06 KASIM, CUMA, 2015

Uzak Doğu’dan Avustralya’ya; Oradan da İstanbul’a

Bu yılki Contemporary İstanbul gerçekleştirdiği uluslararası işbirlikleriyle öne çıkıyor ve Avustralya Çin Sanat Vakfı (ACAF) da bu kurumlardan biri. Vakıf, Çin ve Avustralya’dan sanatçılar arasındaki bağları güçlendirmeye çalışmasının yanında tüm dünyadan sanatçılar için de daha iyi olanaklar sağlamayı hedefliyor. ACAF’in kurucusu Yashian Schauble’yle vakıf, projeleri ve CI ile yaptıkları işbirliği hakkında bir sohbet gerçekleştirdik.

Uzak Doğu’dan Avustralya’ya; Oradan da İstanbul’a

Sanat dünyasına girişinizle başlayalım... İş dünyasından gelen Yashian Schauble kendini nasıl çağdaş sanatlarla iç içe buldu?

İş dünyasındaki kariyerim beni Çin’in hızla değişen ekonomik ve sosyal hayatının içinde tuttu. Sanırım çağdaş sanatlara duyduğum ilginin kaynağı bu. Sanat her zaman ait olduğu toplumu yansıtır ve ben kendi zamanımın sanatına daha çok ilgi duyuyorum, çünkü böylece sanatın topluma olan etkisini ve toplumla etkileşimini görebiliyorum.

Shanghai doğumluyum ve mühendislik alanında yüksek lisans yapmak için Avustralya’ya taşındım. Sanat vakfı yürüten biri için şaşırtıcı bir altyapı, biliyorum! Sanata karşı her zaman ilgili olmuş olsam da, kızım bir güzel sanatlar üniversitesinden mezun olup gerçekten bir sanatçı olduğunda bu alanla daha fazla haşır neşir olmaya başladım.

aaajiao

Meta

2013
LCD screen, wood frame Electronic component 42.5 x 28 x 4.5 cm 

Sizi Avustralya Çin Sanat Vakfı (ACAF) kurucusu olarak tanıyoruz. Bu ACAF nasıl bir vakıf? Neden böyle bir vakıf kurma ihtiyacı duydunuz?

ACAF, anlayışı kuvvetlendirmek, yaratıcı fikirlerin alışverişini mümkün kılan canlı bir ağ oluşturmak ve birbirinin kültür ve değerleri hakkında karşılıklı bir farkındalık geliştirmek amaçlarıyla kuruldu. Avustralya ve Çin çağdaş sanatlarını tanıtmak ve sanatla toplumu birbirine entegre etmeyi amaçlayan bir kurum. Bunu da Avustralya ve Çin arasında karşılıklı ve anlamlı bir kültür alışverişi ve sanatçılar, koleksiyonerler, kurumlar ve sosyal programlar arasında kurulacak ilişkilerin geliştirilmesiyle yapıyor.

Her iki ülkenin de zengin sanat ve kültürüne yönelik daha büyük bir takdir ve anlayış geliştirmeyi hedefleyen işbirliğine dayalı projeleri hayata geçirmek ve daha iyi bir toplumun oluşumuna katkıda bulunmak, sanatçı ve organizasyonları desteklememizin temel sebebi.

ACAF şimdi de Çin’de hem Avustralyalı hem yabancı sanatçıların katılabileceği bir konuk sanatçı programı başlattı ve sanatçıların kariyerlerine eserlerini dünya çapında sergileyip tanıtabilecekleri Contemporary İstanbul gibi etkinliklere katılımlarını sağlayarak destek oluyor. 

Çin ve Avustralya’yı seçmiş olmanızın özel bir sebebi var mı?

İşin doğrusunu söylemek gerekirse, bunlar benim ikiz kültürlerim. Hem Çin hem Avustralya’da yaşamış olmakla bu iki ülke arasında çok kısıtlı bir sanatsal alışverişin, görsel sanatlar alanında ise hatta çok daha kısıtlı bilinirliğin olduğunu gördüm. Performans sanatları ve müzik alanlarında azımsanamayacak bir alışveriş olmasına karşın resim, heykel, fotoğraf ve videoda bu alışveriş çok azdı. Önce Melbourne’da çağdaş Çin sanatını merkezine alan bir sanat galerisi açtım. Her iki ülkeden sanatçılarla etkileşim halinde oluşum, bu ülkelerin sanatçıları arasındaki olası bir alışverişe ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görmemi sağladı. ACAF da bunun üzerine doğdu.

Çağdaş sanat, vakıf olarak ilgilendiğiniz tek alan mı? Geleneksel Çin ve yerli Avustralya sanatlarının geniş ve çok eskilere giden repertuarlarını göz önünde bulundurarak soruyorum bu soruyu. 

İş dünyasındaki hayatımı dünyanın muhtemelen en hızlı gelişen ve değişen toplumu olan Çin’de geçirmiş biri olarak bu dönemi yansıtan sanatla ilgilendiğimi söylemiştim. Sizin de çok doğru olarak dile getirdiğiniz gibi, hem Çin hem Avustralya geleneksel sanatlarda gelişmiş ve sanat tarihleri binlerce yıl gerilere kadar gidiyor. Her iki ülke de modern toplumlar tanımına uyabilmek için muazzam dönüşümler geçirdi ve bu süreçlerin yarattığı sanatı ben çok heyecan verici buluyorum.

Feng Yan

Psychedelic Bamboo 08 120cm×90cm Digital fine art collection pigment print on Hahnemuhle Museum Etching Paper 2011 

Bu yılki CI’la işbirliği yaptınız ve fuarda bir standınız da olacak. Sizce ACAF ve CI arasındaki bu işbirliği neden önemli?

Bence bu işbirliği ACAF ve CI’ın tamamen farklı kültürel altyapılardan oluşmuş olmalarına rağmen aynı vizyon ve tutkuya sahip olmaları üzerine kurulu. Ticari bir sanat fuarıyla kâr amacı gütmeyen bir vakfın işbirliği yapması, farklı kültürlerden kariyerinin başındaki sanatçıların da bu dünyada kendilerine yer edinebilmelerini mümkün kılan, ticaret sektöründen alıp sanat ve kültüre kanalize etmenin yenilikçi bir yolu.

Vakıf kapsamında yürüttüğünüz bir de “Arts Can Do” adlı bir proje var. Bu program hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

“Arts Can Do” Çin, Avustralya ve diğer ülkelerden sanatçıların dahil olduğu ve göçmen işçilerin çocuklarına yönelik sanat aktiviteleri üreten bir program. Bu çocuklar normal eğitim sisteminin dışında kalıyorlar ve izolasyonlarının sonucu olarak toplumda kendilerine bir yer edinmekte zorlanıyorlar. Onlara yaratıcı olmaları, yaratıcılıklarının takdir edilmesi ve yetişkinler tarafından cesaretlendirilmeleri imkanının verilmesi, kendilerine olan güvenlerinin gelişmesine yardımcı oluyor. Bunun sonucu olarak, çocuklar eğitim ve hayat imkanları açısından başka imkanlara da sahip olabiliyor. Proje kapsamında mükemmel sanatsal yetenekler keşfedip yollarına devam etmelerini sağladık ama projenin temel amacı projede yer alan bütün çocukların kişisel gelişimlerini cesaretlendirmek.

ACAF kâr amacı gütmeyen bir kurum. Etkinlikleriniz için gerekli maddi kaynakları nasıl sağlıyorsunuz?

Giderlerin çoğunu kendim karşılıyorum ama bireysel ve kurumsal bağışçılarımız da var. Bazı sanatçılar satışından elde edilecek gelir için eserlerini bağışlıyor ve bazı fon geliştirme etkinlikleri de gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, “Arts Can Do” programı için Avustralya hükümetinden de biraz destek gördük. 

Yang Xin

"Original" Series

Mixed Media 91x91cm 2012-2013 

Contemporary Istanbul’daki standınızda neler göreceğiz? Sergilenecek sanatçıları ve eserleri neye göre seçtiniz?

İzleyiciyi etkileyecek iki sıra dışı parça göstereceğiz. Movana Chen inanılmaz bir kavramsal sanatçı ve 2004’ten beri dünyanın farklı yerlerinden toplanan öğütülmüş dergilerle örülmüş ‘dergilerden giysiler’ üretiyor. Üretimini çoğunlukla galeri ziyaretçilerinin ve halkın desteğiyle, kimi zaman Avustralya’daki plajlarda kimi zamansa New York’taki galerilerde gerçekleştiriyor.

2008 yılında, bu giysilerden 24’ünden CI’da göstereceğimiz Dreconstructing adlı büyük bir iş yaratıldı. Movana bu eseri tüketim nesnelerinin yeni ifade biçimlerine geri dönüşümü olarak görüyor. Doğrudan kendisinden alıntılayacak olursam: "Örgü ve yeniden inşa etmeye dayalı olan sanatsal pratiğim, alternatif bir ‘okuma’ aracı sunarak basılı medyanın ortak mesajını yıkıyor ve dergilerin orijinal dilini sorguluyor." Gözden kaçamayacak kadar büyük bir iş.

Nefes kesici bir başka iş de Muchen ve Shao Yinong’un ortaya koyduğu Money adlı devasa çalışma. Son dönem eserlerinden bir örnek olan bu işin oluşum süreci epey uzundu. Bunun sebebi Suzhou nakışçılarının neredeyse unutulmuş olan, itina gerektiren ve spesifik zanaatının eserlerin üretiminde kullanılmış oluşu.

Bunun daha da önemlisi, bu işlerin üretiminin aldığı uzun süre, zamanın geçişini ve hafızanın süreç içinde nasıl gömülü ve kutsal bir hale geldiğini gösteriyor. Money gerçekten büyük çaplı bir iş. Çok eski zamanlara ait bir banknotun dikkatlice edinilmiş büyük boyutlu bir imgesi. Kimlik ve güce dair barok döneme ait kibirleri klişe ve kahramanca arketipler aracılığıyla görselleştiriyor. Eser, en görkemli ve güçlü projelerin bile bir gün mutlaka toza dönüşeceğinin sessiz, güzel ve ikna edici bir biçimde altını çiziyor.

Türkiye’den takip ettiğiniz sanatçılar var mı?

Geçen yılki Contemporary İstanbul ziyaretim ilkti ve Türkiye çağdaş sanat ortamı hakkında doğruyu söylemek gerekirse çok fazla bilgim yoktu. Bir koleksiyoner olarak diğer önde gelen koleksiyonerlerle evlerinde ve koleksiyon sergileme alanlarında tanışmak için CI VIP programına davet edilmiştim. Türkiye çağdaş sanatına ve sanatçılarına duyduğum ilgi bu vesileyle başladı. CI’14’te aralarında Seçkin Pirim, Sinan Demirtaş ve Yeşim Akdeniz’in de bulunduğu birçok genç ve deneyimli sanatçıyla tanıştım ve eserlerini aldım. Ayrıca, Seçkin Pirim ve Yeşim Akdeniz’i 2015-2016 yılı için Çin’deki ‘Artist-in-Residency’ programımıza katılımcı olarak davet ettim. Shanghai’daki merkezimizde önümüzdeki dönem gerçekleştirilecek olan kişisel ve grup sergilerine de kendilerini dahil etmek istiyorum. Türkiye’den sanat kurumları ve sanatçılarla daha çok bağ kurmayı dört gözle bekliyorum.

Yashian Schauble

Türkiye’nin çağdaş sanat ortamını nasıl değerlendirirsiniz?

Hareketli sözcüğü benim için olayın özeti niteliğinde. 

Önceki röportajlarınızdan birinde sanat öğrencisi olan kızınızın geleceği hakkında endişelenmenizin ACAF’ı kurmanızda etkili olduğundan bahsetmişsiniz. Neden sanat öğrencilerinin gelecekleri için endişe duyuyorsunuz?

Yeni fikirler sanat alanında yeniliğin hayati koşuludur. İstisnalar kaideyi bozmaz, genellikle bu tür düşünceler genç sanatçılardan gelse de, genç sanatçılar sanat ortamlarında kendilerine bir yer edinmek konusunda zorluk çekebiliyorlar. Yeni fikirlerin ve bunları ifade biçimlerinin yetişmesini istiyorsak eğer, sanatçıları kariyerlerinin en başından itibaren desteklemek durumundayız.

0
3025
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle