09 EYLÜL, PAZARTESİ, 2019

Duymayan Kaldı mı Eskişehir’de Bir Müze Açıldı

Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve koleksiyoner Erol Tabanca’nın kurucusu olduğu Eskişehir’de yer alan Odunpazarı Modern Müze (OMM) 7 Eylül gecesi “heybetli” bir ön açılış yaptı. Tabanca’nın memleketi Eskişehir’e böyle bir müze kazandırma girişimi ve kapsamlı koleksiyonunu burada sergileme fikri aynı zamanda Türkiye sanat piyasasını İstanbul ekseninden çıkartmak için de önemli bir girişim olarak dikkat çekti.

Duymayan Kaldı mı Eskişehir’de Bir Müze Açıldı

Eskişehir-Odunpazarı macerası bir tren yolculuğuyla başladı. Garda bekleyen herkesin böyle kalabalık bir kitleyle ilk defa bir sanat etkinliğine, başka bir şehre gidiyor olması organizasyonun çapının ilk sinyallerini verdi. Bir cumartesi sabahı sanatçıdan galericiye, koleksiyonerden yazara sanat sektöründeki tanıdık simalar Söğütlüçeşme Tren İstasyonu’nda buluştu. İstanbul’un keşmekeş açılışlarından biraz uzaklaşmak, nefes almak ama bir yandan bu defa Eskişehir’i işgal etmek için. 

Sohbet ettiğim hemen herkes detaylı düşünülmüş programdan memnuniyetini dile getirdi. Özellikle basın davetleri söz konusu olduğunda her zaman titizlikle çalışılmış programlarla karşılayamıyoruz ne yazık ki. Program kitlerinden doğayı dostu paketlere, vagon yerleştirmelerine en ince detayına kadar düşünülmüş organizasyon böyle büyük bir kitleyi misafir etmenin altından kalktı birçoğumuza göre. Benim aklımda kalan nadir keşkelerden biri biraz da müzenin odağından çıkıp Odunpazarı ya da Eskişehir’e odaklanıp gezebilmek oldu. Ama bir gecelik bir programda bunun hayli zor bir istek olduğunun farkındayım. Olabildiğince fırsatları değerlendirmeye çalıştım.​

Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve koleksiyoner Erol Tabanca’nın kurucusu olduğu Eskişehir’de yer alan Odunpazarı Modern Müze (OMM) 7 Eylül gecesi “heybetli” bir ön açılış yaptı. Tabanca’nın memleketi Eskişehir’e böyle bir müze kazandırma girişimi ve kapsamlı koleksiyonunu burada sergileme fikri aynı zamanda Türkiye sanat piyasasını İstanbul ekseninden çıkartmak için de önemli bir girişim. Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates’in (KKAA) imzasını taşıyan müze, etkileyici tasarımıyla kentin ikonik figürlerinden birine hızlıca dönüşeceğe benziyor. Ahşap, kâğıt ve taş gibi doğal malzemelere ağırlık vermesiyle bilinirlik kazanan KKAA, felsefesini “doğa ile mimariyi, bina ve bulunduğu yer arasında güçlü bir bağ kurarak harmanlamak” olarak tanımlıyor. Odunpazarı’nın tarihi dokusunu koruyarak bu dokuya çağdaş mimari bakış açısı katan müze için çalışmalara 2016 yılında başlayan KKAA ekibinden Kengo Kuma ve Yuki Ikeguchi mimaride dört ana unsura odaklandıklarını belirtiyorlar. Geometri, ışık, kümelenme ve ahşap ana unsurları müzeye gün boyu ışık ve gölge oyunları, geometrik form ve doğal bir tasarım kazandırıyor.

1950 sonrası modern ve çağdaş sanata odaklanan Erol Tabanca koleksiyonunda Mübin Orhon’dan Nuri İyem’e, Burhan Doğançay’dan Erol Akyavaş’a, Neş’e Erdok’tan Mehmet Güleryüz’e pek çok sanatçı yer alıyor. Erol Tabanca koleksiyonundaki eserlerin depoda kapalı durması dışında başka ne yapılabileceği sorusundan yola çıkarak ve eserleri sergileme düşüncesiyle bir müze fikrinin doğduğunu söylüyor. Bu örneğin başka koleksiyonerlere de örnek olabileceğini belirten Tabanca projenin maliyeti sorulduğunda 15 milyon dolarlara çıkıldığından bahsediyor. ​

OMM’un açılışıyla, Haldun Dostoğlu küratörlüğünde bizlerle buluşan “Vuslat” sergisi ise Erol Tabanca Koleksiyonu’ndan özel bir seçkiyi bizlerle buluşturuyor. Seçkide Canan Tolon, Erol Akyavaş, Ramazan Bayrakoğlu, Sinan Demirtaş ve Tayfun Erdoğmuş gibi 60’ı aşkın sanatçının 90 eseri yer alıyor. Haldun Dostoğlu sergiyi şu sözleriyle anlatıyor: “Koleksiyonda yaklaşık 1100 eser var. Bu eserlerden tamamına baktıktan sonra hikâyesi olan bir sergi yapmamaya karar verdim. Onun yerine hikâyenin kendisi koleksiyonerin ta kendisi: Erol Tabanca.” Sergi, Tabanca’nın 20 yıla yayılan koleksiyonerlik hayatında aldığı ilk eserden son esere kadar kendisinin ve koleksiyonun nasıl değişip dönüştüğünü, nasıl anahtar eserlerle yükseldiğini gözler önüne seriyor.

Dostoğlu “Vuslat” sergisi küratörlüğünü 35 yıllık galericilik hayatındaki üstlendiği en ciddi, en önemli sorumluluk olarak tanımlıyor. Uluslararası, önemli bir mimari firma tarafından tasarlanan, dünya sanat haritasında yer alacağı belli olan bir müzenin ilk sergisinin küratörlüğünü üstlenmenin büyük bir sorumluluk olduğundan bahsediyor. Ayrıca koleksiyonerin 20 yıldır biriktirdiği eserlerin ilk kez gün yüzüne çıkacağı bir serginin küratörlüğünü üstlenmenin ciddiyet gerektirdiğini belirtiyor. Sergi kurulumunda binanın benzersiz ve sürprizlere açık oluşunu ön planda tutan Dostoğlu bu süreçte kurulumu altı kez değiştirildiklerini dile getiriyor.​

Müze henüz açılmadan görselleriyle OMM ile bütünleşeceğinin sinyallerini veren ve Instagram’ı ele geçiren Tanabe Chikuunsai IV’ün mekâna özel yerleştirmesi ise müzenin ana salonunda yer alıyor. Japon bambu sanatçısının büyük boyutlu eseri adeta müzenin bir uzantısı olarak konumlanıyor. Japon felsefesindeki beş elementi temsil eden eser; ateş, su, hava, toprak ve boşluk/uzayı betimliyor. Eserde beş dal yer alıyor, dört dal dört elementi temsil ederken beşincisi ise Eskişehir ve Eskişehir halkını simgeliyor. Bu beş element bir araya gelip birbirine sarılarak evrene yayılıyor.

Marshmallow Laser Feast’in Türkiye’de ilk kez sunduğu çok algılı etkileyici sanal gerçeklik deneyimi olan Ağaca Övgü (Treehugger) ve Bir Hayvanın Gözlerinden (In The Eyes of the Animal) de müzenin en ilgi gören bölümlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Birden çok duyu organını aynı anda harekete geçiren etkileyici sanal gerçeklik deneyimi, birlikte yaşadığımız organizmalara karşı bir farkındalık ve sorumluluk bilinci hissini amaçlıyor. Bahsetmeden geçmemek lazım, sıra dışı müze üniformaları moda tasarımcısı Dilara Fındıkoğlu’nun imzasını taşıyor. ​

Gelelim hafta sonundan beri sanat gündeminden düşmeyen “Vav” meselesine. Müzenin önüne geçen ve ardı arkası kesilmez sansasyonel diyaloglara sürükleyen bu hadise müzenin öğlen saatlerinde, cumartesi akşamı gerçekleşen açılış töreni öncesi sınırlı bir katılımcıyla yapılan kurdele kesme merasimine dayanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kesilen kurdele ve temel atma töreninde yaptığı “Vav” harfinin sergilenmesi haklı olarak büyük tepkiye sebep oldu. Ve ne yazık ki başarılı bir açılışa gölge düşürdü. “Bu “Vav” çalışması, 17.02.2018 tarihinde, OMM temel atma töreni sırasında T.C. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan eliyle yapılmıştır” ibaresiyle karşımıza çıkan “Vav” sembolü Cem Erciyes’in yazısında da belirttiği gibi “..açılışa katılmak için özel trenlerle İstanbul’dan gelen bini aşkın davetlinin pek çoğunun farkına bile varmadığı bir ayrıntı, müze girişinde bir köşede sergilenen bir hat”tı. Sosyal medyada linç girişimlerine dayanacak, açılışa katılanları suçlayıcı söylemler ne yazık ki sadece rotasını şaşırmış tepkiler olarak kalıyor. “Biz-siz”, “kalanlar-gidenler” ayrım ve açmazlarına girmeden, meslekleri gereği Eskişehir’de olan kitleyi kafasını kuma gömmekle suçlamadan önce bu kapalı resmi açılışta bulunmadıklarını ve bu durumdan habersiz olduklarını bilmek gerekir. Zira sanat sektöründen hiç kimsenin böyle bir sergileme ve “çalışma” tanımlamasından hoşnut olacağını sanmıyorum.

Polemikleri bir yana bırakarak İstanbul dışında bir müzenin ülkeye katkıları, örnek olarak hangi şehirlerde gerçekleştirilebileceği, hangi koleksiyonerlerin bu örneğe teşvik edilebileceğini konuşmak daha verimli tartışmalardan yalnızca birkaçı olacaktır. Müzenin gelecek programını ve Eskişehir’i bir daha ziyaret etmeyi heyecanla bekliyoruz.​

0
3572
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle