18 EKİM, PERŞEMBE, 2018

Yaparak Dönüştürülen ve Evrilen Kamusal

Şu sıralar İstanbul’da irdelediği konu, katılımcıları ve kapsamıyla dikkat çekici bir etkinliğin heyecanı yaşanıyor. Yerel koordinatörlüğünü amberPlatform/BIS’in üstlendiği “Kamusalı Yapmak / Public in the Making”, Avrupa Topluluğu Horizon 2020 programınca desteklenen, 14 ülkeden 20 kurum ve 150’nin üzerinde bireyin doğrudan parçası olduğu “trans-making” projesi kapsamında, 18-20 Ekim tarihleri arasında gerçekleşiyor. 

Yaparak Dönüştürülen ve Evrilen Kamusal

İstanbul Teknik Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK), Avrupa Kültür Derneği, AICA, Kent ve Çocuk, Herkes İçin Mimarlık, PASAJ, Sokak Bizim Derneği ve Komşu Kafe Kolektifi projenin Türkiye ortakları arasında. 13 panel, 3 ana tema konuşması, 2 yürüyüş, 5 atölye ve birçok kurumsal sunumun yer aldığı etkinlik programı, kamusallık kavramı çevresinde çok disiplinli ve “yapmak” odaklı bir araştırma sürecini tetiklemeyi hedefliyor. Etkinlikle ilgili merak ettiklerimizi amberPlatform/BIS’in değerli kurucularından Ekmel Ertan’a sorduk. 

Projeyi İstanbul'a getirme fikri nasıl doğdu? 

trans-making, Horizon 2020 tarafından desteklenen bir değiş-tokuş projesi. Üniversitelerle sivil toplum kuruluşlarının elemanlarını 1 ay ile 1 yıl arasında bir süre için çapraz olarak birbirlerine çalışmaya gönderiyorlar. Bu, sivil toplum kuruluşlarını akademik alanın bilgi birikimi ile güçlendirirken, akademiyi de kendi kalıplarından çıkmaya teşvik eden, böylece taraflara kurumlar ve bireyler seviyesinde yarar sağlaması hedeflenen bir proje. Öte yandan trans-making projesinin kurucuları, Relais Culture Europe (RCE) önderliğinde Bunker, UVEG, amberplatform/BIS ve CRVENA. Başka bir deyişle biz de projeyi şekillendiren ekibin bir parçasıyız. RCE, Horizon 2020 başvurusunu yaparak tasarının gerçekleşmesini sağladı. Biz de bu değiş-tokuşu bir tema etrafında kurgulamak istedik. Başlangıçta anahtar sözcüğümüz, bizce kamusal alanı sahiplenerek ve dönüştürerek farkındalıkla yeniden üretilen bir “yer”e dönüştürmeyi ifade eden “placemaking” idi. Proje yazımı sürecinde ise demokrasi ile kamusal alanın doğrudan ilişkisine odaklanıldı. Kültür, sanat ve ekonominin bu çabanın sacayakları olduğuna karar verildi. Bu yüzden projenin tam başlığını “trans-making: Art, Culture, Economy to Democratize the Society / Toplumu Demokratikleştirmek için Sanat, Kültür ve Ekonomi” olarak belirledik. 

Burada kastedilen “demokrasi” kavramını biraz açalım mı?

Demokrasinin yukarıdan aşağıya bir yönetim şekli olmadığını yaşayarak görüyoruz. Tam tersine, demokrasi aşağıdan yukarıya yükselmeli ve yönetimleri zorlamalı. Hükümetleri değil, toplumları demokratikleştirmek gerekiyor. Zaten demokratik bir toplum demokrasiden başka bir şeyle yönetilemez. Bu anlayışa göre kültür ve sanat da demokrasinin temel taşları. Ve elbette ekonomi; her türlü yaratım ve erişim, ekonomi ile doğrudan bağlantılı.

Temayı belirlerken “yapmak” meselesine neden bu kadar yoğun şekilde odaklandınız?

İstanbul etkinliğinin başlığını “Kamusalı Yapmak” olarak belirledik ve “kamusal alan” yerine “kamusal” sözcüğünü yalnız başına kullanarak, meseleyi sadece mekân olarak algılamadığımızı; vergilerle oluşan ve kamuya dönmesi gereken ekonomik boyutundan medyanın ve eğitimin şekillendirdiği kamu görüşüne kadar çok daha geniş bir çerçeveden söz etmeye çalıştığımızı ifade etmek istedik. “Yapmak” sözcüğü ile de kamusal olanın sürekli dönüşen yapısını ve yapmak eyleminin kendisini vurguladık. Kamusal kavramını, algısını ve kamusal olanın işleyişini yaparak dönüştürmeyi, verili bir kamusallık içerisinde sıkışıp kalmak yerine alanı yaparak genişletmeyi seçiyoruz. 

Bu temel çıkış noktanız konuşma programına nasıl yansıdı?

Örneğin konuşmalar dizisinde kamusal olanın ne olduğuna dair tarihsel-teorik bir izlek seçmedik. Aksine, konuşmacı olarak kamusalı yapanların kendilerini davet ettik. Programı onlarla birlikte şekillendirerek, hem onların görünürlüğünü arttırmayı, hem de birbirimizden öğrenerek yapmanın yollarını genişletmeyi amaçladık.

Etkinliğin belki de en önemli yönü, özellikle ülkemizdeki bağımsız inisiyatifleri ve sivil toplum kuruluşlarını görünür kılması ve birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri bir platform yaratması. Bağımsız inisiyatif ekosistemimizi yeterince tanıyor muyuz sizce?

Tam da bunu söylemeye çalışmışım. Bağımsızlar ekosistemini yeterince tanımıyoruz; bir yandan prekar çalışma koşullarında, ekonomik imkânsızlıklarla, yaşadığımız politik endişe ortamında güçlükle çalışabiliyorlar. Öte yandan da zor koşullarda ortaya koydukları başarılı örnekleri paylaşıp öğrenebileceğimiz platformlar az. Biz tam da böyle bir platform yaratmaya çalışıyoruz. Bağımsızlığın, bireysel girişimlerin, grup inisiyatiflerinin, yerel davranmanın ve yapma eyleminin ne kadar önemli ve etkili olduğunu ve demokratik bir toplumun temel taşlarını döşemeye ve korumaya çalıştıklarını göstermek istiyoruz.

Türkiye'de özellikle kişi ve kurumlarla iş birliği kurma bağlamında yaşadığınız hazırlık sürecini merak ediyorum. Nasıl bir deneyimdi? Türkiye'de iş birliği kültürü sizce son yıllarda nasıl bir değişime uğradı?

Kurum, birey ve inisiyatiflere bir çağrı yaparak, onları programı oluşturmak üzere katılıma davet ettik. Mayıs ve haziran aylarında yaptığımız iki geniş katılımlı toplantının ardından bugün elinizde olan program büyük ölçüde belirlenmişti. Birlikte çalışmaya devam ettik, ortaya çıkan programı proje ortaklarına da açarak önerilerini aldık ve nihai programı ortaya çıkardık. Dolayısıyla bu program bugün “Türkiye’de iş birliği ve dayanışma kültürü”nün olumlu yüzüne dair iyi bir örnek.

Etkinlikten beklentileriniz neler? Etkinliğin çıktılarını kamuoyuyla paylaşma aşamasında neler yapmayı planlıyorsunuz?

Etkinlikten beklentimiz büyük bir buluşmanın gerçekleşmesi. Daha çok konuşmak, tartışmak, yeni iş birliği alanları ve bağlantıları yaratılmasına aracı olmak. Bu buluşmanın tarafları, baştan beri saydığımız, deneyim ve görüşlerini anlatacak olan kurum, birey ve inisiyatifler kadar, etkinliklere gelen diğer herkes. Kamusal alan herkesin ve aslında gündelik eylemleriyle herkes kamusalı yapıyor. Herkese ortak ve eşit bir alan açarak, farkındalıkla yapanları deneyimlerini paylaşmaya, diğerlerini de bu farkındalığa ya da yapmaya katılmaya davet ediyoruz. Ama teknik nedenlerle bazılarına mikrofonu önce veriyoruz. Etkinliğin asıl çıktıları bu paylaşımlardan doğacak.

​Ayrıntılı bilgi ve program akışı için: transmaking.amberplatform.org

0
3486
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle