16 KASIM, ÇARŞAMBA, 2016

Tercüme Edebilen Hikâyeler ve Duygular

Alp Sime 12 Ekim'de Leica Gallery İstanbul'da açılan “Ceratonia” başlıklı fotoğraf sergisinde sıradan insandan ve hayvandan; balıktan, sinekten melankoli - yalnızlık gibi duygular üretmiş ve aktarıyor. Fotoğraflarında sıradan canlılar üzerine yazılmış şiirsel hikayeler var. Fotoğrafları, renkten, karakterlerin yönlendirilmesiyle elde edilen kurgudan ve benzer müdahalelerden yoksunlar. Kentsel mekândan soyutlanan anlara, rastlantısallığa odaklanan siyah beyaz fotoğraflar. Belge niteliğinde veya bilgi aktarma hevesinde değiller, öyküleyici ve nükteli bir anlatımları var. 

Tercüme Edebilen Hikâyeler ve Duygular

Kendinizi fotoğraftaki bir balığa uzun uzun bakarken bulduysanız ve dahası balığı da hüzünlü bulmaya başladıysanız, bu yine de bir sorununuz olduğu anlamına gelmeyebilir. Barthes, bir fotoğrafın izleyicisini alıkoyduğu böyle anlara ‘gelivermek’ der. “Bu resim geliverir, öbürü gelivermez” diye açıklar.

Alp Sime’nin “Ceratonia” başlıklı sergisinde yer alan Kilise Bahçesinde Tavuk, isimli fotoğrafta, karanlık fon önünde ışıkta bırakılan bir tavuk odağımıza taşınıyor. Bir kontrast oyunu olarak çalışan bu teknik, Ağabeyin Fabrikası isimli fotoğrafta yineleniyor. Gündüz ışığında fotoğrafın diyaframı düşürülerek, karanlık iki binanın arasındaki güneş ışığı belirgin kılınmış ve fotoğrafçı bir kadını tam oraya, ışığa, sıkıştırmış. Böylece, fotoğrafın görünür plastik özellikleri, kentsel mekânın görünmez sakinlerine yeniden ve merakla bakmamızı sağlayan bir mevcudiyet kazandırıyor. Fotoğrafçı, karanlık, heybetli fonların önünde ışıkla imlenen, anonim ve ıssız yaşamlar önermiş. Sime’nin üretimi, zihninde yalnızlaştırdığı karakterleri kadraja aynı sadelikte aktarıyor ve kentsel mekânın yalnızlaştırdığı, günlük hayat akışının da sıradanlaştırdığı olgulara yoğun duygularla yaklaşılmasını sağlıyor.

Okul isimli fotoğrafta -eğik ufuk çizgisi sayesinde- iyice tekinsiz görünen bir bina kesitinde, bina duvarının oldukça tekinsiz detaylarını; sivri demirlerini fark ediyoruz. Demirlerin üstünde  hareket halinde beden parçaları görüyoruz. Fotoğraf mekânının ve başlığının aktardığı bilgiden, bir de beden parçalarının üstündeki eteklerden, okul duvarının demirlerinde cambazlık yapan kız öğrencilere baktığınızı çözüyorsunuz. Gündelik hayatın akışı içinde önemsizleşen bu detaylar, bu kez, boşluk duygusunu hissettiren açılar ve tekinsizlik hissi ile anlamlanıyor. Fotoğrafçı, okul binası gibi tanıdık bir çevrede rastlantısal olanın, henüz eskitilmemiş olanın izini sürüyor.

Sime, sıradan dünyadan bir anı, belli bir kadrajı, sade bir kompozisyonun içinde soyutluyor ancak bunu yaparken nesnenin gerçek kimliğini saklamıyor, nesnesine hassas bir bakış açısı ile yaklaşıyor bazen ışık oyunları, bazen dramatik kontrastlarla, kişisel bir anlam kazandırıyor. İzleyicinin Ceretonia seçkisinde yer alan fotoğraflarla kurduğu bağ  bu rejim içinde üretilen duygudan geçiyor.

Sanatçı, fotoğraflarını “Tercüme edebildiğim hikâyeler ve duygular var”  diyerek tanımlıyor. “Karmaşık olmamaları benim için önemli, hissedilebilir, en azından okunabilir olmaları için uğraşıyorum” diyor.  Göztepe Parkında Balık  fotoğrafını işaret ediyoruz kendisine bu kadar anonim bir konuda hüzün aktarabilen kişisel bir dilin nasıl yaratıldığını soruyoruz. “Yanlış kararlarla ortaya çıkmış harika bir yer” diyerek anlatıyor çekim mekânını. “Bu fotoğrafta sizin ilginizi çeken ögeler o akvaryumu bulup seyrederek de hissedilebilir. Bence tercüme zanaatı için iyi bir örnek olabilir o fotoğraf. ” yanıtını veriyor. Bir de uyarıyor;

“Şimdi bu fotoğraf sergiyi görecek olanlara eskisinden daha az şey ifade edecektir, belki daha da ilginç gelecektir, ama biraz büyüsü vardı demin, şimdi onu içinden çekip aldık beraber.  Bisiklet hırsızları filmini bir düşünün. Gerçekten nasıl yapıldığını bilmek ister miydiniz; örneğin yönetmenin aktörlerine bağırıp çağırdığı anları? İlginç ve faydalı bilgiler uğruna işleri kurban etmek iyi bir fikir değil. Ama kabul etmek gerekiyor ki fotoğrafın içinde en özgürce oynadığı yer görsel hafıza, bu balıkcağız da onun içinde dolaşıyor, bir boşluktan yararlanıyor”

Sergi, Leica Gallery’ de 3 Aralık tarihine kadar ziyarete açık.

0
2891
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle