08 AĞUSTOS, ÇARŞAMBA, 2018

Fotoğrafın Araladığı Kapıdan Resme Doğru

Figüratif resim sanatını referans aldığı fotoğraflarla özgün formlara dönüştüren, son olarak Ekavart Gallery’nin genç sanatçılara yönelik düzenlediği “Summer Love 4” adlı sergide yer alan Ege Subaşı, fotoğrafı resminin oluşmasını sağlayan küçük bir kapı olarak değerlendiriyor.

Fotoğrafın Araladığı Kapıdan Resme Doğru

T.C. Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü’nden 2018 yılında mezun olan Ege Subaşı, figüratif resim odaklı çalışmalarında, referans aldığı fotoğraf ve resim disiplinlerini bir araya getiriyor. Subaşı’yla sanatçı kimliğinin yanı sıra, ele aldığı konu ve formlar arasındaki ilişki üzerine konuştuk.


Öncelikle genç bir sanatçı olarak sizi kısaca tanıyalım, Ege Subaşı kimdir?

1995 yılında Balıkesir’in küçük bir kasabasında doğdum. Aslında sanatla çok da ilgisi olmayan bir ailede büyüdüm ama annem ve babam oldukça açık görüşlü insanlardı. Sanatla ilgilenmemi asla yadırgamadılar. Bana ve kardeşime hep destek oldular. (Kardeşim de Anadolu Üniversitesi Animasyon Bölümü’nde okuyor) Güzel Sanatlar Lisesi’ne girmemle aslında bu maceram kısmen başlamış oldu. Üç tane okul değiştirdim lisede (Kütahya, Çanakkale ve Ankara). Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun oldum. Daha sonraysa üniversite sınavları için birkaç okulu denedim ve Yeditepe Güzel Sanatlar Üniversitesi, Plastik Sanatlar Bölümü’nü burslu olarak kazandım. Mayıs 2018’de de birincilikle mezun oldum. Bir yandan da Sanat Yönetimi Bölümü’nden çift anadal programına devam ediyorum.

Öncesinde eserlerinizin sergilendiği birçok platform bulunuyor, bu süreçte genç bir sanatçı olarak karşılaştığınız zorluklar ya da sizi motive eden faktörler neler oldu?

Öncelikle şunu söylemem gerek her insan gibi pek çok korku ve endişe vardı içimde. Herkesin tahmin edebileceği gibi okuldan mezun olur olmaz aslında çok zorlu bir sanat ortamının içinde kendimizi buluyoruz. Bütün genç sanatçıların yaşadığı o bunalımlı süreci ben de dibine kadar yaşadım diyebilirim. Aylar boyu uyuyamadığım zamanlar oldu. Bunları aşabilmek tabii ki güç. Gelecek, yaşam ve üretim kaygılarım aynı anda üzerime çökmüştü. Benim için oldukça uzun gelen bu bunalımlı dönemi sadece üretme düşüncesiyle aştım diyebilirim. Yapabileceğim tek şey önünü arkasını düşünmeden üretmekti. Ama gerçekten bu bilinçle işler çıkartmaya başladığımda her şey yoluna girmeye başladı. Pek çok galeri ve özel platformun düzenlediği sergi ve yarışmaya katıldım. Bir kısmından olumlu dönüşler olurken bir kısmı ise istediğim gibi sonuçlanmadı ne yazık ki. Biliyorsunuz ki genç sanatçılara kapılarını açan çok fazla galeri yok. Gerçi son yıllarda Mixer gibi galeriler ve Base gibi oluşumlar önemli bir katkı yapıyor bu anlamda. Olumsuz sonuç aldığım dönemlerde yine dibe vurdum ama üretmeye devam ederek tekrar üstesinden geldim diye düşünüyorum. Vazgeçmeyi düşündüğüm anlar da oldu ama içimde olan bir kıvılcım o, nasıl tanımlayabilirim bilmiyorum. O beni hep ayakta tuttu.

İlham aldığınız sanatçı ve(ya) sanat akımları var mı, nelerdir?

Degas, Lautrec ve Klimt’in eserlerini ayrı ayrı çok severim. İlham olarak nitelendirilemez belki ama renkleri ve çizgileri beni çok etkiledi.

Eserlerinizde çarpıcı, heyecanlı ancak bir o kadar da kontrollü fırça vuruşlarını görmek mümkün. Arka fonla ele aldığımda ise eserleriniz, çok daha sakin ve dengeli bir yapı kazanıyor. Bu bağlamda, yaratım sürecinde sizi besleyen duygu ve düşünceler neler?

Aslında bu durum benim karakterimle ilgili olabilir. Çünkü hem hareketli hem sakin bir yapım var. Daha doğrusu duygu durumum fazlasıyla yoğun ve çalkantılı. Ama görünüşte kimse anlamaz o hâlimi. Zaten eserlerimi üretirken kendimle ilgili olan bu duygu durumunu ifade etmeye çalışıyorum. Bunun da başka bir göz tarafından bu kadar güzel anlaşılabilmesi beni mutlu etti. Tabii ki herkesin bunu anlamasına da gerek yok o ayrı. Ama bu geri dönüşü alabiliyor olmak bence keyifli.

Bildiğim kadarıyla portre fotoğraflarından beslenen bir çalışma stiliniz var. Fikrin ortaya çıkışı ve ilerleyen süreçten biraz bahseder misiniz?

Aslında hiçbir zaman oturup ben “şunun” veya “bunun” resmini yapacağım diye bir tuvalin başına geçmedim. Benim içimde her zaman figüratif üsluba yatkın bir yan vardı. Bu belki Güzel Sanatlar Lisesi’nden gelen, sürekli model çizmemizden kaynaklı bir durum da olabilir. Ama zannetmiyorum. Figürleri başlarda daha gerçekçi bir tutumla resmediyordum. Zaman ilerledikçe bu tavrım değişti ve biraz soyutlamaya başladım. Tabii ki bunu yaparken kendi kimliğimden ödün vermeden yapmaya özen gösterdim.

Fotoğraf sanatından beslendiğinizi de düşünürsek, resim ve fotoğraf arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Fotoğraf resmi, resim de fotoğrafı etkiliyor doğal olarak. Benim çalışmalarımda ikisi birbirinin hem sebebi hem sonucu niteliğinde. Ama fotoğrafı tamamen bir referans olarak kullanıyorum. Hiçbir zaman yansıtmak istediğim şey fotoğrafın kendisi olmuyor. O sadece bir an benim için. Resmimin oluşmasını sağlayan küçük bir kapı.

Summer Love 4” sergisinde yer almak, size neler kattı? 

“Summer Love 4” sergisi benim için aslında beklenmedik bir adımdı. Bazaart’a katılmamdan ve işimin sergilenmesinden sonra Ekavart Gallery’nin ArtTv Store oluşumu için bir teklif aldım ve eserlerim orada online olarak sergilenmeye başladı. Bu aşamada bir yaz sergisi yapmak istediklerini söylediler ve beni de dahil etmek istediklerini bildirdiler. Sergiyi gezen ve resmimi beğenen pek çok insandan geri dönüş aldım ve bu beni gerçekten oldukça mutlu etti. Yani diyebilirim ki genç bir sanatçı için son derece önemli olan görünürlük meselesini kısmen sağladılar benim için.

Son olarak, ilerleyen dönemlerde yeni projelerini görebilecek miyiz?

Şu an, 12 Temmuz’da açılan Ekavart Gallery’nin düzenlediği “Summer Love 4” sergisinde yer alıyorum. Ayrıca eylül veya ekim ayında Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde bir sergiye daha katılacağım. Onun dışında, başvurduğum yurt içi ve yurt dışı yarışma, sergi programları var ama kesinleşmediği için tabii ki bunlar hakkında bir şey söyleyemem.

0
4663
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle