06 ŞUBAT, SALI, 2018

Dilsiz, Evrensel ve Mavi: Blue Man Group

Blue Man Group, 13 - 25 Şubat arasında 16 performansla İstanbul’a geliyor. İsmini ekibin bizzat yaratıp bir kimlik olarak büründüğü mavi karakterden alan ve sahne şovuyla dünyaca ünlü bir fenomene dönüşen Blue Man Group’un Avrupa turne kaptanı Adam Erdossy ile bir araya geldik. Erdossy ile Blue Man Group’un audition süreçlerinden bu seneki en yeni versiyona sahip şovlarına kadar detaylı bir sohbet gerçekleştirdik. 

Dilsiz, Evrensel ve Mavi: Blue Man Group

1991'den bu yana gerçekleştirilen Blue Man Group gösterisi, bugüne dek 20'den fazla ülkede sahnelendi ve 35 milyondan fazla insan tarafından izlendi. Müzik, komedi ve teknolojiyi bir araya getiren şov; yeni müzikler, taze hikâyeler ve gelişen teknolojilerin başarılı entegrasyonuyla farklı kültürlerden gelen seyircilerde karşılık buldu. Böylelikle hiçbir gösteri bir diğerine benzemezken New York, Las Vegas, Boston, Chicago, Orlando ve Berlin'de oluşturulan sabit kadroların yanı sıra dünya turnesi ekibi de grubun değerlerini başarıyla yansıtmaya devam etti. Adam Erdossy ise bu yıl çıktıkları turne kapsamında Zorlu PSM’de gerçekleştirecekleri şovlar için bugüne kadarki en geliştirilmiş Blue Man Group versiyonunu seyirciyle buluşturacaklarını söylüyor.

Blue Man Group’un başlangıcı 1991 yılına dayanıyor. 12 yıl önce bu şova dahil olup şu anda da Blue Man Group'un Avrupa turne kaptanı olarak yola devam ediyorsunuz. Bize Blue Man Group hakkında bilgi verip, hikâyenizin nasıl başladığını anlatır mısınız? ​

Şov 27 yıl önce başladı ve ben ekibe tiyatro eğitimi almış bir aktör olarak dâhil oldum. Ekip çok farklı disiplinlerden gelen insanlardan oluşuyor ve bu da mükemmel bir kaynaşmayla farklılıkların oluşmasını sağlıyor. Bir aktör olarak çok farklı audition süreçlerine tanık oldum ve zaten enstrüman olarak davul da çalıyordum. Ancak Blue Man Group bambaşka bir çalışma disiplini ve yaratıcılık gerektirdiğinden ilgimi çekmişti. Müzikal oyunculuğundan o kadar da hoşlanan biri değildim ama Blue Man Group’un sunduğu üç element benim için cezbediciydi: Müzik, fiziksel tiyatro ve dünyanın birçok yerine gidip performans sergileyebilmek. Bu performansların da evrensel olması işin en güzel kısmıydı. Biliyorsun Blue Man karakterleri konuşmuyor ve sadece gözleriyle ve performanslarıyla iletişim kuruyor. Bu sebepten insanları böyle bir performansta bir araya getirip, onlarla etkileşim halinde olup hep beraber bir yolculuğa çıkmak çok keyifli. Şovun esası; bir topluluk şovu olması ve seyirci ile kurulan temas. Şovun kulisi de önemli çünkü insanlar böylesi hareketli bir şovun arka planını da merak ediyorlar.

O halde kulis de şovun bir parçası?

Kesinlikle. Çünkü sahne üstünde ne oluyorsa kuliste de aynı tutarlılıkta şov devam etmeli. Bir de zaten hiçbir şov bir önceki gece ile aynı değil. Seyirciyle olan etkileşimizle, gittiğimiz bölgeyle yani bulunduğumuz yerin enerjisinden ne alıyorsak ona göre şekillenen bir şov. Bir başka açıdan şov insanların birbiriyle olan iletişimini de güçlendirmeyi amaçlıyor. Çünkü bu bir etkileşim şovu ve bunu yaparken elbette teknolojiden de yararlanıyoruz. Bu da ilgi çekici başka yönü. Geçen 12 yılda ne değişti dersen kesinlikle teknoloji. 12 yıl önce kullandığımız plastikler, materyaller ve enstrümanlarla bugünküler aynı değil. 

Kesinlikle bugün sahne sanatlarında teknoloji olmazsa olmazlar arasında. Video mappingler veya projeksiyonlar artık sıkça kullanılıyor. Üstelik dekorlar artık daha pratik ve tüm efekt sistemleri öyle gelişti ki uzak durmak mümkün değil.

Katılıyorum. Zaten bu seyircinin de beklentisi ve her şey gelişirken veya teknoloji anlatıya yeni bir pratiklik katıyorsa bundan biz de faydalanmalıyız. Bir de teknolojinin seyirciyi ve topluluğu birleştiren bir tarafı da var. Cezbedici bir çağrı yaparak insanların odaklanmasını da sağlıyor.

Blue Man Group şovunun elbette sabit bir çatısı vardır ancak yeni fikirleri veya bölümleri oluştururken neler yapıyorsunuz?

Blue Man ana prodüksiyonu New York’ta ve şovun kreatif ekibi ve müzik ekibi tüm gün yeni materyallerle nasıl yeni bir şov yapacağını düşünüyor. Aynı şekilde müzik ekibi de yeni müzikler yaratmak için yeni fikirler ortaya koyuyor. Dolayısıyla şov sürekli gelişiyor ve turnelerle ilgili de yerinde seçimler yapılmaya çalışılıyor. Çünü 1991 yılında Blue Man ilk kez şovun yaratıcıları Chris Wink, Matt Goldman ve Phil Stanton ile başladığında inanılmaz bir etki yarattı. Sonraki yıllarda da bu etkinin sürdürülebilmesi için çalışmalar bu tutarlılıkta devam ettirilmeye çalışıldı. Bu yüzden yeni fikirler bulunurken doğru materyallerin en iyi kombinle yaratılması ve temanın iyi bir senteze sokulması şovun temelini oluşturuyor. Gittiğimiz turnelerde de geri dönüşler elbette bizim için önemli oluyor ve New York’a döndüğümüzde hemen yeni keşiflere çıkarak şovu geliştirmeye başlıyoruz. Mesela şu an başladığımız ve İstanbul’a da uğrayacağımız bu yeni tur yepyeni şovlar içeriyor.

Biraz yeni şovun detaylarından bahsedebilir miyiz?

Bu oluşturduğumuz konsept şovun yepyeni bir versiyonu. Şimdiye kadar ki kullandığımız materyallerin en geliştirilmiş hali kullanılacak ve hatta daha önceki şovlarımızdan da en iyisi olacak. Çünkü biraz da yeni kültürleri de içeren bir konsept olacağından, İstanbul bizim için bu anlamda çok fazla materyale sahip ve sentez yaratmak için harika görünüyor.

Açıkçası prova sürecinizi de çok merak ediyorum. Gerçekten sahne üzerinde inanılmaz bir devinim gerçekleştiriyorsunuz. Bedenleriniz de kullandığınız enstrümanlara dönüşmüş gibi. Prova süreçleriniz nasıl geçiyor?​

Biliyorsun Blue Man karakterleri üç kişi ve dört müzisyenle sahneye çıkıyor. Karakterler sürekli zıplıyor, seyircinin arasına giriyor, dekor zaten oldukça hareketli ve müzik de bu hareketlerle senkron bir biçimde hızla değişiyor. Karakterlerin bunca hareketli dekor ve boyanın içinde fiziksel olarak devinimini canlı tutması gerekiyor. Bazı anlarda aftakla hareket etmek gerekiyor ve bu da tüm zamanlamaların doğru ve tutarlı olması gerektiği anlamına geliyor. Bu yüzden çok fazla prova yapıyoruz ve her şeyin eksiksiz olduğundan emin olmaya çalışıyoruz. Mesela benim için gösteri öncesi kısa egzersizler iyi oluyor. Kasları hareket ettirecek birkaç mekik veya ısınma hareketleri sahnedeki enerjime de yansıyor. Dolayısıyla aslında hepimiz için geçerli olan şey sıkça egzersiz yapmak ve vücudumuza iyi bakmak. Özellikle turnedeysek ve kış aylarındaysak bu daha çetin koşullar anlamına geliyor ve bu zamanlarda kendimize iki kat özen göstermemiz gerekiyor. Zorlayıcı kısmı bazen gerçekten canın evden çıkıp, soğuk havada yürüyüp spor salonuna gitmek istemiyor (gülüyor) ama sahne böyle bir şey ve performans öncesi de sürekli ısınmak önemli.

Peki şovda en çok sevdiğiniz kısım veya genel olarak hoşunuza giden şey nedir? Mesela seyirciye aktarmak istedikleriniz neler?

Aslında şov da temel olarak sevdiğim şeyden bahsetmek gerekirse kesinlikle göz kontağı. Yani sahne üstünde mavi boyalarla karakteristik olan ve kontak kurabildiğin tek iletişim aracının gözler olması çok hoşuma gidiyor. Seyirciyle o kontağı kurduğumdaki gizem inanılmaz güçlü bir hisse dönüşüyor. Çünkü gizemli ve insanlar için ilginç birisi olarak orada duruyorum. Öte yandan seyircinin tıpkı çocukluğunda eğlendiği zamanlardaki gibi keyifli vakit geçiriyor olması karşılıklı bir alışverişe dönüşüyor benim için. Belki aktarmaktan ziyade etkileşim içinde olmaları ve çocukluklarındaki gibi eğlenceli zamanları hatırlatmak olabilir.

Dünyada kaç tane Blue Man karakteri var ve Blue Man karakterini seçerken ne gibi özelliklere sahip olmasını istiyorsunuz? Biraz audition süreçlerinden de bahsedebilir miyiz? 

Gittiğimiz her turnede dört cast olacak şekilde bulunuyoruz. Las Vegas’ta sekiz Blue Man karakteri bulunuyor. Amerika’da beş bölgede şov organize ediyoruz ve genellikle cast’lı sistemde çalışıyoruz. Bir de düzenli olarak Berlin’de temsiller veriyoruz. Ancak Blue Man karakterleri şehirler ve ülkeler arası geçişler yapabiliyorlar tabii. Audition süreçlerimiz ise elbette oldukça seçici geçiyor ama bu standart, bildiğiniz elemeler gibi de olmuyor. Eğer bir Blue Man karakteri olmak istiyorsanız kendi içinizde de komik olmanız gerekli. Çünkü komedi anlayışı evrensel bir şey. Fiziksel açıdan zorlayıcı bir iş olduğundan herkes için hem kolay hem de mümkün değil. Özellikle fiziksel görünüm en seçici olduğumuz kısmı. Ama seçilemeyen kimse yeteneksiz olduğundan seçilmiyor diye bir şey yok elbette. Zaten katılan herkese teşekkür ediyoruz ancak her yerde böyledir; bir rol vardır ve bir sürü de aday. Dolayısıyla o karaktere en uygun olanı seçiyoruz. Ancak seçmelere katılan adaylar için sıradan bir audition süreci geçmiyor. Yani Blue Man Group audition’ına katılan bir oyuncu bunun daha önce katıldıkları gibi olmadığını fark edip “aman tanrım bu şey tamamen farklı!” diyebiliyor (gülüyor). Elbette sadece katılmak bile adaylara çok fazla deneyim katıyor. Hiç değilse diğer adaylarla birlikte inanılmaz bir deneyim ve etkileşim yaşıyor. Yani pozitif, komik ve bizimle çalışmak için heyecanlı olması aslında ilk kural.

Sanırım makyaj ve sahne arkası deneyimlerinden bahsetmezsek olmaz. Bu arada kullandığınız mavi renk gerçekten size özel mi üretiliyor? 

Kesinlikle öyle. Bir boya firması bizim için bu boyayı üretiyor ve adı da Blue Man Group Mavisi. Makyaj ve hazırlık süreci biraz uzun sürüyor. Kulise geldiğimizde standart kostümlerimizi giyiyoruz ve yer fıstığı yağını yüzümüze sürüyoruz. Ardından da mavi boyayı ayna karşısında vücudumuza kaplamaya başlıyoruz. Bu kısmı çok ilginç çünkü her seferinde bambaşka birine dönüştüğünü izliyorsun ve bu çok eğlenceli.

Şovun seyirciyle olan etkileşimi diğer şovlara göre daha fazla. Hiç unutamadığınız bir şov veya seyirciyle yaşadığınız unutulmaz bir an oldu mu?

Suudi Arabistan’a gittiğimizde seyircinin tepkisini ve oradaki etkileşimi unutamıyorum. Erkek, kadın ve çocuklar bir aile olarak oraya geldiklerinde daha önce karşılaşmadıkları bir deneyimle karşı karşıya oldukları görülüyordu. Bambaşka bir kültürün içinde olduğumuzu biz de fark ederek seyirci ile göz kontağı kurduğumuzda karşılıklı inanılmaz bir deneyim yaşandı. Oradaki insanların uluslararası bu şov karşısındaki heyecanları ve bir arada olmaktan duydukları sevinçleri görülebiliyordu. Çocuklar içinse muazzam bir ana dönüşmüştü ve böyle bir ana sebep olarak şovu tamamlamak herkes için mükemmel olmuştu. Çünkü özel olarak bir kültürün kodu yoktu orada sadece insan olarak bir arada olmanın tadını çıkarıyordu herkes. Tabii bazı çocuklar korkabiliyor bu da gittiğimiz birçok yerde karşılaştığımız bir şey; çünkü maviye boyanmış adamlar var karşısında ve bu her gün gördüğü bir şey değil elbette (gülüyor).

Çok alışılmadık enstrümanlar kullanıyorsunuz. Kullandığınız en ilginç enstrüman nedir?

Sanırım Pvc enstrümanlar diyebiliriz. Pvc pedallar ile 93 tane plastik boruyla yaptığımız org benzeri bir alet var ve bununla müzik yapan üç karakter oldukça sıra dışı bir performans sergiliyor. Borular da genellikle rengarenk oluyor. Bir de sihirli bir hali oluyor bu enstrümanın ve çıkardığı sesin. Çünkü borular hava üflüyor ve üç karakterimiz de senkron bir biçimde uyumlu bir müzik yaratmaya çalışıyor. Evet şovda görebileceğiniz en ilginç enstrüman bu diyebilirim. 

Oldukça katı kurallarınız olduğunu duymuştum. Blue Man olmanın altın kuralları nedir?

Blue Man karakterleri asla gülmez veya kahkaha atmaz. Asla yargılayıcı olamazlar. Gizemli olmalılar ama hisleriyle hareket etmeliler. Bilimsel davranıp oldukça akıllı olmalılar. Seyirci ile konuşamazlar. Kurallar aslında oldukça net; hiçbir zaman şovun temel özelliklerini, karakterlerini veya detayları kimseyle konuşamazlar. 

Gelecekte ne gibi projeler var?

Turne bittiğinde ailemle Japonya’ya taşınacağım çünkü eşim ve oğlum Japon. Eşimle tanıştığımızdan ve oğlum dünyaya geldiğinden beri ülke ülke geziyoruz. Dolayısıyla oğlum okula Japonya’da başlayacağı için ben de orada tiyatro eğitmenliği yapmayı planlıyorum. Fiziksel tiyatro atölyeleri yapmayı düşünüyorum. Çünkü 12 yılımı Blue Man ile geçirdim ve fiziksel tiyatro ve beden üzerine çok fazla şey deneyimledim. Özellikle yeni başlayan öğrencilere çok fazla şey katabilirim. Zaten Güney Boston’da bir tiyatro okulum var ve bu projeyi Japonya’da geliştirebileceğimi düşünüyorum. 

0
1431
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle