29 ŞUBAT, PAZARTESİ, 2016

Bu Sergiyi Mutlaka Görmelisiniz, Neden Mi?

Avrupa’nın en önemli sanat merkezlerinden Barbican Centre’ın yarattığı “Digital Revolution” sergisi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde açıldı. Teknoloji ile sanatı bir araya getirerek çağımızın “Dijital Rönesans”ını kutlayan sergi Londra, Stokholm ve Atina’nın ardından İstanbul’da gerçekleşiyor.

Bu Sergiyi Mutlaka Görmelisiniz, Neden Mi?

“Digital Revolution” 70'li yıllardan bu yana sanatın teknolojiyle yaşadığı dönüşümü mercek altına alıyor. Heyecanla beklenen sergi dünyaca ünlü sanatçılar, film yapımcıları, tasarımcılar, müzisyenler ve oyun üreticilerinin işlerini görme ve hatta birçoğunu deneyimlememize fırsat tanıyor. The Guardian ve The Telegraph gibi önemli yayın organlarınca, "İngiltere tarihinin en ihtişamlı sanat ve teknoloji sergisi" olarak lanse edilen “Digital Revolution”, aynı zamanda kültür-sanat alanındaki önemli yazarlar tarafından çağımızın “Dijital Rönesans”ını kutlayan en önemli etkinliklerden biri olarak tanımlanıyor.

“Digital Revolution”, film yapımcısı, mimar, tasarımcı, müzisyen ve oyun geliştiricilerin oluşturduğu eserler,  teknoloji ile sanatı hayal gücü ile bir araya getiriyor. Yaratıcı kodlama, DIY (Kendin-Yap) kültürü, dijital topluluklar, zenginleştirilmiş gerçeklik, yapay zekâ, giyilebilir teknolojiler ve 3D yazıcıları kullanarak neler yapılabileceği gösteren eserler alışılmamış bir sergi deneyimi yaşatıyor.

Çok alışık olmadığımız bir dünyanın kapılarını aralayan “Digital Revolution”da tanıdık gelen işlerle de karşılaşmak mümkün. Dünyaca ünlü müzisyen-girişimci will.i.am ve Björk, Inception filmi ile Oscar ödülü alan görsel efekt tasarımcısı Paul Franklin, Chemical Brothers, U2 ve Kanye West gibi büyük isimlerin videolarının yönetmeni Chris Milk’in çalışmaları bunlardan sadece birkaçı… 

  • Sergiden görüntüler
  • Sergiden görüntüler
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel

Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel

Conrad Bodman'ın küratörlüğünü yaptığı bu interaktif sergide, geniş boyutlu ve toplu katılımlı açık hava etkinlikleri ile bilinen Umbrellium (Usman Haque ve Nitipak 'Dot' Samsen); Universal Everything; Yuri Suzuki, Pasha Shapiro ve Ernst Weber gibi sanatçılardan gelen yeni çalışmalar ve DevArt adlı dijital sanat işleri de sergileniyor. Herkesin yaratıcı olmasına olanak tanıyan projelerin yer aldığı We Create adlı kısmın önemli bir bölümü ise Chris Milk ve Aaron Koblin'in kitle kaynaklı hayran web sitesi Johnny Cash Project’i içeriyor. Serginin bir başka bölümü olan Creative Spaces ise dijital teknolojinin filmlerde ve çevrimiçi olarak hızlı bir yaratıcı değişime nasıl olanak tanıdığını gösteriyor. 

  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel
  • Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel

Sergiden görüntüler ©Nazlı Erdemirel

Sergi hakkındaki bu yazıda klişe “mutlaka gitmelisiniz” cümlesini özellikle geçirmek istiyorum. Çünkü ses, görüntü ve dijital teknoloji kullanılarak oluşturulan birçok esere ev sahipliği yapan “Digital Revolution”daki çalışmaların çoğunu sergi dışında başka bir yerde görmeniz çok da mümkün değil. Çünkü bu eserlerin hiçbiri günlük hayatta kullanılmıyor ve hemen hemen hepsi deneysel eserler.

Bunlardan biri olan Sound and Vision, müzisyenlerin dijital teknolojiyle yaptığı sıra dışı deneyleri içeriyor. Uluslararası müzisyen, girişimci ve hayırsever will.i.am ve sanatçılar Yuri Suzuki, Pasha Shapiro ve Ernst Weber tarafından gerçekleştirilen Pyramidi adlı eserleri bu başlık altında sergileniyor. Bir gece kulübünde olduğunuzu hissedebileceğiniz bu odada üç farklı enstrümanın robot makinelere dönüştürüldüğü ve Dreamin' About the Future (Geleceği Düşlüyorum) adlı şarkıyı çaldığı bu çalışma, analog ve dijital müziği bir araya getirerek insanı sarmalayan ve içine çeken bir deneyim sunuyor. Pyramidi'n serginin terk etmesi zor olan odalarından biri olduğunu söylemek yanlış olmaz.

  • Pyramidi
  •  ©Nazlı Erdemirel

 ©Nazlı Erdemirel

Sanatçıların müziği görselleştirmeye çalıştığı bir dizi uygulama tabanlı proje de bu bölümde yer alıyor. Arcade Fire'ın interaktif videosu The Wilderness Downtown, Scott Snibbe Studio tarafından geliştirilen Biophilia (Björk) uygulaması ve Peter Chilvers ile Brian Eno'nun SCAPE (2012) uygulaması bunlardan sadece birkaçı…

Serginin diğer dikkat çeken ve başından ayrılmanın bir hayli zor olduğu çalışmaları arasında Wishing Wall (Dilek Duvarı) yer alıyor. Varvara Guljajeva ve Mar Canet'e ait olan eser, izleyiciyi bir dilek tutmaya çağırıyor. Dileğinizi eserin önünde yer alan mikrofana fısıldıyorsunuz ve dileğiniz evrene karışıyor. Tutulan dilekler kelebeğe dönüşüyor. Her kelebeğin üzerinde, kelebek yakalandığında ya da ziyaretçinin koluna konduğunda açığa çıkabilecek bir dilek mevcut. Bunun yanı sıra, bu projedeki asıl fikir, tutulan dileğin taşıdığı duyguları kelebeğin görüntüsüne aktarmak. 

  • Wishing Wall (Dilek Duvarı)  ©Nazlı Erdemirel
  • Petting Zoo - Minimaforms Theodore and Stephen Spyropoulos, Petting Zoo, Barbican Centre, London Photo by Apostolos Despotidis
  • Petting Zoo - Minimaforms Theodore and Stephen Spyropoulos, Petting Zoo, Barbican Centre, London Photo by Apostolos Despotidis

Petting Zoo - Minimaforms Theodore and Stephen Spyropoulos, Petting Zoo, Barbican Centre, London Photo by Apostolos Despotidis

Zach Lieberman’ın Play the World (Dünyayı Oynat) isimli çalışması ise ayaklı hoparlörlerin meydana getirdiği bir çemberin içerisinde yer alan standart 88 tuşlu bir klavyeden oluşuyor. Klavye üzerindeki herhangi bir notaya basıldığında, sanatçının yaratmış olduğu bu yazılım, dünyanın herhangi bir yerinde o notayı yayınlamakta olan radyo istasyonunu anında tespit ederek istasyondan sinyal yayıyor. İstasyonun bulunduğu yer, yayını yollayan hoparlörün altındaki LED göstergede görüntüleniyor.

Play the World (Dünyayı Oynat)  ©Nazlı Erdemirel

Play the World (Dünyayı Oynat)  ©Nazlı Erdemirel

Treachery of Sanctuary (Mabede İhanet) serginin bir diğer dikkat çeken eseri. Chris Milk’in çalışması olan eser, yeni bir sanatsal dili ortaya çıkarmak amacıyla katılımcıların kendi bedenlerinin yansımalarının kullanıldığı, geniş kapsamlı, interaktif ve üç kısımdan oluşan bir doğum, ölüm ve başkalaşım hikâyesi. Ekranlarda kendi yansımalarınızı görebileceğiniz panellerde birinde kuşlara dönüşüyor, diğerinde kuşlar tarafından yeniliyor, üçüncüde ise –muhtemelen en etkileyicisi- koskacaman kanatları olan bir kuşa dönüşüp uçabiliyorsunuz.

  • Treachery of Sanctuary (Mabede İhanet) 
  • Treachery of Sanctuary (Mabede İhanet)  
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Umbrelium Assemblance da içeriden çıkmak istemeyeceğiniz odalardan biri. Zifiri karanlık bir koridorda ilerleyip sizin hareketlerinizi algılayan ışıkların olduğu bir bölüme varıyorsunuz. Işıklarla başbaşa kaldığınız bu odada ışık demetlerini hareket ettirebiliyor, onlarla oynayabiliyor hatta şekiller çizebiliyorsunuz.

  • Assemblance - Origional Work: Prototype Images. Umbrelium Assemblance, 2014, Photography by Greg White
  • Assemblance - Origional Work: Prototype Images. Umbrelium Assemblance, 2014, Photography by Greg White
  • Assemblance - Origional Work: Prototype Images. Umbrelium Assemblance, 2014, Photography by Greg White
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Zorlu PSM’nin yeni sergi alanı Sky Lounge’da ziyaret edilebilecek “Digital Revolution”, 12 Haziran 2016 tarihine kadar açık kalacak.

0
3914
3
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle