01 ŞUBAT, PAZARTESİ, 2016

Sıradanlığın Sanatı

Pop-Art 1960-1970’lerde Türkiye’yi teğet geçerken ancak 2010’ların Türkiyesi’nde kendine bir yer bulmaya çabalıyor. Ardan Özmenoğlu da “Abilerim Ablalarım” ismini verdiği sergisinde kaybedilen bu yılları telafi etmek istercesine topyekün bir popüler kültür avına çıkıyor.

Sıradanlığın Sanatı

Türkiye’de Pop Art var mı? Campbell's Konserveleri, McDonald’s hamburgerleri, Coca-Cola ve bilumum popüler figürlerden beslenen Pop-Art'ın faydalandığı temel kaynak, tüketim toplumu ve kültürüyle kurduğu birebir ilişki olduğu için sanatsal bir üretimi değil, daha çok sanatsal bir tüketimi ifade eder. Pop-Art 1960-1970’lerde Türkiye’yi teğet geçerken ancak 2010’ların Türkiyesi’nde kendine bir yer bulmaya çabalıyor. Ardan Özmenoğlu ise popüler kültür avına çıkarak  bu yılları telafi etmek niyetinde.

“Abilerim Ablalarım”, Türkiye sanat camiasında çok da alışılmadık şekilde İstanbul’daki Öktem&Aykut Galeri ile Ankara’daki Galeri Siyah Beyaz’da aynı anda sergileniyor. Sergiler her iki galeride de 17 Şubat’a kadar görülebilecek. Özmenoğlu Türkiye’nin kültürel kodlarını günlük hayatta görmeye çok alışık olduğumuz, görmekle beraber satın aldığımız, tükettiğimiz ve kimi zaman anlamlar yüklediğimiz objeler üzerinden okumaya çalışıyor. Bu okumayı yaparken kullandığı teknik ise alışılmadık bir tarza sahip. Sanatçı işlerin büyük kısmında metodolojik bir formla yerleştirilmiş post-it not kağıtlarının üzerine ipek baskı ve boyama tekniğini kullanıyor. Post-it yapmadığı eserlerinde ise daha çok hazır bulunmuş obje ve neon kullanıyor. Ardan Özmenoğlu kullandığı malzemeyle hem kendine, hem de izleyiciye küçük notlar bırakıyor, hatırlatmalar yapıyor. Günümüzde yaşanan referans bolluğu içerisinde unutulmaması gerektiğine inandığı şeylerin altını çiziyor.

Öktem&Aykut Galeri’nin hemen girişindeki koridorda izleyiciyi Türkiye’nin en büyük tüketim objesi olan İstanbul’un karşılıklı yerleştirilmiş iki silueti karşılıyor: İstanbul I ve İstanbul II. Görüntüde olağandışılık yok. Her gün görmeye alıştığımız iki İstanbul resmi... İzleyiciyi kışkırtan ise post-itlerle birleştirilmiş imgeyi parçalayıp tekrar birleştirebilme dürtüsü. Bu şekilde pastadan herkesin pay alması mümkün. Devasa tüketim objesini Yeni Rakı, Billur Tuz, Nuri Leflef kundura cilaları ve Malazlar Kibrit gibi geçmişte veya günümüzde pazarda, markette görmeye alışık olduğumuz objeler takip ediyor. Yeni Rakı’nın ve Nuri Leflef’in başrolde olduğu Şerefe serisi ve Ayaklar Baş Oldu işleri Öktem&Aykut Galeri’de yer bulurken, Kibritçi Kız ve 3 Beyazlar, Akar Akar Akar serileri ise Galeri Siyah Beyaz’a yerleştirilmiş durumda.

Türkiye’de yakın dönemden günümüze kadar gelen tüketim objelerine bir ışık tutmayı amaçlayan Özmenoğlu, bazıları artık piyasada olmayan ürünlerle de izleyiciye bir popüler tarih nostaljisi yaşatmaya çalışıyor. Bu objelerin arasında en çok anlam atfedileni hiç kuşkusuz rakı. Bu sebeple, Türkiye popüler kültürünün en birleştirici objelerinden biri olan rakı şişesinin yakın zamanlarda farklı sanatçılar tarafından kullanılması bir tesadüf olmasa gerek. Ali Cabbar, Nisan 2015’te Operation Room’da gerçekleştirdiği sergisinde de rakı şişesini izleyiciye ‘bir teselli ilacı’ olarak sunmuştu. Tek bir farkla: Ali Cabbar’dan önce bunu yapan bildiğim kadarıyla olmamıştı.

Özmenoğlu aynı şişeyle dertlerimize derman olmaya çalışıyor mu bilinmez ama Türk Polisi Yakalar isimli eserinde popüler kültürün yalnızca obje ile aynı zamanda söylemle de alakalı olduğunu hatırlatıyor izleyiciye. Bu esere benzer bir şekilde bir viagra kutusunun üzerine neon yazıyla “kaldıramazsan kaldırırlar” şeklinde tasarladığı Söyle, klişeleşmiş söylemlerin peşinden gidiyor. Özmenoğlu bu sergisiyle bir bakıma, sanatsal üretimde de Pop-Art’ın imge tekrarı ve sıradanlığını gittikçe ne kadar benimsediğimizin altını çiziyor.

0
5232
6
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle