11 TEMMUZ, PERŞEMBE, 2019

Sokak ve Binalar Küçüldükçe İzleyici Devleşiyor

Alper Bıçaklıoğlu’nun izleyiciyi devleştiren minik sokak tasvirlerinin yer aldığı “Powoq” adlı kişisel sergisi 17 Temmuz tarihine dek Pg Art Gallery’de ziyaret edilebilecek. Sanatçının minik sokaklarından dev evrenlere adım atmak için sergiyi ziyaret etmeyi unutmayın.

Sokak ve Binalar Küçüldükçe İzleyici Devleşiyor

“Grafiti ve street art sokak duvarlarını ben de minik sokakları üretiyorum” diyen Alper Bıçaklıoğlu’yla son sergisi “Powoq” , ilham kaynakları ve sokak sanatı üzerine konuştuk. 

Yaşamınıza ve çalışmalarınıza İzmir’de devam ediyorsunuz. Bu üretim pratiğinizi nasıl etkiliyor?

Sakin ve dingin bir yapım var ve uzun soluklu bir İstanbul geçmişimin ardından İzmir’in sakin rahat ve özgür yapısı üretimimi ve çalışmalarımı olumlu yönde etkiliyor. 

Sokak sanatı ve grafiti başlıca ilham kaynaklarınızdan. Bu iki disiplinin çalışmalarınızı nasıl etkilediğinden bahsedebilir misiniz?

1994 ve 2000 yılları arasında grafiti ve street art ile uğraşıyordum büyük yüzeyleri boyamaktan küçük ölçekli işlere yöneldim ve sokağın tüm detaylarını üretmeye başladım. Grafitili bir duvar o sokağı ve duvarı sanatsal bir boyuta taşıyor onun içinde geziyor. Her an şehrin bir köşesinden bizlerle buluşma halini seviyorum ve o anı o kareyi küçük ölçeklere taşıyor, donduruyorum. Grafiti ve street art sokak duvarlarını ben de minik sokakları üretiyorum. Sokakları binaları ve tüm detayları küçülttükçe izleyiciyi devleştiriyorum.

Maket tarzı minyatür yapı çalışmalarınız sadece belli konseptteki yapıları ele alıyor. “Sadece dışına sanat işlenmiş” yapıları ele aldığınızı söylüyorsunuz. Bunun bir sebebi var mı, bu fikriniz nasıl gelişti?

2010 yılından bugüne kadar resim, heykel, street art, graffiti ve serigrafi gibi farklı sanat disiplinleriyle ilgiliydim. Karma ve solo sergilerim oldu, farklı disiplinler farklı malzemeleri tanımama ve tecrübe etmeme olanak sağladı ve son üretimlerim olan diorama çalışmalarım kendimi ifade ettiğim ve özgürce ürettiğim tarzımı oluşturdu. Kendi dilimi dioramalarımda minyatür sokakları işleyerek buldum. Diorama çalışmalarımda grafiti ve street art’ın işlendiği duvar ve sokakları uyguluyorum. Grafitili duvarlar sanat eseri, sokaklar ise halka açık bir galeriye dönüşüyor. Ben de etkilendiğim ya da takip ettiğim grafiti sanatçılarından besleniyorum ve bir yerde o sokak ve grafiti çalışmalarını ölümsüzleştirmiş, arşivlemiş oluyorum. Lakin her an boyanabilir, üzeri cross’lanabilir (cross grafiti jargonunda bir grafitinin üzerinin boyanmasının adı) ya da üzeri afişlerle kaplanabilir.

Bu alanda çalışmaya nasıl başladınız? Grafitiden dioramaya nasıl yöneldiniz?

İşlerim diorama (minyatür) halini almadan önce sokakları tuval üzerinde işliyordum. Aynı konular üzerinden gitmiş olsam da tuval üzerindeki çalışmalarım ve işlerimin iki boyutla sınırlı malzeme içerisinde olması beni tatmin etmiyordu. Ben de üretimimi ve malzeme bilgimi minyatür sokaklarda geliştirmeye başladım. Çalışmalarımda hazır malzeme cnc ve lazer kesim gibi medyumlardan kesinlikle yararlanmıyorum farklı malzemeleri dönüştürmek ya da üretmekten keyif alıyorum ve bence bu durum işlerime daha samimi bir anlam katıyor. Örneğin sokaktan bulduğum metal bir levhayı kesiyor şekillendiriyor boyuyorum ve küçük bir kepenke dönüştürüyorum. Sokaktan gelen tekrar sokağa dönüyor birleşiyor ve dioramalarımda yeniden varoluyor.

Pg Art Gallery’de yer alan serginiz “Powoq” adını nereden alıyor? Nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?

“Powoq” benim sokak işlerimde, grafiti çalışmalarımda kullandığım sokak adım, sokaktaki tag’im. Ben de serginin ismini sokak adımla kullanmak istedim. Sergi uzun soluklu bir proje olarak başladı, yaklaşık üç yıl gibi bir süreç boyunca işleri araştırdım mekanların ve sokakların fotoğraf ve detaylarını arşivledim, dönüşüm malzemelerini toparladım. İşleri benimsedikten sonra üretmeye başladım, disiplinli bir atölye sürecim vardır hatta atölyeden pek çıkmayan sanatçılardanım diyebilirim. Heycanlıyımdır, atölyeme hep pozitif enerjilerle girer ve çalışırım. Bir sanatçı olarak güzel enerjilerle üretmeyi ve bu güzel enerjilerin işlere geçme durumunu severim ve izleyiciye bu duyguyu tam olarak geçirmek beni mutlu eder.

Çalışmalarınıza daha çok hangi muhitler konuk oluyor, buları nasıl seçiyorsunuz?

Sokağın her detayını fotoğraflıyorum. Doku, renk ve tüm detayları kodlayıp yazıyorum beynime. Bazen sokak duvarlarına müdahale ediyorum, sticker, tag, yazı eklemeleri, grafiti gibi elimde artık uygulama için tüm verileri topladıktan sonra uygulayacağım sokağın, binanın fotoğraflarını atölyemin duvarına asıyor ve tüm detaylarıyla o işi oluşturmaya başlıyorum. Önce bina oluşuyor mimari bir proje gibi, sonra doku boya ve renkler geliyor, ardından tüm detayları ekliyorum.

Sanatınızın progresif bir tavrı var. Bir şeylere parmak basıyor, belli noktalara dikkat çekmek istiyor. Siz bunu nasıl tanımlarsınız?

Üretimlerimde kendimi tekrar etmeyi sevmiyorum zaten konum sokak olduğu için aslında bir yerde sokağın sürekli ya da belirli zamanlarda kendini yenileyen bir yapısı var ben de bu yenilenme durumunu işlerime yansıtıyorum. Sokak tepkinizi ya da olaylara karşı tavrınızı çok net anlattığınız ve tüm insanlarla paylaştığınız bir alan ben de gündemdeki konuları olumlu-olumsuz yaşananları işlerimin içerisinde yer yer işliyorum.

Daha önce benzer çalışmalarınızla Step İstanbul’da yer almıştınız. Sizi başka fuar ve etkinliklerde görmemiz mümkün olacak mı?

Step İstanbul için 20x20x16 cm büyüklüğünde bir umumi tuvalet modellemiştim. Güzel de ilgi gördü, insanların tepkisi güzeldi. Hatta üç adet tuvalet kağıdım vardı sabitlemediğim birini çok seven biri almış. J Yeni sezonda birkaç farklı proje var. Karma sergiler, farklı ütopyalar yaratmak gibi girişimlerle, farklı disiplinlerden sanatçılarla eylül ekim aylarında izleyiciyle buluşmayı düşünüyoruz.

Gelecek projeleriniz arasında neler yer alıyor?

Dioramayı çok daha farklı uygulamak ve distopya ve ütopyalar üretmek istiyorum. Çevresel faktörleri, insan ve dünya ilişkisini konu almak ve tabii ki grafiti ve street art’ın içinde olmazsa olmaz olduğu dünyalar oluşturmak istiyorum. Pg Art Gallery’deki sergimde çok parçalı olan işim bunun mesajını veriyor aslında. Sergimi oluşturduğum süre içinde desteğiyle yanımda olan Sevde Hallaç, Pırıl Arıkonmaz ve tüm Pg Art Gallery ekibine teşekkür ederim. Tabii ki sizlere de.

*Alper Bıçaklıoğlu’nun “Powoq” adlı kişisel sergisi 17 Temmuz tarihine dek Pg Art Gallery’de ziyaret edilebilecek.

0
1450
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle