22 MART, SALI, 2016

Kuzey Kutbu’na Devridaime Davetlisiniz

Bahar Yürükoğlu ile Cihangir’deki atölyesinde buluşarak Boston’dan İstanbul’a taşınma kararı, İstanbul sanat dünyasındaki deneyimleri ve Arter’de gerçekleşecek sergisi “Devridaim” hakkında bir sohbet gerçekleştirdik. Duygu Demir’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, 30 Mart-15 Mayıs tarihleri arasında Arter’de ziyaret edilebilir.

Kuzey Kutbu’na Devridaime Davetlisiniz

Çoğumuz seni ve çalışmalarını 2014’te Nesrin Esirtgen Koleksiyonu’nda gerçekleşen serginle tanıdık. Bu serginin gerçekleşmesi nasıl oldu? İstanbul sanat ortamında işlerini sergilemek senin için nasıl bir deneyimdi?

Nesrin Esirtgen Koleksiyonu’ndaki küratör Berçin Damgacı, Wallpaper dergisine göz gezdirirken derginin o sayısında yer alan yerleştirmemi görmüş. Web sitemi bulup benimle iletişime geçti ve her şey başlamış oldu. İlk uluslararası kişisel sergimi İstanbul’da gerçekleştirmek muhteşemdi. Çalışmalarımı burada paylaşma şansını elde etmek, kendimi bu şehre ve insanlarına daha bağlı hissetmemi sağladı. Ayrıca şehrin enerjisini sergideki işlerime aktarabildiğim, ilham verici bir süreç oldu.

Ardından Aralık 2014-Ocak 2015 döneminde maumau konuk sanatçı programına katıldın ve Boston’dan İstanbul’a taşınma kararı aldın. Bize maumau’daki deneyimlerinden ve İstanbul’a taşınma kararından bahsedebilir misin?

Nesrin Esirgen Koleksiyonu’ndaki serginin kurulumu sırasında İstanbul’da kısa süre kaldıktan sonra Boston’a döndüm ve İstanbul’daki konuk sanatçı programlarını araştırıp maumau’ya başvurdum. maumau’da geçirdiğim altı hafta benim için bir dönüm noktasıydı. Buradaki sanat dünyasının oldukça dinamik olduğunu gördüm ve bunun bir parçası olmak beni çok heyecanlandırdı. Kendimi bildim bileli İstanbul’a aşığımdır, fakat burada bir sanatçı olarak zaman geçirip şehri tanıma fırsatım daha önce olmamıştı. maumau, bana işlerime farklı bir açıdan yaklaşma ve daha önce hiç deneyimlemediğim tecrübeler kazanma şansı verdi. Bu süre boyunca muhteşem insanlarla tanıştım ve İstanbul’un kendimi evde hissettiğim bir yer olduğunun farkına vardım. Programın sonunda Amerika’ya dönüp bütün eşyalarımı sattım ve altı ay sonra yeniden İstanbul’a giden bir uçaktaydım, fakat bu sefer dönüş biletim yoktu. 

  •  Bahar Yürükoğlu ve Naz Cuguoğlu ©Nazlı Erdemirel
  • Naz Cuguoğlu ve  Bahar Yürükoğlu ©Nazlı Erdemirel

Naz Cuguoğlu ve  Bahar Yürükoğlu ©Nazlı Erdemirel

İstanbul’da hayat senin için nasıl gidiyor? İstanbul ve Boston’daki sanat ortamlarını nasıl karşılaştırıyorsun?

Sadece birkaç ay oldu, fakat İstanbul’dan hâlâ keyif alıyorum. Buradaki enerjiden ilham almaya devam ediyorum. Boston ve İstanbul’u karşılaştırmam pek mümkün değil, iki şehir çoğu yönden birbirinden farklı. Boston’un nüfusu, İstanbul’dan hayli az ve bu durum şehre çok daha farklı bir hissiyat veriyor. Burada hâlâ yeni olduğum için İstanbul’un sanat ortamı hakkında da pek fazla bir şey söyleyemem, ama şunu diyebilirim ki her gün bir şeyler oluyor, daha hızlı bir şekilde açılan ve kapanan sanat mekânları var.

Ayrıca son zamanlarda Cihangir’de bir ev-atölye’ye taşındın. Burada ne kadar vakit geçiriyorsun? Bu mekânın senin için anlamı nedir?

Şu anki gibi bir sergiye hazırlık yapıyorsam zamanımın çoğunu burada geçiriyorum. Özellikle Taksim, çoğu zaman bunaltıcı olabildiğinden burası kendimi sakin ve rahat hissedebileceğim bir ortam oluyor. Cihangir’de olmayı müzelere ve galerilere olan yakınlığından dolayı seviyorum ve kısa bir ara vermek istersem çok uzağa gitmeme de gerek kalmıyor. Ayrıca bu mahalle şehrin nabzı gibi, kendimi burada İstanbul’un bir parçası gibi hissediyorum. Taşınırken en zorlandığım şey Boston’daki atölyemden vazgeçmek oldu. Burada yaşamaya devam etme kararı alırsam duvarlarına boya bulaştırabileceğim ve yerdeki çatlaklarını simle doldurabileceğim, fiyatı uygun ve bolca güneş ışığı alan bir çalışma mekânı bulmayı umuyorum. Ama şimdilik hemen kalkıp işe koyulmak benim için güzel bir duygu.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • Bahar Yürükoğlu ©Nazlı Erdemirel

Bahar Yürükoğlu ©Nazlı Erdemirel

Çalışmalarının çoğunda pleksiden ve doğadaki diğer yansıtıcı malzemelerden oluşan yerleştirmeler kullanıyorsun ve onların fotoğraflarını çekiyorsun. Doğal ve insan-yapımı olanı kullanmanın ikilemi senin için ne ifade ediyor?

İnsan yapımı malzemelerin doğal ortamlar üzerindeki zıtlığını hem estetik hem de kavramsal açıdan çok çekici buluyorum. Bu objeleri doğaya yerleştirerek imgelerle nasıl etkileşime geçtiğimizi ve çevremizi nasıl algıladığımızı sorguluyorum. 

Ve çoğu zaman fotoğraf, video ve yerleştirme gibi farklı medyumları bir arada kullanıyorsun. Bu, seyircilerin çalışmalarını her açıdan deneyimlemesi için bir yöntem mi? Yoksa senin bir sanatçı olarak kendini özgür kılma biçimin olduğunu söyleyebilir miyiz? 

Kesinlikle ikisi de! Aktarmak istediğim duyguya en uygun olan medyumla çalışıyorum. Bu durum aynı zamanda seyirciye çalışmaya farklı açılardan yaklaşma şansı tanıyor ve onunla bağ kurmak için birçok farklı seçenek sunuyor. 

 Bahar Yürükoğlu ©Nazlı Erdemirel

 Bahar Yürükoğlu ©Nazlı Erdemirel

2015 yazında Kuzey Kutbu’nda gerçekleşen “Arctic Circle” konuk sanatçı programına katıldın. Oradaki deneyimlerinden bize biraz bahsedebilir misin? Sana neler hissettirdi ve düşündürdü? Diğer birçok sanatçı ve yazarla bir gemide olmak nasıl bir duyguydu?

Svalbard, Norveç’in yukarısında, Kuzey Kutbu’na yakın bir grup adadan oluşan çok özgün bir yer. Kuzey Kutbu’na çok yakın olduğu için yazın güneş hiç batmıyor, sürekli ışık var ve kışın kutup geceleri dört ay sürüyor, tamamen karanlık. Bu durum kişiyi zamanı daha farklı bir şekilde düşünmeye ve algılamaya itiyor. Tabii ki iki hafta boyunca 28 sanatçıyla küçük odaları olan bir gemide yaşamak, kişisel alan konusunda insanı zorluyor, fakat ortama uyum sağlayıp insanlarla çok sıkı bağlar kuruyorsunuz. Dünyanın her yerinden aynen benim gibi Kuzey Kutbu’nun manzarası konusunda heyecanlanan farklı insanlarla tanışmak çok güzeldi. Orada çalışmak benim uzun zamandır hayalimdi ve ilham almak için çok uzağa bakmaya ihtiyacım yoktu.

  • Bahar YürükoğluAnıt (Sarı) | Monument (Yellow), 2016Işıklı kutu içinde diyapozitif | Transparency in light box, 76 x 114 cm
  • Bahar YürükoğluSeyrüseferci | The Navigator, 2016Video karesi | Video still
  • Bahar YürükoğluSeyrüseferci | The Navigator, 2016Video karesi | Video still
  • Bahar YürükoğluYeni Alım | Accession, 2015Ink Jet baskı | Ink Jet print, 63 x 42 cm

Bahar Yürükoğlu

Yeni Alım | Accession, 2015

Ink Jet baskı | Ink Jet print, 63 x 42 cm

Arter’deki serginde Kuzey Kutbu’na olan bu ziyaretinden ilham alıyorsun ve ışık, mekan, renk ile gerçekleştirdiğin deneylerden yola çıkarak var oluş, yokluk, doğa ve medeniyetle mücadelenin de yer aldığı bir deneyim sunuyorsun. Seyirciyi bu sergide neler bekliyor?

Bu sergide Kutup tabiatını farklı araçlar üzerinden keşfetmeye devam ediyorum. Görme, duyma ve fiziki varoluş algımızı etkinleştiren deneyimsel bir sergi olacak. Çok fazla şey anlatmak istemiyorum ama mekânı değişime uğratan ve insanların mekânla nasıl ilişki kurduklarının farkına varmalarını sağlayan yerleştirmeler var. Sergide, Kutup’ta kaydettiğim sesler, fotoğraflar, ışıklı kutular ve birkaç video çalışma yer alacak. Seyircileri, garip bir tabiatta içgüdülerine güvenmek ve algıyı sorgulamak zorunda oldukları bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. 

 Bahar Yürükoğlu ©Nazlı Erdemirel

 Bahar Yürükoğlu ©Nazlı Erdemirel

Sergideki yerleştirmelerin, fotoğrafların ve videoların hikayelerinden bize biraz bahsedebilir misin?

Yerleştirmeler, benim doğal dünyayı, üretilmiş malzemeler ve mimari açıdan etkilenmiş bir lensten bakarak nasıl gördüğümü yeniden canlandırmayı amaçlıyor. “Devridaim”deki Plexiberg isimli yerleştirme, Kutup’ta gördüğüm buzul oluşumlardan ilham alıyor, rengarenk pleksi parçalarından oluşuyor ve değişen ışık projeksiyonlarıyla izleyicinin yerleştirmeyi farklı şekillerde deneyimlemesini sağlıyor. Pingo isimli yerleştirme ise seyircinin mekânda yolunu bulmak zorunda olacağı bir bölge oluşturuyor. Mekânda hareket ederken algılarımızla oynamak istiyorum. Kutup’a olan seyahatimde yaptığım benim için bir diğer önemli çalışma ise Seyrüseferci. Bu videoda altın bir figür, kara ve deniz üzerinde, bir varış noktası olmaksızın ve karmakarışık bir zaman kavramıyla seyahat ediyor. Sonuç olarak öyküsel olmayan ve seyirci için karşılaştığı bu videodaki var oluşun anlamını sorgulatan bir hikaye sunuyor.

Gelecek projelerin neler? Seni nerede göreceğiz?

Bir gün gerçekten Antarktika’ya gitmek isterim!

0
3758
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle