Biz özellikle çağdaş dans ve çağdaş tiyatro alanındaki bağımsız sanatçıları ve toplulukları yine çoğunlukla şehrin bağımsız mekânlarında bir araya getirerek alternatif bir paylaşım alanı yaratmayı hedefliyoruz. Seyircinin sanatsal ve toplumsal ezberlerinin yanı sıra uluslararası sanat ortamının etiketlerini de sarsmak istiyoruz. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Festival kaç kişilik bir ekibin ürünü? Görev dağılımından biraz bahseder misiniz? 

Bu festival için altı kişilik tamamen gönüllü bir ekip olarak aralık ayından bu yana çalışıyoruz. Ekibimizin içinde sanatçıların yanı sıra kültür yöneticileri ve sivil toplum çalışanları var. Festivalin fonlanmasından programlanmasına, mekânların bulunmasından basılı malzemelerin hazırlanmasına aklınıza gelebilecek her şeyi bu ekip organize ediyor. Bunun yanında bize birçok hizmeti gönüllü olarak sunan bireysel ve kurumsal destekçilerimiz ve festival zamanı tüm işleri paylaştığımız daha büyük bir gönüllü ekibimiz var. Festivalimizin ikinci yılında arkamızdaki destek giderek artıyor ancak ekibimizi tamamen profesyonel hale getirmek için biraz daha zamana ihtiyacımız var sanırım. 

Festivalin ilk senesinde beklediğinizden daha fazla ilgi gördüğünü öğrendim. Sizce bunun sebepleri neler? 

Şehrimizin kültür sanat hayatının ne yazık ki giderek ticarileşip farklılıklara tahammülünün azaldığını ve bağımsız sanatçıların yaşam alanlarının daraldığını düşünüyorum. Çağdaş dans ve tiyatro alanlarını düşünürsek iki yılda bir yapılan İstanbul Tiyatro Festivali’nin dışında hem ulusal hem de uluslararası alanda var olabilen uzun süreli bir etkinlik pek yok maalesef. Biz bu boşluğu, bağımsız sanatçıları, mekânları ve üretim koşullarını daha görünür kılarak ve İstanbul’da görmeye alışık olmadığımız coğrafyalardan benzer koşullara sahip sanatçılarla bir etkileşim yaratarak doldurmaya talip bir festivaliz. Bu festivalde insanların merak ettikleri çok şey olduğunu düşünüyorum.

  • Besieged Bread, Soudade Kaadan 2
  • Besieged Bread, Soudade Kaadan
  • Bodiless Heads No.1 # Simulacrum
  • Heimat los, Ceren Oran
  • İşgal - Laboratuar Sunumu, Selim Yalçın

İşgal - Laboratuar Sunumu, Selim Yalçın

Geçen sene festivalin programında hangi ülkelerden sanatçılar yer alıyordu?

Geçen sene Türkiye’nin yanı sıra İran, Suriye, Yunanistan, Ermenistan ve Lübnan’dan sanatçıları ağırladık. Tüm sanatçılar festivalin ilk kez gerçekleşebilmesi için çeşitli fedakarlıklar ve desteklerle burada olarak festivali mümkün kıldılar. 

Festivali “köşe” kavramı üzerinden kurgulamanızın sebebi nedir? “Köşe” sizin için ne ifade ediyor?

Köşe kavramının çıkış noktası aslında 2014-2015 sezonunda yürüttüğümüz Yeldeğirmeni’ndeki Köşe adlı performans mekânımızdı. Bu mekânda farklı disiplinlerin ve perspektiflerin bir araya gelip etkileşim içine girecekleri bir alan yaratmak istedik. Artık Köşe adlı mekân yok ancak köşe kavramı hâlâ festivalin merkezinde. Köşeyi hem güvenli alan, hem içine sıkışılan alan, hem ardında bir potansiyel barındıran alan olarak birçok farklı açıdan görebilmek bize pek çok olanak sağlıyor. Bu coğrafya içinde hem birbirimize kendi köşelerimizi anlatmak, hem etrafından dönmekte olduğumuz köşenin ardını hayal etmek, hem de köşeye sıkışmışlıklarımızı paylaşmak önemli diye düşünüyorum. Köşe hepsinin ötesinde bizim bir araya geldiğimiz yer. 

  • Heimat...los!, Ceren Oran
  • How to Start and How to End, Hamdi Dridi
  • These Shoes Are Made for Walking, Nancy Naous
  • Ben mi Kelebek..., Şafak Ersözlü
  • Country for Syria
  • Body Revolution, Mokhallad Rasem
  • Meyar al Roumi, Silent Cinema, La Femi
  • Görelilik Üzerine veya Göre, Dadans

Bu senenin teması ‘köşenin ardında’. Bu seneki tema geçen senekinden farklı olarak neleri içeriyor?

Aslında festivalimizin kimliği de seçtiğimiz temalarla şekilleniyor. Geçen yıl sanatsal tecrübelerimizin dünyada neyin mümkün olduğuna dair hayal gücümüzü nasıl dönüştürdüğü sorusu ile yola çıkmıştık. Bu yıl ise geçen yıldan bu yana yaşanan siyasi ve toplumsal olayların çok fazla sayıda insanın hayatını doğrudan etkilediği, kitlesel göçler ve yerinden edilmelerle tüm bölge demografilerinin ve sanatçıların yaşam koşullarının büyük ölçüde değiştiği Orta Doğu coğrafyasına odaklanıyoruz. Tüm bunlar ışığında sanatçıları ve yaşananları daha görünür kılmak istiyoruz. Gözlerimizin önünde yazılmakta olan tarihe kendi perspektiflerimizden müdahale etme çabasının bir ürünü olarak ‘köşenin ardında’ ne gördüğümüzü birlikte düşünmek ve dünyaya sunmak istiyoruz.

"Dünyada bir köşe" desek de aslında festivalin içine aldığı çok geniş bir coğrafyadan bahsediyoruz. Festivalin programını nasıl oluşturdunuz, bu seneki programdan biraz bahseder misiniz? 

Dünya yuvarlak olduğu için onun merkezi de köşesi de baktığınız yere göre değişir. Biz algılarımızı biraz hareket ettirip dünyamıza yeniden bakmayı öneriyoruz. Bu sene çağdaş dans ve tiyatro alanlarında tamamı Türkiye’de ilk kez gösterilecek Suriye, Lübnan, İran, Irak ve Tunus’tan yedi, Türkiye’den beş farklı gösteriyi ağırlıyoruz. Bunun yanı sıra ortak yapımcılığını üstlendiğimiz iki proje de festivalde dünya prömiyerini yapacak. Kadıköy Yeldeğirmeni’nde bir sanat yürüyüşü formatında gerçekleştireceğimiz [Köşe] Bucak Kadıköy adlı etkinliğimizde Türkiye’den yedi genç sanatçının kısa eserlerini izleyeceğiz. Yine Yeldeğirmeni’ndeki arthereistanbul’un küratörlüğünde festival boyunca Depo’da gerçekleştireceğimiz video sergisi genç Suriyeli yönetmenlerin ‘yasaklı’ filmlerini bir araya getirecek. Çatı Çağdaş Dans Sanatçıları ile ortak gerçekleştirdiğimiz yan etkinliğimiz Dans ve Performans Yazım Atölyesi ise bu alanda eleştiri ve geri-bildirim kültürüne önemli katkı sağlayacak bir proje. Corner Pro adlı dört günlük etkinliğimiz de uluslararası kültür yöneticileri ile sanatçıları bir araya getiren, festival temaları etrafında paneller, sohbet ve çalışma seanslarından oluşan bir buluşma.

Geçen yıl olduğu gibi yine her performansın sonunda seyircilerin sanatçılarla doğrudan buluşabilecekleri söyleşiler gerçekleştireceğiz. 

https://vimeo.com/183135729

“A Corner in the World” her ne kadar kendisini bir “sahne sanatları festivali” olarak tanımlasa da aslında programındaki konser, sergi, atölye ve söyleşiler ile geniş bir seyirci kitlesine hitap ediyor. Programdaki bu çeşitlilik ile neyi hedefliyorsunuz?

Sanatın her alanında farklı disiplinlerin etkileşimine ilgi duyuyoruz. Bu sanatçılar için çok besleyici olurken seyirciler için de daha fazla merak unsuru içeriyor diye düşünüyorum. Farklı bireylerin farklı sebeplerle festivalimize ilgi duyması istediğimiz bir şey. Yer verdiğimiz disiplinlerden biri ya da birkaçına ilgi duyan birinin program içeriğinde merak edip başka etkinlikleri de takibe alması olasılığı bizi heyecanlandırıyor. Bu şekilde günümüzde zaten çok iç içe olan farklı disiplinlerin bu festivalde de bir arada olması hem sanatsal hem de toplumsal olarak farklı etkileşimleri mümkün kılabilir.

©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Festival programında Türkiye’de ilk gösterimi yapılacak pek çok gösteri, hatta bir de dünya prömiyeri var. Sizin programdan “bu etkinlik kaçmaz” dediğiniz kişisel önerileriniz var mı? 

Çok zor soru, hangisini söylesem diğerinin hatırı kalır gerçekten. Bu yıl festivalimizde dünyanın önde gelen festivallerinde de boy göstermiş Mokhallad Rasem, Mithkal Alzghair ve Nancy Naous gibi isimler var. Bunun yanı sıra Hamdi Dridi, Bassam Abou Diab ve Enkidu Khaled gibi genç keşifler de önümüzdeki yıllarda çokça adını duyacağımız isimler olacak. Birçok kişinin adını henüz duymadığı ancak görünce aşık olacağınız Sultanahmet’teki Abud Efendi Konağı’ndaki gösterileri ayrıca tavsiye ederim. Romanya’nın önde gelen topluluklarından DramAcum ile gerçekleştirdiğimiz, yönetmenliğini Berlin Film Festivali Gümüş Ayı ödüllü Andreea Valean’ın yapacağı ortak yapım Ten Rengi de kaçmaz. Bu yılki konserler ise tek kelimeyle bomba gibi! Festival Bandista konseriyle açılıp Sulukuleli hip-hop grubu Tahribad-ı İsyan konseriyle kapanacak. Moda’daki Club Quartier’in büyülü bahçesinde bir açık hava konseri verecek olan Erivanlı folk-fusion topluluğu Miqayel Voskanyan & Friends ve Amerikan country parçalarını Orta Doğu ezgileriyle harmanlayarak yorumlayan Country For Syria ise bu seneki diğer konserlerimiz.

Böyle uluslararası bir festivali tamamen bağımsız ve çok ortaklı bir şekilde ikinci defa hayata geçiriyorsunuz. Festivalin sürekliliğini sağlama konusunda gelecek seneler için ne gibi planlarınız var?

Bu, Türkiye’de bu alanda çalışan herkesin hayatının merkezindeki soru. Kamu ve sponsor desteğinin çok zayıf ve değişken olduğu ülkemizde birçok kurum ve etkinliğin uzun ömürlü olamadığını görüyoruz. Biz bu festivalde yaratmaya çalıştığımız tartışma platformlarında bu yapısal sorunu da daha görünür kılmayı ve buna çözüm önerileri aramayı hedefliyoruz. Geçen yıl bir fikre inanan bir avuç insan, kurumsal ortak, gönüllü ve kitlesel fonlama destekçilerimizle başlattığımız festivali, şu an artan kurumsal ve kişisel ortaklarımızın desteği ve gönüllü bir ekip olarak yıl boyunca sürdürdüğümüz yoğun çalışmalar sonucunda elde ettiğimiz proje fonları sayesinde gerçekleştirebiliyoruz. Kurduğumuz ortaklıkların festivalimizin giderek daha görünür olması ile güçlenip genişlemesi, yeni ortaklıklara ve desteklere vesile olması üzerine çalışıyoruz. Bizi farklı kılan öğelerden ödün vermeden bunu yapmanın yollarını arıyoruz. 

0
4013
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle