14 KASIM, CUMARTESİ, 2015

“Çalışmalarım Hayal Edebileceğiniz Her Şeyi Kapsıyor”

Dijital kolajları ile kıyamet sonrası sahneler oluşturan sanatçı Pablo Genovés, Contemporary İstanbul’da Akbank Sanat standında izleyiciyle buluşuyor. “Hiç olmadı, Hep oradaydı” fotoğraf sergisiyle fuarın en çok konuşulan isimlerinden biri olan Genovés’le bir araya geldik ve müze, saray, tiyatro gibi kültür ve gücü sembolize eden mekanların, doğa güçlerine maruz kaldığı senaryolarını konuştuk.

“Çalışmalarım Hayal Edebileceğiniz Her Şeyi Kapsıyor”

"Hiç olmadı Hep oradaydı" başlığından hareketle, gerçek hangi noktada kurguya dönüşür ve bu sizin yapıtlarınızda kullandığınız teknikle nasıl var olanın ve olmayanın eşiğine çağırıyor izleyiciyi?

Benim çalışmalarıma bakıldığında, aslında gerçekten var olan mekanlar söz konusu. Bir şekilde, gerçeklik var burada. Gösterdiğim yer gerçekten de var. Ben bir çeşit dijital kolaj yaparak buna müdahale ediyorum. Ortaya çıkardığım manzara kurgu olabilir ya da olmayabilir. Benim çalışmalarım hayal edebileceğiniz her şeyi kapsıyor. İzleyici inşa ediyor fotoğrafı. 

Tamamlandığı anda artık onunla ilişkiniz kesilmiş oluyor yani.

Kesinlikle. Ben artık müdahale edemiyorum ona. Fotoğrafla ilgili böyle bir durum var. Orada duruyor ve dışarıdan gelen bütün yorumlamalara açık. İzleyicinin götürdüğü kadar sınırsızca ileri gidebilir.

Pablo Genovés

Pablo Genovés

Eserlerinizdeki en etkileyici taraflardan biri de göz alan şatafatlı mimari yapılar. İnsan kendi varlığını kalıcı kılmak için yüzyıllarca çabalamış. Fakat bütün bu gösteriş ve güce siz hep doğadan geleni, çoğunlukla da suyu dahil ediyorsunuz. 

Doğal olanı katıyorum o görüntüye... Bu gösterişe, ondan önce de var olan çok güçlü bir ögeyi dahil ediyorum.

Doğal olan aynı zamanda da yok edici olabiliyor. Sizin yapıtlarınızda da bu yönü hakim gibi doğanın. Hem bir güç gösterisi var, hem de bütün bu çabayı hiçe sayan bir taraf.

Su doğa demek. O her yerde. Bütün bu muazzam mimari insanların zihninde tek bir şey ifade etsin istiyorum. Eğer bir kiliseyse söz konusu mekan, dünyanın bütün kiliselerini ifade etmeli, ya da bir kütüphaneyse bu belli bir kütüphaneyi çağrıştırmamalı. Zamansızlaşsın ve bir mekana sığdırılmaktan sıyrılsın bu görüntüler. Tabii ki belli bir mimari var, çoğunlukla geç barok olduğu dikkati çeken bir döneme ait mekanlar söz konusu, yani insanlığın kendisiyle ilgili yücelik fikrinin zirvede olduğu bir dönem, fakat yine de zamandan kopmuşluk hissini vermeli bence, evrenselleşmeli. Böylece kendine yakın, kendinden bir parça gibi hissetmeli izleyici. Örneğin bir keresinde Meksikalı bir izleyici "Bu bence Avrupa'nın ölümünü temsil ediyor" demişti.

“Su doğa demek” dediniz. Bu doğanın insanın yaptığı ne varsa onu geri alma kararı, ya da hiçe sayışı gibi de görünüyor. Sizin için su neyi ifade ediyor?

Çok ilginçtir ki, birkaç sene önce bir bağlantı kurdum ve bu belki de suyla olan ilişkimi açıklıyor. Ben çok küçükken ailecek bir tekne gezintisine çıkmıştık Ibiza'da. O zamanlar yaz aylarını İbiza'da geçirirdik. Bir gün bir fırtına çıktı ve ben boğulmaktan son anda kurtuldum. 

Hatırlıyor musunuz bunu, yoksa size anlatıldı mı?

Altı yaşındaydım sanırım, çok net hatırlıyorum bu deneyimi ve ailecek ölümden dönüşümüzü. Belki de bu benim bilincimde böyle bir etki bıraktı. Babamın koluna nasıl yapıştığımı dün gibi hatırlıyorum. Hiçbir zaman su insanı olmamışımdır!

Çalışmalarınızda yer alan su genellikle agresif, ürkütücü belki.

Evet ve fotoğrafın öyle bir tarafı var ki o potansiyeli görüyorsunuz ama yalnızca donmuş bir an olarak. Süreci değil o anı görüyorsunuz sadece ve bu etkiyi kuvvetlendiriyor. Acaba akacak mı, yükselecek mi, merak ediyorsunuz.

Pablo Genovés

Pablo Genovés

Film izlerken hissedilenden nasıl farklı donmuş bir ana bakmak sizce?

Fark şu ki, film izlerken hikayenin içindesiniz. Burada hikaye sizsiniz. Nereden baktığınıza, kültürünüze göre değişen bir hikayesiniz.

Sizce Türkiye'deki izleyicinin algısı nasıl? Deneyiminiz nedir İstanbul'la ilgili?

Çok ilginç bir durum var aslında bununla ilgili. Ben Ayasofya hakkında çok çalıştım. Üstüne çok kafa yordum. Ama olmadı. Muazzam bir yapı ama ben sanki kendim değilmişim gibi hissettim çalışırken. Samimi hissetmedim kendimi. Tabii ki başka bir kültürden, coğrafyadan bahsetmeli, ama bence bunu kendi kültürünüz içinden yapmalısınız, bu şekilde evrenselleşebilir bir yapıtın dili. Fakat yabancısı olduğunuz bir kültürün içinden evrensel olana hitap etmeniz zordur. 

0
2302
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle