07 TEMMUZ, CUMA, 2017

Öğrenci Merkezli Bir Platform Olarak Uluslararası Öğrenci Trienali

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından bu yıl “Geçicilik – Farklar ve Ötesi / Temporality-Differences and Beyond” başlığı altında düzenlenen Uluslararası Öğrenci Trienali, genç sanatçı/tasarımcı adayları aracılığıyla yeni üretimleri, yönelimleri bir kez daha bir araya getiriyor. 

Öğrenci Merkezli Bir Platform Olarak Uluslararası Öğrenci Trienali

Açılış etkinlikleri 12-16 Haziran 2017 tarihleri arasında gerçekleşen ve 2016-2017 eğitim-öğretim yılı süresince atölye etkinlikleri ile devam eden Uluslararası Öğrenci Trienali’ni, hem Türkiye’den hem de dünyadan sanat - tasarım öğrencileri ve kurumlarını bir araya getiren en güçlü etkinliklerden biri olarak tanımlamak mümkün. İlk kez 1997’de gerçekleştirilen trienalin, öğrenciyi temel alan, öğrenci odaklı bir etkinlik olması, bu alanda gerçekleştirilen organizasyonlar arasındaki önemini daha da belirginleştiriyor.

​Uluslararası Öğrenci Trienali, Türkiye’nin ilk öğrenci trienali olma özelliğini taşımakla birlikte, dünyanın dört bir yanından sanat ve tasarım okullarının katılımına açık olarak düzenlenmekte, uluslararası sanat ve tasarım ortamına hazırlanan gençlerin yoğun bir haberleşme, etkileşim ağı kurmasına olanak tanımakta ve dünyada sanat ve tasarım eğitiminin geleceğine ilişkin önemli ipuçları vermekte. Örneğin, bu yirmi yılda trienal, 59 ülkeden 172 kuruma ev sahipliği yapmış bulunuyor. 

Trienal salt sergilerin ve sanatçı adaylarının bir araya geldiği bir etkinlikten çok, çalıştayları, sempozyumları, atölyeleri, kısa film gösterimleriyle oldukça kapsamlı bir organizasyon. Ve tabii bu yirmi yıllık tarihinde kimi değişimleri de içinde barındırıyor. Örneğin, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İnci Deniz Ilgın’ın girişimi ile daha önceki yıllarda sergi, sempozyum ve kısa filmden oluşan trienale “Atölye” başlığı eklenerek, etkinlik tüm akademik yıla yayılmış. Bir diğer yenilik ise öğrencilerin daha aktif bir rol üstlenerek, trienalin planlama ve uygulama süreçlerine dahil olmaları… Öyle ki, trienalin kimlik, logo, web ve tüm grafik tasarımlarını yeni mezun Burak Tığlı; trienal web sitesinin uygulamasını ise yine yeni mezun Ahmet Erdem Şentürk üstlenmiş.

​Trienalin öğrenciler açısından sürekliliğine en iyi örnek ise 6. Trienal’de “sanatçı günlükleri” isimli projenin atölye liderleri olan Barış Koca ve Soner Emanet’in, mezun olduktan sonra da trienale dahil olup 7. Trienal’de de aynı projenin devamının yürütücülüğünü üstlenerek 150 sanatçılık bir katılımı sağlamış olmaları. Bu yıl 42 kurum ile birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinden yüzlerce öğrenciyi bir araya getiren trienal, sanat ve tasarım eğitimi yöntemlerinin karşılaştırılması açısından önemli bir işleve sahip.

Türkiye sanat ortamının yıllardır üzerinde tartıştığı, çözüm üretmeye çalıştığı konuların başında, genç sanatçıların problemleri geliyor. Genç sanatçıların mezun olduktan sonra onları temsil edecek alanlar bulamamaları, kolayca kaybolup, yitmeye meyilli olmaları kuşkusuz sanat ortamının kaygan zemini ile son derece bağlantılı. Özellikle 1970’lerin sonlarından itibaren Yeni Eğilimler (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi), Günümüz Sanatçıları Sergisi (Resim ve Heykel Müzeleri Derneği), Genç Etkinlik (UPSD) gibi son derece önemli ulusal sergilerle gençlere kendilerini ifade edecek alanlar yaratıldığını görüyoruz. Bu saydıklarım bir dönemin önemli kurum etkinlikleri olmakla birlikte sayıları artan özel kurumlara da model olmuş etkinlikler. Ancak gerek işlevini yitirmesi gerekse kurumların desteğini çekmesiyle tarihsel birer etkinlik dizisine dönüşen –Günümüz Sanatçıları Sergisi dışında- bu tür organizasyonlar belki de artık gençlerin kendi inisiyatifleri ile alternatif oluşumlar gerçekleştirmelerini zorunlu kılıyor. Üniversite ve dernekler tarafından üstlenilen bu etkinlik dizilerinin özel sektörce devam ettirilmesi ancak bu kurumların da süreklilik anlayışından uzak olması, kimi zaman belirsiz bir nedenle etkinliklere son verilmesi bu zorunluluk halini pekiştiriyor. Dolayısıyla gençlerin inisiyatifleri oluşturup kendi çözümlerini yine kendileri üretmeleri gerekiyor. Ancak bunun kolay olmadığı çok açık; ayrıca problemler sadece mezun olduktan sonraki süreyi değil artık eğitim sürecini de kapsıyor.

Özellikle son dönemde sayıları hızla çoğalan vakıf üniversitelerinin güzel sanatlar fakültelerine ilgi duymaları sanat eğitiminde kurumsal alternatiflerin oluşmasına henüz olanak sağlamış değil. Peki umut beslediğimiz bu yeni kurumların dışında kalan görece kökleşmiş kurumların yaklaşımı, bakış açısı ne durumda? Genç kurumlar nasıl ki alternatif oluşturmaktan henüz uzaksa, kökleşmiş kurumlar da varolan eğitim yapısını eleştirme; işlemeyen, atıl yapıyı yıkma ya da dinamikleri farklılaştırma gibi iyileştirme çalışmalarını henüz eyleme geçirme motivasyonundan uzak görünüyor. Sanat eğitiminin sorunları bu kurumlarda çalışan eğitmenlerin bir araya geldiği hemen her platformda tartışılıyor.

​Kuşkusuz sanat eğitimine alternatifler getirmek, varolan yapıyı değiştirmek ya da geliştirmek büyük boyutlu projelerin eyleme geçirilmesiyle, üniversitelerin birlikte iletişime geçmesiyle oluşturulabilir. Belki tam bu bağlamda sanat ve tasarım eğitimi veren kurumların birbiriyle ilişkisine değinmek gerekiyor. Çünkü eğitim niteliğinin dinamikleri kadar önemli olan bir başka konu bu kurumların birbiriyle kurdukları daha doğrusu kurmakta zorlandıkları ilişki ve  ilişki biçimleri. Sanat ve tasarım eğitimi veren kurumların genel yapısına şöyle bir uzaktan baktığımızda her birinin kendi içine kapalı ortamlarda devindiğini, ilişkinin iletişim boyutuna ancak kişiler bazında geçebildiğini gözlemlemek üzücü ama bir o kadar da gerçek. Aynı kentte eğitim veren kurumların dahi asgari düzeyde ilişki kuruyor olması, kısa bir süre sonra aynı “sanat ortamını” paylaşacak olan bireylerin farklı gezegenlerden gelmeleri gibi tuhaf bir durum yaratıyor. Sanat eğitiminde çeşitlilik, sanat ve tasarım pratiğine ilişkin farklı eğilimlerin olması kuşkusuz ortamın dinamizmini arttırması bağlamında önemli. Bu durumun uluslararası ortam söz konusu olduğunda daha problematik bir hâl alıyor olması ise kaçınılmaz.

Öğrenciye bir “gösteri” gibi sunulmayan, onu içine alan; işlerin birbirini görmesinden çok, işleri üretenlerle yapıtların bir aradalığını temel misyon olarak belirleyen etkinlikler kuşkusuz kurumların olduğu kadar bu kurumlarda eğitim görenlerin de yenilenmesine, bakış açılarının çeşitlenmesine olanak sağlıyor. Bir anlamda iletişim, ilişki bu tür etkinliklerden geçiyor. Dışarıdan sergi getirmek sanat eğitimi gören sanatçı adayları için geliştirici olsa da bir etkinlik sürecini paylaşmak sanırız en öğretici deneyim alanı görünüyor.

​İşte trienal, yukarıda sözünü ettiğimiz iletişim biçiminin ve deneyim alanının önemli alternatiflerinden biri. Trienale, uluslararası alanda sanat ve tasarım eğitimi veren okulların tümüne açık olması ve sanat öğrencilerini henüz öğrencilik dönemlerinde farklı yaklaşımlarla buluşturması bağlamında oldukça önemli bir misyon yükleniyor.

Uluslararası çapta gerçekleşen böyle bir etkinlik, sadece öğrenci işlerini gelişigüzel bir araya getirip “asmak” biçiminde değil, çok daha derinlemesine düşünülmüş bir alt düşünceler toplamından oluşuyor. Özellikle sanat alanında eğitim veren kurumlar, sadece kendi çatıları altında olup bitenlere dair değil, dünyada ne yapıldığına ve ne öğretildiğine ilişkin veriler sunmalı. Bu etkinlikte olduğu gibi, iletişim kanallarının bu denli açık tutularak salt “görmeye” değil, birlikte üretmeye ve düşünmeye zemin sağlaması açısından son derece önemli bir girişim trienal.

Son olarak, 7. Trienal, Fakültenin Acıbadem kampüsü başta olmak üzere çeşitli mekânlarda ve online ortamda gerçekleşen çok sayıda atölye çalışmalarıyla, masif bir atölyeye dönüşme amacıyla planlanmış. Yurt içi ve yurt dışında  39 ulusal ve uluslararası atölye projesinden bir kısmı tamamlandı, bir kısmı ise halen devam etmekte. Trienale kurumun galerileri dışında, İstanbul kentinde sanat ve tasarımın takip edildiği önemli merkezlerinde de izlenebilecek. Sultanahmet’te yer alan Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi Galerisi’nin yanı sıra Art On İstanbul, Derinlikler Sanat Merkezi, Kare Sanat Galerisi, Russo Art Gallery Istanbul ve Kadıköy Belediyesi Gençlik Sanat Merkezi Galerisi ve Yeldeğirmeni Sanat Merkezi ev sahipliği yapacaklar.

0
2496
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle