12 NİSAN, ÇARŞAMBA, 2017

Renkli Kompozisyonların Gizemli Şifresi

Hayal Pozantı, bilişim tarihinden ve istatistiklerinden ilham alarak oluşturduğu resimlerinin yer aldığı “.tr” adlı sergisiyle Dirimart Nişantaşı’nda sanatseverlerle buluştu. Sanatçının Türkiye’de bilişim tarihinin çeşitli dönüm noktalarını yorumladığı sergisi, şifrelenmiş ve çözülmeyi bekleyen renkli kompozisyonların gizemli hikâyesine davet ediyor.

Renkli Kompozisyonların Gizemli Şifresi

“Dünyada varolmayan şekiller oluşturmak mümkün mü?” sorusundan yola çıkarak araştırmalarına başlayan Hayal Pozantı, kendine ait bir şekil sistemi oluşturmuş. Bu şekil sisteminin özgün örnekleriyle karşılaşabileceğimiz sergi kapsamında sanatçıyla “Instant Paradise” adını verdiği anlatım dili, gizemli şifreleri, New York’ta yaşamanın üretim pratiğine etkilerini konuştuk.

Resimlerinizde bilişim tarihi ve istatistikten ilham alıyorsunuz. Peki üretim aşamanızda nelerden besleniyorsunuz?

Öncelikle odaklanmak istediğim özel bir konu varsa onu belirliyorum. Daha önceki sergilerimde, “yapay zeka ve insanı farklı kılan nedir?”, “makineler ve insanların birleşimi günümüzde nasıl oluyor?”, “gelecekteki insan ırkı makinelerle nasıl simbiyotik bir varoluş sürdürebilir?” gibi çeşitli sorulara cevaben yaptığım araştırmalara dayalı rakamlar toplamıştım. Bu rakamları toplamak için konu ile ilgili yapılmış olan resmi istatistiklerden faydalandığım gibi, tarihi araştırmalar, bilimsel makaleler ve gazete haberlerini de inceliyorum. Araştırmalarımın sonucunda elimde çok fazla sayı oluyor. Bu sayılardan bir kısmını seçip, her rakam için tek tek çalışma yapıyorum.

Anlatım dilinizi “Instant Paradise” olarak tanımlıyorsunuz. Yazılı ifadeleri görsel kompozisyonlara dönüştürdüğünüz diliniz nasıl ortaya çıktı?


Alfabeyi, alfabe oluştacağım gibi bir kaygı ya da amaçla oluşturmadım. Bu, zaman içinde farkettiğim bir olasılık oldu. Öncelik olarak hedefim, “dünyada varolmayan şekiller oluşturmak mümkün mü?” sorusuna cevap vermekti. Bu soruya cevap verebilmek için ilk etapta dünyadaki çesitli antik çağ medeniyetlerinin yazı ve iletişim sistemlerini araştırmaya başladım. İnsanlar şimdiki gibi birbirleriyle iletişim halinde olmasalar da, birbirine çok benzeyen şekiller ve yazı teknikleri geliştirmişler. Bu tekniklerden birini kendime çok yakın bulup, kendim de ilk şekillerimi böylece çıkardım. İlk şekilleri yaptıktan sonra diğerleri su gibi akmaya başladı. Ne olduğunu bilmeden, defterler dolusu şekil çiziyordum. Bu çizdiğim şekillerden önce rastgele şekiller seçerek resimler yapmaya başladım. Bu rastgele şekillerden bazılarına daha çok yatkınlığım olduğunu farkedince, hangileri olduğunu belirlemek istedim. Eleme sürecinin sonunda elimde 31 şekil kaldı. Bu 31 şekli, bir şekilde bilgisayara aktarmaya çalıştığımda font programında birer harf seçmem gerekti. Böylece, elimde bir şifreleme alfabesi oluştu. Bu birebir tanımlamayı yapınca, şekillere harflerin yanı sıra birer de rakam belirlemeyi düşündüm. 31 şekilden olusan Instant Paradise'taki her şeklin hem bir harf hem de bir sayı karşılığı var. Alfabeyi aslında “alfabe” değil de şekil sistemi olarak tanımlamak daha doğru olur. Çünkü her şeklin hem bir harf hem de rakam karşılığı var. Onun da dışında kendi içinde gramatik bir yapısı yok. Yani bir çeşit yer tutan şifreleme sistemi için bir araç bu şekiller. 

Seyircinin bu dili çözmesi mi daha çok sizi mutlu eder, dilinizin gizemli kalması mı?

Gizemli kalırken bir yandan da çözmeye yakın hissedilmesi hoşuma gider. Şekilleri gördükçe aşinalık hissi olması, resimden resime bakarken “a bu şekil burada da var” gibi bir farkındalıkla sergiyi gezmeleri beni mutlu eder.

“.tr” Türkiye’deki ilk kişisel serginiz, sergi fikri nasıl ortaya çıktı? Eserler sergiye özel mi üretildi?

Türkiye'yi ve rakamları düşündüğüm zaman aklıma öncelikle karamsar konular geldi. Ancak, global olarak içinde bulunduğumuz karamsar günlere ayna tutmak yerine, dünyaya umut, optimizm ve hatta ütopyamıza yeniden pozitif inanç getirecek bilgilere odaklanmak istedim. Kişisel olarak Türkiye'nin bilişim tarihi ile herhangi bir eğitimim ya da bilgim olmadığını farkettim ve etrafımdaki çoğu kişinin de bu bilgilerden habersiz olduğunu düşünüyordum. Aklımdaki bazı temel soruları internette araştırmaya başladım. Türkiye'ye ilk bilgisayar ne zaman geldi? İlk internet kafe ne zaman açıldı? Aynı zamanda da Türkiye İstatistik Kurumu'nun sayfasında konuya dair güncel veriler bulunca heyecanım daha da pekişti. Benim için çok keyifli bir araştırma süreci oldu. Hem sergiyi oluşturan resimleri yaratmak, hem de Türkiye'nin tarihine katkıda bulunabilecek belgeler hazırlamak beni çok mutlu etti. Dirimart ile beraber bu sergiyi kapsayan bir kitap üzerinde de çalışmaya başlıyoruz. Böylece sergi sayesinde ortaya hem güzel bir sanat kitabı hem de Türk bilişim tarihini içeren bilimsel bir kitap çıkmış olacak.

Sergi adı nereden geliyor?

“.tr”, Türkiye'nin internet kodu. Türkiye menşeli web sitelerine arzu edilerse, “.tr” tanımı ile hangi ülkeye ait olduklarını belirtmek mümkün. Serginin ismini düşünürken, Türkiye'nin bilişim tarihine bu şekilde gönderme yapabileceğimi düşündüğüm için bu ismi seçtim.

Sembolik bir anlatımınız var, resimleriniz arasında istatistiki bilgiler gizli. Örneğin; IBM’in Türkiye’de faaliyetlerine başladığı yıl veya ilk internet bağlantısının gerçekleştiği yıl gibi çeşitli önemli tarihler ve internet erişimine sahip hanelerin oranı… Bu gizemli şifreleri çözmenin yolu nedir?

Eğer hangi şeklin hangi rakama denk geldiğini gösteren bir sembol haritanız varsa, şifreleri çözmeniz mümkün olabilir. Ama tabii şöyle bir detay da söz konusu: Rakamları oluştururken subjektif kararlar alıyorum. Örneğin, 13 sayısını “yazabilmek” için, istersem 1 ve 3 rakamlarını temsil eden şekilleri seçebilirim veya 8 ve 5 rakamlarını “toplayabilirim” ya da 10 ve 3 rakamlarını “toplayabilirim”. Bu subjektif şifreleme sistemi, resimlerin deşifre edilmesini biraz daha güç kılıyor. İmkânsız değil elbette. Velhasıl, işlerin tamamamının başlığından hangi rakamı ifade ettiğini öğrenmeniz mümkün.

Sayı ve sembollere olan özel ilginiz nereden geliyor?

Rakamlarla ilk ilgilenmeye başlamam, okuduğum neredeyse her makalede toplanan verilerle ilgili örnekler ve zaman zaman absürt olarak tanımlanabilecek kadar detaylı istatistiklere verilen referansların dikkatimi çekmesi ile oldu. Artık hayatı içgüdülerimiz ve kendi zihnimizin içindeki kompleks bağlantılarla anlamaya çalışmak yerine, kendimizi matematiğe, makinelere ve dolayısıyla rakamlara teslim etmeye başladık. Verilere ve dataya bu denli ağırlık vermek bizi bugünlerde “yanlış doğrular” olarak tanımlanan haberlere ve bilgilere karşı da daha savunmasız kılıyor. 

Sizce bir konuyu anlatırken sayılar kullanmak inandırıcılığı arttırır mı?

Verilerin doğruluğunu kanıtlayamadığımız bir çağda yaşıyoruz. Bu nedenle elimizde sayılar olsa bile, karşımıza çıkan bilgilerin doğruluğundan şüphe duyuyoruz.

Yaşamınızı ve çalışmalarınızı New York’ta sürdürüyorsunuz. Bu üretim pratiğinizi nasıl etkiliyor?

New York çok talepkar bir şehir. Eğer orada yaşamak istiyorsanız daima aktif, yeniliklerin peşinde ve çok çalışıyor olmanız gerekiyor. Yoksa akıntıyla birlikte sürüklenip kaybolmanız çok kolay. Bu nedenlerle ben de kendime inanılmaz disiplinli bir stüdyo hayatı oluşturdum.

  • Hayal Pozantı, 1935 (IBM'in tek kişilik bir temsilcilikle Türkiye'deki faaliyetlerine başladigi yil), 2017 
  • Hayal Pozantı, 76 (Turkiye'de internet erisimine sahip hanelerin orani), 2017

Hayal Pozantı76 (Turkiye'de internet erisimine sahip hanelerin orani), 2017

Resimlerinizde renkli anlatım tarzınız dikkat çekiyor. Resimleriniz dışında heykel, animasyon ve ses enstalasyonlarınız da var. Şu sıralar üzerine yoğunlaştığınız bir proje var mı?

Yeni sergileri ve projeleri arka arkaya tamamladığım yoğun bir dönemden geçtiğim için şimdilik stüdyoda sakin sakin yeni resimler ve yeni renkler deniyorum.

“.tr”, 22 Nisan tarihine kadar Dirimart Nişantaşı’nda görülebilir.

0
1430
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle