22 ŞUBAT, PAZARTESİ, 2016

Shezad Dawood: Zaman ve Mekandan Azade

Shezad Dawood’un Galerist’teki sergisinin başlığı sanatçının derdini çok iyi özetliyor: “Zaman ve Mekana Bağlı Kalmak Neden”. Bu retorik soru bir serzeniş de içeriyor; sanat denilen ucu açık ve müphem pratiğin ‘tarih-coğrafya’ koordinatlarına oturtulması sanatın ‘büyüsü’nü kaçırıp, özerkliğini zedeleyebiliyor. 

Shezad Dawood: Zaman ve Mekandan Azade

Daha önce de birkaç yazıda bu sanatın özerkliği meselesinden bahsetmiştim; dünyaya siyasi anlamda angaje tepkiler verirken, sanatın sosyolojiye ya da estetize bir siyasi hamleye dönüşmesi, dış dünyaya, dünyanın olaylarına –ki çoğu zaman trajikliğiyle insanı ‘susturan’ olaylar bunlar- fazlasıyla bağlı bir sanat ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Böylece de insanı bilinmez ve tarifi zor tecrübelere sevk eden ‘müphem’ işler yerine, sosyolojik ve siyasi okuma tahtası işlevi gören ‘aleni’ işler üretilebiliyor. 

Dawood’un ‘zaman ve mekan’dan, ya da ‘tarih ve coğrafya’dan özgürleşmek istemesi manidar zira melez kökenleri (Londra doğumlu, Pakistan-Hindistan asıllı olması) dolayısıyla kültürel tarih ve coğrafyanın baskısını (ya da en azından etkisini) fazlasıyla hissetmiş, işlerinde de bunlara sık sık yer vermiş. Bu sergideki işler ise son derece şahsi (evet, şahsi olan da bir dereceye kadar toplumsaldır ama yine de ‘şahsi-toplumsal’ diye bir ayrım var, inkar etmeyelim) bir evrenden sesleniyor ve insanı tanımı zor ya da çok fazla tanım gerektirmeyen, müphem ve biraz da ‘vecde yakın’ bir deneyime davet ediyor. Bu deneyimin kapısını aralamak için de video işlerinde bazen uğultulu bir tekrara bazen de görüntüleri üst üste bindiren bir hamleye yaslanıyor. I’m so in, I see ravel (kabaca, ‘o kadar içindeyim ki bir karışıklık görüyorum’ diye çevrilebilir) adlı dijital video işinde kendi ekseninde dönen, antik Yunan heykellerini andıran bir baş uğultu ve baş dönmesine yol açarak, bir nevi vecd hali yaratıyor. 7669 adlı video işinde ise birbiriyle alakasız görünen görüntüler üst üste bindirilerek bir dizonans ve yer yer David Lynch’i akla getiren bir tekinsizlik yaratılıyor. 

  • Shezad Dawood, Im So In I See Ravel, Digital Animation, 2015 (video still) 
  • Shezad Dawood, Im So In I See Ravel, Digital Animation, 2015 (video still) 
  • Shezad Dawood, Im So In I See Ravel, Digital Animation, 2015 (video still) 

Shezad Dawood, Im So In I See Ravel, Digital Animation, 2015 (video still) 

Bu video işlerinin tam adını koymak ve tanımlamak pek mümkün değil, izleyeni de bir tanımlama ve anlama halinden çok, bir tanık olma ve kaybolma deneyimine davet ediyorlar zaten. Dijitalin zaman ve mekandan azade olma imkanına, içerik olarak ‘anlamdan’ azade olma hakkını da ekliyorlar. Dawood’un video işlerinde, 90’ların sonunda ortaya çıkan ve eski ‘saykodelik’ müziği yeniden, günümüz ‘teknolojisine’ de işin içine katarak canlandıran Tame Impala, Empire of the Sun ve Yeasayer gibi ‘neo-saykodelik’ grupların video-estetiğine yakın duran ‘transandantal’ ve gnostik bir hal bulmak mümkün. Bu hal, ‘anlam’ denilen şeyi hem yok ediyor hem de genişletiyor; işin püf noktası da bu zaten.    

Nedendir bilinmez, Shezad Dawood neon işlere çok düşkün. Daha önce ‘Allah’ın’ sıfatlarını neonlarla yazıp, kutsallığı dünyevileştirmeye de girişmiş olan Dawood, bu sergide de neon çubuklarla karşımıza çıkıyor. Bu neon işler de aslında –en azından sergi salonuna yaydıkları puslu ışıkla- bahsettiğim ‘neo-saykodelik’ atmosferi besliyor. Ne anlattıklarına gelince: Bir şey anlatmak, bir şeye işaret etmekten ziyade, anlamı kanallarını kapatan bir meydan okuma gibi duruyorlar. Görsel imgenin anlama tercümesine direniyorlar bir bakıma. Neon işler son zamanlarda sarkastik eleştirilerin hedefi oldu haklı olarak. ‘Her sanatçının bir neon işi olmalıdır’ türünden, yine neonla yapılan işler, bu fazla kullanılan aracın düştüğü karikatürize duruma işaret etmek için yeterli. Dawood belki de bu neon eleştirisine bir cevap olarak, sergide neon işlerin kopyalarını kumaş üzerine işlemiş. Aynı neon iş hem duvarda parıldıyor, hem de kumaş üzerine işlenmiş, tahta çerçeve içinde sunuluyor. Teknoloji-merakı, kitsch-pop kolaycılığı gibi olası eleştirilere iyi bir cevap olmuş bu. 

Velhasıl, serginin yarattığı bu “başka türlü” deneyim hali takdire şayan. Fakat insana başka bir görsel / düşünsel alana girme imkanı sunan bu ‘zamandan-mekandan-azade’ serginin şöyle bir eksiği var: Sergilenen işler tam bir koza örmeye yeter miktarda değil. Yani nitelik olarak tamam ama nicelik açısından zayıf duruyor. Bu da ister istemez serginin yarattığı tecrübenin yoğunluğunu hafifletiyor. İlerleyen yıllarda Dawood’un işlerini daha kapsamlı bir retrospektifle görmek iyi olabilir. Ancak şimdilik sanatçının Galerist’te yer alan sergisini ziyaret edebilirsiniz. Son tarih: 1 Mart.

0
1177
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle