25 EYLÜL, CUMA, 2015

Sanat İyileştirir, Sanat Birleştirir

EKAV/Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı ve Ekavart TV Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı İnci Aksoy ile EKAV’ın önümüzdeki dönem projeleri, sanat-sosyal medya ilişkisi ve Türkiye’deki koleksiyonerlik üzerine konuştuk.

Sanat İyileştirir, Sanat Birleştirir

Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı (EKAV) nasıl kuruldu, nasıl bir misyon ile yola çıkıldı?

Vakfımız EKAV/Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı 23 Kasım 1991 yılında eğitime, kültüre, sanata destek vermek amacıyla ve Türkiye’de ilk çağdaş sanat müzesini açma düşüncesiyle kuruldu. Müze olarak düşündüğümüz yerle ilgili gerekli izinler alınamayınca, 10 yıl kadar Zincirlikuyu’da Ekav Sanat Merkezi olarak çalışmalarımızı sürdürdük. Son yedi yıldır da Süzer Plaza’dayız.

‘’Sanat geliştirir, sanat iyileştirir, sanat birleştirir’’ sloganı ile kurulan vakfımızın misyonu sanatın toplumun her kesimine ulaştırılması ve geleceğin genç sanatçılarına eğitim bursları verilmesini kapsıyor. 2008 yılından itibaren vakfa bağlı olarak hizmet vermekte olan Ekavart Gallery’de çağdaş sanatın genç ve orta kuşak temsilcilerinin çalışmaları ile kişisel gelişim seminerleri, kitap imza günleri, müzik dinletileri ve proje sergiler düzenleniyor.

Önümüzdeki dönem için EKAV'ın projeleri nelerdir, hangi sergilerle karşılaşacağız?

Bienale paralel etkinlik olarak düzenlediğimiz 01 Eylül-03 Ekim 2015 tarihleri arasında devam edecek olan ALACA/ Leyla Alaton Koleksiyonu’ndan seçmelerden sonraki planlarımız arasında Jackie Arditty’nin ‘’Umudun Işığı’’ adlı kişisel sergisi, bursiyerlerimizin ve genç sanatçıların karma sergileri ile bir yarışma yer alıyor.

Biraz da Ekavart TV'den bahsetmek isterim. 2008'de kurulan Ekavart TV'den günümüze dek sergi videosu alanında birçok gelişme oldu, Ekavart TV bu gelişmelerden nasıl etkilendi?

2008 yılında başladığımızda video bu kadar yaygın değildi şimdi ilerleyen teknoloji ile tanıtımlar tamamen videoya döndü. Bu durum insanların daha çok ilgisini çekiyor, çünkü toplum olarak da okumaktan çok seyretmeyi seviyoruz; bu da bize Ekavart TV’nin ne kadar doğru yolda olduğunu gösteriyor.

İlkleri denemek cesaret istiyor, siz Ekavart TV'yi hayata geçirirken hiç endişe etmediniz mi?

Ben hem kendi çocuklarımı hem de gençleri gözlemleyen biriyim. Çocuklarım küçükken hep televizyon önündeydiler. Zaman ilerledikçe, bilgisayar başında sosyal medya mecralarında zaman geçirmeye başladılar. Facebook’ta sosyalleşiyorlardı. Ben de gençleri sanat ortamında sosyalleştirmek istedim. Ayrıca yurt dışındaki okullarda çocukların sanatla yönlendirildiğini ve bunun gençlerin gelişiminde ne kadar önemli olduğunu gördüm. Bir de galeriye gelen gençlere “Bizi nereden buldunuz?” diye sorduğumda hep “İnternetten” diyorlardı. O zamanlar internetin önemini görmüştüm. Yine danışmanlık yaptığım Cine 5, Show TV’de ve uzun yıllar yöneticilik yaptığım Marie Claire dergisinde yaptığımız araştırmalardan halkımızın nelere ilgi duyduğunu biliyordum. İşte bu bilgi ve tecrübelerle Ekavart TV fikri doğmuş oldu. Tabii bu projeyi en başta hayata geçirirken biraz zorlandık, çünkü benzeri yoktu. Benim hayal ettiğim haline getirebilmek bir yıl kadar zamanımızı aldı. Ekavart TV, Ağustos 2008’de Türkiye’nin ilk online sanat televizyonu olarak yayın hayatına başladı. Bu yıl da yedinci senemizi kutluyoruz.

İnternet kullanımının popülerleşmesi insanları sergilerden, sinema ve kitaplardan uzaklaştırıyor mu sizce?

Son yıllarda internet kullanımındaki yoğun artış, internetin insanların hayatına yön veren olgular arasına girdiğini gösteriyor. İnternetin yaygınlaşması ile insanların psikolojileri, yaşayış tarzları ve tercihleri de hızla değişmeye başladı. Günümüz insanı yoğun telaş içinde yaşadığı hayatında artık gezip görmek istediği yerleri kolayca internet üzerinden görebilir, ulaşmak istediği bilgiye kolayca ve zaman kaybetmeden ulaşabilir hale geldi. İnternet üzerinden sinema ve kitaplara ulaşabilmek, yararlı film ve videolar izleyebilmek ve dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilmek dünyaya entegre olmamızı sağlıyor.

Sanatseverler sergiyi gezmek yerine Ekavart TV izlemeyi tercih ediyorlar mı, nasıl yorumlar alıyorsunuz?

Kültürel etkinlikler genel olarak İstanbul’da oluyor halbuki Ekavart TV ile hem Türkiye içinden hem de yurt dışından bir tıkla sanata kolayca ulaşılıyor. Şu anda Ekavart TV’de dünyanın dört bir yanından günde 50 ile 75 bin arası ziyaretçi ve ayda 1 milyon video görüntüleniyor, bu da sanat adına çok güzel bir gelişme. Ülkemizde birçok üniversitenin Güzel Sanatlar Bölümleri’nde, derslerde kaynak olarak videolarımızdan faydalanılıyor, Türkiye’nin en geniş sanat arşivini oluşturduk.

EKAV'ın sahip olduğu bir de koleksiyon var. Nasıl oluştu bu koleksiyon ve koleksiyona ait eserleri nerede sergiliyorsunuz?

Ekavart Gallery’de düzenlenen sergilerde sanatçılarımız vakıf arşivine sergi sonunda birer eserlerini bağışlıyorlar, böylece vakfımıza ait koleksiyonumuz oluşuyor. Henüz böyle bir sergi yapmadık ama ileride vakıf koleksiyonumuzu kitap ve sergi projesi ile sanatseverlerle paylaşmayı düşünüyoruz.

Türkiye'deki koleksiyonerliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde çağdaş sanatların yükselmesiyle birlikte özellikle resim ve antika objeler üzerine olan koleksiyonlar hızla artmaya başladı. Son yıllarda yapılan fuarlar ve bu fuarlara yurt dışından katılımlar uluslararası diyaloğun artmasında etken oldu. Bu da sanatın ve koleksiyonerliğin yaygınlaşmasını sağladı.

Türkiye, koleksiyonerlik açısından son yıllarda oldukça önemli mesafeler kat etti. İş dünyası arasında gittikçe popüler olan koleksiyonerlik, hobiden çıkıp artık bir prestij göstergesi olarak itibar görmeye başladı. Aynı zamanda ciddi yatırım aracı olarak da görülüyor tabii. Türkiye’nin zengin aileleri ellerindeki koleksiyonları artık müzelerde sergileyerek, halka da açmaya başladılar. Batı’ya göre geç de olsa artık Türkiye’nin hatrı sayılır bir koleksiyonerler topluluğu var.

Sanatla bu kadar iç içe olup, işin mutfak kısmında yer almak istemediniz mi hiç? Sanatın herhangi bir dalıyla ilgileniyor musunuz?

Uzun yıllar koleksiyoner olarak sanatla hep iç içe yaşadım. Sanatın içinde olmak insana mutluluk veren bir olgu, tatillerim bile sanatla ilgili oluyor. Sanatla ilgili değişimleri, yenilikleri yakından takip ediyorum, birikimlerimi sosyal medyada sanatseverlerle de paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

Diğer sorunuza gelince, sanat benim için her zaman vazgeçilmez olmuştur. Hayatın kendisini sanat gibi görürüm. O yüzden sanatın tüm disiplinleriyle ilgilenmek beni mutlu ediyor. Genç kızlığımda şiir yazdım, mandolin çaldım, sonraları yurt dışında kaldığım sürelerde gezdiğim müzeler, sanata olan ilgimi daha da arttırdı. Son zamanlarda, her sabah yaptığım yürüyüşlerde kuşlarla aramda güzel bir sevgi bağı oluştu, onları fotoğraflamaktan keyif alıyorum. iPhone ile çektiğim için bu fotoğtaflar şimdilik bir hobi olarak kalıyor olsa da ileride kitap ve sergiye dönüşebilir.

Günümüzde sosyal medyanın sanatın gelişimi ve yaygınlaşmasına büyük ölçüde etkisi olduğu ortada. Siz de Instagram hesabınızı aktif bir şekilde kullanıyorsunuz. Özellikle son yıllarda sosyal medya ve sanat ayrılmaz bir ikili oldular, bu konuda düşünceleriniz neler?

Teknolojik gelişme ile sosyal medyanın yaygınlaşması sanata erişimi kolaylaştırdı. Sosyal medyayı çok önemsiyorum ve sanatın yaygınlaşması için çok önemli bir platform olduğunu düşünüyorum. Gittiğiniz sanat etkinliklerini anında takipçilerinizle paylaşarak kendi medyanızı oluşturuyorsunuz. Hele ülkemizde medya tarafından sanata çok az yer verildiğini düşününce... Zira New York Times gibi büyük gazeteler her gün sayfa sayfa sanat ekleri veriyor, bu eklerle gazete hatta hafta sonları 20-25 sayfayı buluyor. Bu bağlamda ülkemizde sosyal medyanın önemi ve sanatın yaygınlaşmasına katkısı çok büyük.

0
1817
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle