GÜNDEM
  • 04-02-2026

    Gazeteci, yazar Laura Bates’in kadınlara karşı örgütlü kötülükle ilgili yazdığı araştırma kitabı Kadınlardan Nefret Eden Erkekler, Nazlı Berivan Ak’ın çevirisiyle April Yayıncılık’tan çıktı.

    Bates, küresel ölçekte kadınlara zarar veren nefretin, toksik erkekliğin ve cinsiyetçi önyargıların farklı yüzlerini bu kitapta açığa çıkarıyor. Kadınlardan Nefret Eden Erkekler; istatistiklerle, disiplinler arası çalışmalarla, gerçek yaşam öyküleriyle ve kapsamlı röportajlarla daha adil, eşit ve kapsayıcı bir gelecek inşa etmek için bir rehber sunuyor.

    Cehenneme dönmüş bir dünya hayal edin.

    Kadınlara duyulan nefretin körüklendiği,bu nefreti beslemek ve büyütmek üzere kurulmuş, gittikçe kalabalıklaşan erkek topluluklarının olduğu bir dünya...

    Öyle bir dünya hayal edin ki, bazı erkekler karanlık fantezileri yalnızca düşünmekle kalmıyor, hayata da geçiriyor.

    Kadınları kitlesel biçimde katlediyor; geride bıraktıkları manifestolarda ise bu terör eylemlerine yönlendiren ideolojilerini açıkça dile getiriyorlar.

    Zayıf karakterli erkekler, kayıp çocuklar, kafası karışık, korku içindeki  gençler bu topluluklarca ele geçiriliyor. Korkularından beslenenler, onları şiddete ve sonunda kendi yok oluşlarına sürüklüyor.

    Size acı bir haberimiz var…
    Bu dünyayı hayal etmenize gerek yok çünkü zaten içindesiniz.
    Belki tam farkında değilsiniz çünkü bu konular üzerine konuşmaktan kaçınıyoruz.

    Şimdi tam zamanı.

    Incel’ler, troller, sözde erkek hakları aktivistleri, “kız tavlama ustaları”, chad'ler ve henüz adı bile konmamışlar...

    Dünyayı usul usul zehirliyorlar.

    Kökleri derinlere ve eskilere dayanıyor. Her gün yeni takipçiler ediniyorlar. Hızla yükselen bu örgütlü nefret hâlâ görmezden geliniyor. Kadın düşmanlığı biçim, dil, yöntem değiştiriyor ama öz değişmiyor.

    0
    0
    585
  • 04-02-2026

    Mitski, 27 Şubat’ta yayımlamaya hazırlandığı Nothing’s About to Happen to Me albümü kapsamında 2 Mayıs akşamı İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.

    Epifoni organizasyonuyla gerçekleşecek konserin açılışını müzisyen, söz yazarı ve prodüktör Canozan yapacak. Biletler, 13 Şubat Cuma günü genel satışa çıkacak. Sanatçı ön satışı ise 11 Şubat Çarşamba günü saat 10.00’da başlayacak.

    27 Şubat’ta Dead Oceans etiketiyle yayımlanacak Nothing’s About to Happen to Me, Mitski’yi bakımsız bir evde yaşayan, içine kapanık bir kadını merkezine alan güçlü bir anlatının içine yerleştiriyor. Ev dışında “aykırı” olarak görülen bu karakter, evinin içinde ise tamamen özgür. Lexie Alley’nin yönetmenliğini, Rena Johnson’ın kurgusunu üstlendiği “I’ll Change for You” şarkısının klibi, Alley’nin albüm fotoğraflarında kurduğu Tansy House evrenini derinleştirerek bu dünyaya odaklanıyor. Kare kare filme basılan, elle çizilmiş izler ve huzursuz edici ince bozulmalarla işlenen görüntüler; Tansy House’un içinde bulunabilecek, kırılgan, yıpranmış ve muhtemelen kitap yığınlarının altına gömülmüş bir film makarası hissi yaratıyor.

    ​Mitski, Nothing’s About to Happen to Me albümündeki tüm şarkıları kendisi yazdı ve tüm vokalleri seslendirdi. Prodüksiyon ve kayıt süreci Patrick Hyland tarafından üstlenilen, mastering’i Bob Weston tarafından yapılan albüm; 2023 çıkışlı The Land Is Inhospitable and So Are We ile kurulan müzikal hattı devam ettiriyor. Albümde, “The Land” turne grubunun canlı enstrümantasyonu ve geniş ensemble düzenlemeleri yer alıyor. Orkestra kayıtları Sunset Sound ve TTG Studios’ta alındı; düzenlemeler Drew Erickson tarafından yapıldı ve yönetildi, kayıt mühendisliği ise Michael Harris tarafından gerçekleştirildi.

    0
    0
    544
  • 04-02-2026

    Edebiyatımıza çağdaş ve özgün eserler kazandırmak amacıyla bu yıl 24’üncü kez düzenlenen Tudem Edebiyat Ödülleri’ne başvurular başladı.

    2003 yılında başlatılan ödüller bu yıl çocuk edebiyatı alanında ve bölümlü kısa roman dalında verilecek. 2026 seçici kurulunda Burcu Aktaş, Canan Aslan, Dilge Güney, Mavisel Yener ve Zeynep Alpaslan yer alacak.

    7-9 yaş grubu çocukların kendi kendine okuyabileceği; bölümlere ayrılmış, sade, edebî ve anlaşılır bir dille yazılmış dosyaların kabul edileceği yarışma; çocuklar için kalem oynatan yazar ve yazar adaylarının dosyalarını yayımlatabilmeleri için önemli bir fırsat sunuyor. 

    ​Tudem Edebiyat Ödülleri’ne son katılım tarihi 1 Kasım 2026 olacak. Ödüllerde dereceye giren dosyaların 2027 yılının mart ayında duyurulması öngörülüyor. Yarışmada birinciye 35.000 TL, ikinciye 30.000 TL, üçüncüye 25.000 TL para ödülü verilecek. Başvuru şartnamesine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    569
  • 03-02-2026

    İstanbul’da şehirle ilişki kuran dinamik bir platform olarak kurgulanan Art Show: Galeriler Buluşması 2026, Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda 12-15 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek.

    Çağdaş sanatın dönüşümüne yön veren yenilikçi bir oluşum olan Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında düzenlenen ve 2Plan Terminal – Etiler’de gerçekleşecek Art Show: Galeriler Buluşması 2026; rekabet yerine dayanışmayı merkeze alan, sanat dünyasını hiyerarşiden uzak, şeffaf ve erişilebilir bir yapıda buluşturmaya hazırlanıyor.

    Katılımcı galeri arasında; Ambidexter, Art On İstanbul, artSümer, Bosfor, BüroSarıgedik, C.A.M. Galeri, DİRİMART, EVİN, Ferda Art Platform, Galeri 77, Galeri Nev İstanbul, Galerist, KAIROS, Martch Art Project, MERKUR, OG Gallery, Öktem Aykut, PG Art Gallery, Pi Artworks, PİLEVNELİ, PİLOT, SANATORIUM, Simbart Projects, Galeri Siyah Beyaz, The Pill, Versus Art Project, x-ist, Zilberman yer alıyor.

    ​İlk edisyonu 2024 yılında hayata geçirilen Art Show: Galeriler Buluşması’nın ikinci edisyonu 12 Şubat Perşembe günü özel ön gösterim ardından 13-15 Şubat tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. USGD’nin kapsamlı vizyonunun ve kültürel bir platform olma hedefinin ilk somut adımı olarak öne çıkan etkinlik, Türkiye sanat piyasasını uluslararası alanda temsil etme amacı güden galerileri bir araya getiriyor. Etkinlik, Türkiye çağdaş sanatını uluslararası platformlarda temsil eden ve küresel görünürlüğü yüksek galerilerin yoğunlukta olduğu 28 katılımcıyı bir araya getiriyor. Bu galerilerin oluşturduğu güç birliği, Türkiye'deki sanat üretiminin uluslararası standartlarda algılanmasına ve ekosistemin sürdürülebilirliğine katkı sunmayı hedefliyor.

    0
    0
    959
  • 03-02-2026

    Modern dansın efsane ismi Maurice Béjart’ın kurucusu olduğu Béjart Ballet Lausanne, 20, 21 ve 22 Şubat 2026 tarihlerinde Zorlu PSM’de sanatseverlerle buluşacak.

    Béjart Ballet Lausanne, İstanbul’da üç bölümden oluşan bir programla sahnede olacak. Riva & Repele ikilisinin Béjart Ballet Lausanne için hazırladığı yeni eseri OSKAR’ın dünya prömiyeri bu programda yer alacak. OSKAR Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşacak. Programın diğer iki bölümünde ise Béjart’ın iki başyapıtı yer alıyor: Igor Stravinsky’nin müziğiyle sahnelenen Firebird, yeniden doğuşun simgesi olan Anka Kuşu’nun hikâyesini Béjart’ın özgün koreografisiyle sahneye taşıyor. Ravel’in müziğiyle özdeşleşen Boléro ise, hareketin ve ritmin sahnede yarattığı büyüleyici gücüyle dans tarihinin en unutulmaz eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

    ​Béjart Ballet Lausanne bir yandan kurucusu ve çok sayıda efsanevi koreografinin yaratıcısı Maurice Béjart’ın hâlâ dünyanın dört bir yanında büyüleyiciliğini koruyan eserlerini sahnelerken, diğer yandan da repertuvarına yeni eserler kazandırmayı sürdürüyor.

    0
    0
    1114
  • 01-02-2026

    GeoGallery ve Galeri Siyah Beyaz iş birliğiyle Rüzgar Polat’ın “Still Forming” başlıklı sergisi, 4 Şubat-4 Mart tarihleri arasında GeoGallery İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak.

    “Still Forming” sergisi, beden formunu soyutlayarak varlık ile yokluk arasındaki sınırları sorguluyor. Polat, resimlerinde kullandığı formları, iç dünyamızdaki boşluklar, üzerimize düşen gölgeler ve tamamlanamayan duyguları ele alarak kendi içlerinde bölümlere ayırıyor. Beden ve boşluk birbirini var eden iki alan olurken sert ve keskin çizgiler hayatın akışını oluşturan unsurlar olarak sergide yerini buluyor.

    Resmin yüzeyini bedenin, düşüncenin, sessizliğin ve mekânın kesiştiği bir boşluğa dönüştüren sanatçı, eserlerindeki kurguyu karşıtlıklar üzerinden oluşturuyor. Siyah ile beyaz, varlık ile yokluk, boşluk ile doluluk, gürültü ile sessizlik gibi zıtlıkları birer metafor olarak kullandığı resimlerinde, sınırlı alanlara yerleştiği formlar aracılığıyla bu zıtlıkları yansıtıyor.

    ​Kimliğin görünür izlerinden sıyrılan içi boşaltılmış insan postlarına ait maskeler, yüzlerin yanı sıra bilinci de örten bir metafor olarak karşımıza çıkıyor. Figürler, izleyiciyi kırılgan varlıklarına tanıklık etmek üzere bir adım yakınına çağırırken varlık ile yokluk arasındaki ince çizgiye vurgu yapıyor.

    Künye: 

    1. Rüzgar Polat, Disappearances, tuval üzerine yağlı boya, 100x120
    2. Rüzgar Polat, Fragments, tuval üzerine yağlı boya, 60x70 cm
    3. Rüzgar Polat, Escape, tuval üzerine yağlı boya, 40x40 cm
    4. Rüzgar Polat, White Jacket, tuval üzerine yağlı boya, 40x40 cm

    0
    0
    341
  • 26-01-2026

    Tanya LLoyd Kyi’nin dayanışma duygusuyla büyüyen bir mücadelenin hikâyesini anlattığı kitabı Kayıp Kediler Şehri, Genç Timaş’tan çıktı.

    Kayıp Kediler Şehri hem merak uyandıran olay örgüsü hem de duygu yüklü anlatımıyla genç okurları empati kurmaya ve çözüm üretmenin gücünü düşünmeye davet ediyor.

    ​Fiona, her zaman olduğu gibi teyzesine sinirlenmiş ve evi terk etmiştir. Bu evden kaçışında yolu eski bir malikâneye düşer. Kapıdan içeri adım attığında, buranın aslında terk edilmiş olmadığını hızla fark eder. Çünkü geniş salonlarda ve karanlık odalarda çok sayıda kedi yaşamaktadır. Üstelik bu kediler yalnızca barınmakla kalmayıp sanki kendi düzenlerini kurmuş gibidir. Fiona önce duruma anlam vermeye çalışır ancak kısa süre içinde kedilerin ciddi bir yardıma ihtiyaç duyduğunu anlar. Malikâne yıkım kararıyla karşı karşıyadır ve hayvanlar her an tehlikeye girebilir. Bu noktadan sonra Fiona, yalnızca merak eden bir ziyaretçi olmaktan çıkar; kedileri korumak için adım atan, çözüm arayan bir karaktere dönüşür. Ancak süreç beklediğinden daha zorlu ilerler. Hayvan kontrol ekiplerinin gelişi, tüm kedilerin lideri konumundaki Piper adlı kedinin yakalanması, yerel yönetimin planları ve malikânenin geleceği derken Fiona kendisini küçük bir mücadeleden çok daha büyük bir sorumluluğun içinde bulur.

    0
    0
    310
  • 25-01-2026

    6 Emmy Ödülü sahibi Ryan Murphy’nin yeni dizisi The Beauty, ilk 3 bölümüyle Disney+’ta izleyicilerle buluşuyor.

    11 bölümden oluşan dizinin yeni bölümleri her hafta perşembe günü yayımlanacak. The Beauty, uluslararası süpermodellerin gizemli ve de vahşi şekillerde hayatlarını kaybetmeye başlamalarıyla yüksek moda dünyasının karanlık yüzünü açığa çıkarıyor. Bella Hadid, Ben Platt, Isabella Rossellini, Lux Pescal, Nicola Peltz Beckham ve Vincent D’Onofrio gibi yıldız isimlerin konuk oyuncuları arasında yer aldığı The Beauty, Ryan Murphy ile birlikte Matthew Hodgson’ın imzasını taşıyor. Jeremy Haun ve Jason A. Hurley’nin birlikte yazdığı çizgi roman serisinden uyarlandı. 

    ​FBI ajanları Cooper Madsen (Evan Peters) ve Jordan Bennett (Rebecca Hall), bu gizemli ölümle sonuçlanan vakaların ardından gerçeği aydınlatmak üzere Paris’e gönderilir. Soruşturma derinleştikçe, sıradan insanları fiziksel mükemmelliğe ulaştıran ancak ölümcül sonuçları olan bir virüs keşfederler. Bu gerçek onları, gizemli teknoloji milyarderi The Corporation’ın (Ashton Kutcher) hedefi hâline getirir. Kutcher’ın hayat verdiği karakter, gizlice “The Beauty” olarak bilinen mucizevi bir ilaç geliştirmiştir ve trilyonluk imparatorluğunu korumak için The Assassin kod adlı tetikçisini (Anthony Ramos) devreye sokmak dahil her şeyi yapmaya hazırdır. Salgın büyürken kaosun tam merkezinde kalan Jeremy (Jeremy Pope) ise kendi amacını bulmaya çalışır. Ajanlar Paris, Venedik, Roma ve New York’u kapsayan dünyanın dört bir yanındaki kovalamacada insanlığın geleceğini değiştirebilecek bu tehdidi durdurmak için zamana karşı yarışır. 

    0
    0
    329
  • 25-01-2026

    Anna Laudel İstanbul, ilk kez galerinin dört katını da ziyaretçilere açarak fotoğraf, kâğıt, heykel ve dijital sanat olmak üzere dört farklı sanat disiplinini buluşturan “PPSD Weeks”in ilk edisyonunu 22 Şubat’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “PPSD”, izleyicileri farklı ifade biçimleri üzerine düşünmeye çağırıyor. Katlar sırayla, izleyiciyi dokusal olandan teknolojik olana uzanan farklı bir karşılaşmaya davet ediyor. Sergide yer alan sanatçıların geçmiş ve güncel üretimlerini bir araya getiren seçki, algılar ve vizyonlar arasında süreklilik kuran kültürlerarası bir diyalog alanı oluşturuyor. Sergi, giriş katında yer alan fotoğraf seçkisi ile başlıyor. Bu bölümdeki eserler, fotoğrafı hem sanat nesnesi hem de kavramsal bir ifade biçimi olarak ele alıyor. Bu seçkide Brigitte Spiegeler, Cansu Yıldıran, Lennart Brede’nin de aralarında bulunduğu sanatçıların işleri sunuluyor.

    Birinci kata geçildiğinde ziyaretçileri, ifade biçimi ve materyal olarak kâğıt yüzeyini kullanan bir seçki karşılıyor. Materyalin kendisinin araca dönüşümüne odaklanan kat; çizim, resim ve kâğıt üzeri karma teknik çalışmalar aracılığıyla farklı deney ve araştırma süreçleri görünür kılıyor. Ardan Özmenoğlu, Ruth Biller ve Tuğçe Diri başta olmak üzere, kürasyon birbirinden farklı tarzda eserleri ve sanatçıları bir araya getiriyor.

    Galerinin bir sonraki katı, formun mekânı doldurduğu ve izleyiciyi formun boyutlarını deneyimlemeye davet ettiği bir disiplin olarak heykeli tanıtıyor. Malzemenin ağırlığı, ölçek ve mekânsal ilişkiler, ziyaretçiyi harekete geçirerek izleme eylemini fiziksel bir deneyime dönüştürüyor; Bilal Hakan Karakaya, Ramazan Can ve Anke Eilergerhard’ında aralarında bulunduğu sanatçıların eserleri bu katta sergileniyor.

    Serginin son katında, Cem Sonel, Ecem Dilan Köse ve Sarp Kerem Yavuz’un çalışmaları, alışılmış teknik ve disiplinleri bir adım öteye taşıyan bir alan yaratıyor ve geleneksel ifade biçimlerini yeniden yorumluyor. Burada eser sabit olmak yerine zaman içinde hareket ederek izleyiciyi etkileşime girmeye, teknolojinin görme ve üretme biçimlerimizi nasıl dönüştürdüğü üzerine düşünmeye davet ediyor.

    Bu dört karşılaşma bir araya gelerek, sanatsal ifadenin farklı malzemeler ve teknikler üzerinden nasıl evrildiğini inceleyen, teknik ve disiplin temelli bir keşif alanı olan “PPSD”yi oluşturuyor.

    Künye:
    1. Cansu Yıldıran, Çobanın Düşü - Ben miyim Yoksa?, 2023, Courtesy of the artist and Anna Laudel Gallery
    2. Tuğçe Diri, Sessiz Tanıklar Serisi, 2025, Courtesy of the artist and Anna Laudel Gallery
    3. Ramazan Can, Indigenization XI, 2023, Courtesy of the artist and Anna Laudel Gallery
    ​4. Cem Sonel, Symmetry II, 2021, Courtesy of the artist and Anna Laudel Gallery

    0
    0
    291
  • 25-01-2026

    Orhan Koçak’ın Edip Cansever ile Immanuel Kant’ı edebiyatla felsefenin kesiştiği bir hatta bir araya getirdiği kitabı Cansever / Kant – Estetik Yücenin Serüveni, Metis Yayınları’ndan çıktı.

    “Cansever ile Kant’ın karşılaşmasını kayda geçirmek istiyorum bu kitapta, ya da olabildiğince sahnelemek: bu iki usta, filozof ile şair, birbirine baktığında, birbirini okuduğunda ne oluyor, bir şey oluyor mu, bir zevk ve düşünce faydası ortaya çıkıyor mu?

    İki temel soruyla uğraşıyorum: Edip Cansever’deki zevk-acı ya da haz-hazsızlık eşleşmesini, onun ‘ben güzel şiir yazmak istemiyorum’ ve ‘düşüncenin şiiri’ gibi eleştirel motifleriyle nasıl ilişkilendireceğimize yanıt arıyorum. İkincisi, Kant’ın çeşitli tutarsızlık ve çıkmazlarıyla zenginleşen o muazzam Üçüncü Kritik’ini Cansever için nasıl özelleştirebilir, nasıl faydalı kılabiliriz. Bu genel konuyu şöyle özelleştirmeyi yeğledim: Cansever’in yapıtı bağlamında okunduğunda Kant’ın estetik teorisi ne hale geliyor?”

    0
    0
    262
DAHA FAZLA
Geldanlage