18 NİSAN, PAZARTESİ, 2016

Hafızada Kalan Hikayelerin Anlatıcısı

Hera Büyüktaşçıyan ile hiç tanışmadım. Ancak Boğazımdaki Yabancı işini görünce boğazda kelimeler düğüm olsa da, konuşma bitse de, kelimeler hiç bir şey anlatmasa da iletişim kurmak için insanın sadece bir dile ihtiyaç duymadığını anladım. Anlatmak istediği cafcaflı kelimelerin arkasına sığınamayacak kadar yalın ve açık.

Hafızada Kalan Hikayelerin Anlatıcısı

Hera Büyüktaşçıyan 1984 yılında İstanbul doğdu. Sanat eğitimini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde alan Büyüktaşçıyan 2006 yılında mezun oldu. Nereye gitse, nerede üretim yapsa, hangi topluluk içinde bulunsa bir ya da başka bir şekilde “öteki” kimliği üzerinde Büyüktaşçıyan’ın. Ermeni bir baba ve Rum - Ermeni bir annenin çocuğu olarak Türkiye’nin ‘resmi öteki’si olan sanatçı bu giydirilmiş kıyafetin etkisiyle olsa gerek hafıza, zaman ve mekan kavramları üzerinden varolmak-yokolmak, köksalma-yersizleşme, olmak-boşluk ikilemlerinde üretir ve bu çelişkilere yerleştirir eserlerini.

“Bir topluluğun parçası olmak ne demek?” diye soruyor Hera Büyüktaşçıyan. Sadece izleyicisine ya da okuyucusuna değil çoğunlukla kendine. Bir pazar alanında, bir sergi açılışında, bir sokak konseri izlerken, okul sınıfında, düğün ve cenazede bir araya gelen insanlar bir topluluk oluşturuyor. “Ancak hangi noktada bu topluluğun bir parçası oluyoruz?” 2011 yılında Erivan’da yaptığı Worthy Hearts sergisi bu sorunun peşinden gidiyor. Parlatılmış, güzel görünüşlü ama bir o kadar da kırılgan bir yapı topluluk. Büyüktaşçıyan izleyiciye istenirse topluluğa zarar vermeden birey olma şansı ya da sistemi yıkma imkânı tanıyor.

Sanatçının topluluk fikriyle paralel bir şekilde sanatsal üretiminde sıklıkla kullandığı araçlardan biri de dil. Belki de büyükannesinden aldığı öğütle “dilini kaybederse, kimliğini de kaybedeceğine” inanan Büyüktaşçıyan’ın boğazına takılan kelimeler bu sebepten balık kılçığına dönüşmüştü. Bu bağlamda, 2015 yılında gerçekleşen 56. Venedik Bienalinde Ermenistan Pavyonu'nda yaptığı Kayıp Cennetten Mektuplar isimli yerleştirmede Ermenice matbu harflerden hazırladığı yerleştirme unutulmak, unutturulmak istenmeyeni hafızaya kazımak için yaptığı bir deneme.

Artık arasanız da bulamayacağınız tipte çekmeceli ham ahşap bir okul sırasından taşan, boğaz düğümleri balık kılçığı şeklinde yere dizilmiş ahşap çıtalar... Bu çıtalar Anadolu’nun çoktan doğduğu toprakları terk eden antik heykellerin ayakçıkları üzerinde denge kurmuşlar. Büyüktaşçıyan, Boğazımdaki Yabancı adlı yerleştirmesinde boğazda düğümlenen kelimeler eşliğinde iletişim kurmak için insanın sadece bir dile ihtiyaç duymadığını kanıtlar nitelikte.

Hera Büyüktaşçıyan ©Silvina der Meguerditchian 

Hera Büyüktaşçıyan ©Silvina der Meguerditchian 

Hera Büyüktaşçıyan aslında bir hikaye anlatıcısı. Ürettiği her eserin, hazırlandığı her serginin, katıldığı etkinliklerin arkasında hep bir anı, anlatı ya da hikaye var. Hikayeler ailesinden, Türkiye’de doğup yaşarken soyadının Büyüktaşçıyan, adının Hera olmasından, unutamadığı anılardan, gözlemlerinden ve çoğu zaman boşaltmakta zorlandığı hafızasından geliyor. Bu sebepten kimi zaman acı dolu hafızasından gelen bir anıyı aktarıyor izleyiciye, kimi zaman da suyun dingin görüntüsünü, görüntünün arkasına her zaman ikincil, üçüncül anlamlar koyarak.

0
2778
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle