13 ARALIK, SALI, 2016

Ekolojik Sanata Göz Kırpan Bir Sergi

Blok Art Space, Çukurcuma’daki mekânında yeni yılın ilk günlerine kadar sürecek uluslararası bir sergiyi ağırlıyor. Toplumsal ve estetik konuları, sanat ve tartışma üzerinden şiirsellik, estetik ve kuramsallıktan uzaklaşmadan araştıran Berlin merkezli bir küratör kolektifi olan POINT PROJECT, sergi boyunca doğa üzerinden üç farklı soru soruyor: doğanın siyasi boyutu, doğanın  estetik boyutu, doğanın günümüz kültüründeki sembolize ettikleri. Ekolojik sanata göz kırpan sergi, başlık olarak da doğaya ait hiçbir unsurun kalmadığı distopik bir filmden alıntı yapıyor: “There was a world, once, you punk”

Ekolojik Sanata Göz Kırpan Bir Sergi

Düşünsel ve sanatsal bir akım olarak romantizmin, doğayla sıkı sıkıya bağlı olduğu bilinir. Fakat romantiklerin doğa vurgusunun sebebi yüzyılın sonunda patlak veren endüstriyel kapitalizmle su, rüzgâr ve fosil yakıtlar gibi doğal kaynakların kullanılmaya başlanması, şehirlerin genişleyip kirlilik, sefillik ve yoksunluk merkezlerine dönüşmesidir. Doğaya övgü o günden beri devam ediyor, pek tabii farklılaşarak. Bugün doğayı konu alan herhangi bir sanat işinin ekolojik aktivizmle yorumlanmaması neredeyse imkânsız. Point Project de aslında tam olarak bunu yapıyor, günümüzün şehir ve doğa olarak tamamen ayrılmış oluşuna, doğanın siyasiliğine vurgu yapıyor. İki sanat tarihçisi ve bir sanatçıdan oluşan kolektif, sergiyi bir “küratör sergisine” dönüştürecek güçlü sorular soruyor. 

Almanya, Türkiye, Cezayir, Danimarka’dan sanatçıların bulunduğu sergide doğanın günümüzdeki algılanışı, topraktan radyoaktivitenin çekilmesi ve ölçülmesi için ekilen  Hindistan cevizlerini ön planda sergileyen Markus Hoffmann’ın Bikini Mercan Adaları Muhafazası yerleştirmesinde ve aynı sanatçının radyoaktif bir materyal tarafından tahrip edilmiş haliyle sergilediği  Kayıp Perspektif adlı fotoğrafla sorgulanıyor. Sanatçı, estetize edilmiş sunumlarıyla tehlikeli ve korkutucu gerçekleri sergiliyor. Dunja Herzog, Shoji (Yaşam Alanı) yerleştirmesinde galerinin ön cephesini yosun yapraklarıyla kaplayarak, sanki hem sergi alanını kendi kuralları olan bir doğa ortamına dönüştürerek, çağdaş insanın tehdit altındaki doğayı alıp hayat alanlarına sokma çabasına vurgu yapıyor hem de dekoratif görüntüsüyle doğa unsurları ve ekolojik bilincin yeni pazarlama stratejilerindeki önemini sorguluyor. Andreas Greiner, doğaya övgüsünü bir sinek üzerinden gerçekleştiriyor, pupa evresinde galeri mekânına yerleştirilen ve kozasından çıktığı andan itibaren sergi küratörlerin sorumluluğuna bırakılan Özgür isimli sineği canlı bir sanat eseri olarak görmemizi istiyor. Florian Meisenbergo’in, Wikileaks arşivinden bazı belgelerin bir algoritma yoluyla rastlantısal olarak yansıtılmaya dayanan işi dijital dünyadaki samimiyeti sorgularken adı itibariyle politik bir söylev gibi algılanabilir: Batıdan esen rüzgarla dökülen yapraklar doğuda toplanır.

Doğanın kentsel alanda yetersizliği, yapay mekânların sürekli yaratımı ve temel ihtiyaçların sürekli bastırılmasıyla doğanın politik bir nesneye dönüşmesi, insanın tarih öncesinden beri sürdürdüğü doğayı yenme hırsının bir ürünü.  Point Project küratörlüğünde Blok Art Space’de gerçekleşen sergi bu hırsın karşısındaki doğayla ilgileniyor. “There was a world, once, punk” günümüzde doğanın nasıl tasvir edildiğine dair iyi bir örnek, gelecekte “sergilenen doğa”nın içeriğinde neler olabileceği konusu ise antropojen dünyamızda insanoğlunun neler yaptığına göre değişecek. 

“There was a world, once, punk” 6 Ocak tarihine dek Blok Art Space’de ziyaret edilebilir. Sergide yer alan sanatçılar: Andreas Greiner, Dunja Herzog, Florian Meisenberg, Lars Bjerre, Lydia Ourahmane, Markus Hoffmann, Serkan Taycan.

0
1056
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle