18 OCAK, PAZARTESİ, 2016

Sefahat, Özgürlük ve Hapis Mekanı Balkon

Galeri Apel’de 23 sanatçının 28 farklı eseriyle gerçekleştirilen “Balkon” isimli sergisi izleyiciye balkonun kabaca sadece bir mekan olmadığını ilişkiler ağında örülmüş bir hiyerarşi, düzen, karmaşa, baskı ve rahatlık aracı da olduğunu hatırlatıyor. 

Sefahat, Özgürlük ve Hapis Mekanı Balkon

Küçük bir kutunun içinden havaya tecavüz eden bir çıkıntı… Evin nefes alan bölümü… Kimi zaman bele kadar uzanan demir parmaklıklarıyla yarı açık bir cezaevi, çevrede olup bitenin izlendiği ancak müdahil olmanın hemen hemen imkansız olduğu bir hapis. Bazen dışarıyı etkisi altına alan bir kontrol kulesi, bir panoptikon. Hayallerde evcilleştirilmiş, çiçeklerle bezenmiş, sıcak çay ya da soğuk bira yudumlanan bir sefahat mekanı. Gerçekte evin bir bölümü, ıslak çamaşırların kurumaları için terkedildikleri küçük mekan.

Galeri Apel “Balkon” isimli sergide bu çok amaçlı ve çok niyetli küçük mekanı bir “gündelik yaşam” derdi olarak sergiliyor. Bunu yaparken de “balkon”un ruhuna uygun davranarak onu bir beyaz küp içine hapsetmeden zevkli dekore edilmiş bir evi andıran galeri mekanının içine yerleştiriyor. Bu mekan içinde izleyici kendini balkonun farklı amaçlarını görmeye çalışan bir okuyucu ruh halinde buluyor. Balkon kimi zaman bir tiyatro sahnesine dönüşüyor, kimi zaman bir politika kürsüsüne, bazen bir müdahale zemini oluyor, bazen bir tribün.

  • nevzat sayın, ‘’asimetrik komşuluk’’, inkjet baskı ve akrilik levha, 40x80 cm, 3+1 (AP)
  • leyla sakpınar, ‘’balkon konuşmaları’’, karışık teknik, yerleştirme
  • esra carus gülaydın, ‘’kabataş 1-4’’, karton kesme, kolaj, ‘’kabataş 1’’, 145x53 cm, ‘’kabataş 2’’, 145x80cm,‘’ kabataş 3’’, 145x63 cm,‘’kabataş 4’’, 145x53 cm
  • esra carus gülaydın, ‘’ kabataş 3’’, 145x63 cm

esra carus gülaydın, ‘’ kabataş 3’’, 145x63 cm

Galerinin girişinde hemen sağ tarafta yer alan Nevzat Sayın’ın Asimetrik Komşuluk isimli eseri yerleştirilmiş. Sayın bir yandan farklı balkonların birbiriyle kurduğu üstü kapalı ve asimetrik ilişkilerin bir haritasını sunuyor. Diğer yandan mimari bir öğe olarak balkonu tanımlama işlevini yerine getiriyor. Bu işin tam karşısına yerleştirilmiş olan Leyla Sakpınar’ın Balkon Konuşmaları Türkiye balkonlarında en çok gördüğümüz nesneleri galeri mekanının tam ortasına yerleştirmiş. Sakpınar da Sayın gibi nesneleri ilişkisel bir formda sunarak balkonun dışa açık ve ilişkisel şeklini günlük nesnelerin yardımıyla gösteriyor.

Dışa açıklık ve ilişkisellik çoğu zaman özgürlüğü çağrıştırır. Her ne kadar balkon bir açık hava mekanı da olsa sınırlıdır. Galeri mekanının üst katına merdivenden çıkarken cam bir rafın üzerine yerleştirilmiş Hande Varsat’ın Ölü Doğa’sı izleyicinin kafasının üzerine düşebilirmiş izlenimi verirken, bir yandan da “balkon”un limitleri, kısıtları ve tehlikeleri üzerine izleyiciyi uyarıyor. Can Göknil’in Misafir’i ve Kurucu Koçanoğlu’nun Balkon’u de bu uyarıya katkıda bulanarak, her tarafı kapalı, sınırlı, parmaklıklı mekanlar üreterek balkondan bir nevi hapishane çağrışımı çıkarıyorlar.

Bir hapishane olsa da kaçış yolları her zaman var. Maria Sezer Gel isimli yerleştirmesinde hem izleyiciyi hayali bir balkona davet ederken, hem de aynı yolun çift yönlü çalışabileceğini, tavandan sarkan yapay saçtan yapılmış halatın balkona ulaşma aracı olduğu gibi, bir yandan da balkondan kaçış yolu olduğunu hatırlatıyor izleyiciye.Bir hapishane olsa da kaçış yolları her zaman var. Maria Sezer Gel isimli yerleştirmesinde hem izleyiciyi hayali bir balkona davet ederken, hem de aynı yolun çift yönlü çalışabileceğini, tavandan sarkan yapay saçtan yapılmış halatın balkona ulaşma aracı olduğu gibi, bir yandan da balkondan kaçış yolu olduğunu hatırlatıyor izleyiciye.

  • hande varsat, ‘’ölü doğa’’, hazır malzeme, yerleştirme   
  • hande varsat, ‘’ölü doğa’’, hazır malzeme, yerleştirme   
  • kurucu koçanoğlu, ‘’balkon’’, tuval üzerine karışık teknik, 130x65 cm

kurucu koçanoğlu, ‘’balkon’’, tuval üzerine karışık teknik, 130x65 cm

Balkon’un mekânsal göndermeleri yalnızca özgürlük ve esaret ile sınırlı değil. Aynı zamanda balkon bir egemenlik aracı ve bu aracın getirisi olarak bir hitabet kürsüsü. Politikacıların bir performans alanı olarak da kullandığı bu kürsüyü, Yıldız Şermet Minare isimli yerleştirmesinde günümüzde en çok kullanılan kontrol mekanizması formuna büründürmüş. Hemen onun karşısında yer alan Endam Acar’ın Sessiz Çoğunluğu, kibrit kutusu balkonlarda duran kibrit çöpleri egemenlik performansının sonucunu müjdeler nitelikte yanmışlar.

Neyse ki balkona çıkanlar yalnızca egemenler değil. Esra Carus Gülaydın’ın Kabataş serisinde politik hitabet kürsüsünü bu kez FEMEN üyeleri kullanıyor. Zerafet içerisinde kotarılan bir direniş balkonun ona bakanı etkisi altına alma yönündeki işlevine de vurgu yapıyor.

Balkon sadece üzerinde durulan bir beton parçası, binanın dışına taşan bir çıkıntı değil. Açık ve kapalı haliyle bir yaşam alanı. Galeri Apel’de 23 sanatçının 28 farklı eseriyle gerçekleştirilen “Balkon” isimli sergisi izleyiciye balkonun kabaca sadece bir mekan olmadığını ilişkiler ağında örülmüş bir hiyerarşi, düzen, karmaşa, baskı ve rahatlık aracı da olduğunu hatırlatıyor. Sergi 17 Aralık-30 Ocak tarihleri arasında ziyaret edilebilir.

0
3391
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle