16 TEMMUZ, SALI, 2019

Ara Güler: İstanbul'un Hafızası

İstanbul Modern Müzesi'nin kurulduğu ve İstanbul Modern Fotoğraf Bölümü'nün açıldığı 2004 yılında koleksiyona 52 fotoğrafını bağışlayan Ara Güler'in koleksiyondaki fotoğraflarından ve Ara Güler Müzesi ve Ara Güler Araştırma Merkezi arşivinden derlenen fotoğrafların, obje ve efemeraların sunulduğu “İki Arşiv, Bir Seçki: Ara Güler'in İzinde İstanbul”, 17 Kasım tarihine dek İstanbul Modern’de ziyaret edilebilecek.

Ara Güler: İstanbul'un Hafızası

“Ve...

Günlerden bir günbatımında

Kalktı gemisi eski İstanbul'un Boğaziçi'nden”

İstanbul yediden yetmişe, geçmişten bugüne her neslin hafızasına ortak imgelerle yerleşmiş, gücünü ve etkisini hatıralarından alan, dünyanın en kadim, en kıymetli şehirlerinden biri. Bir şehri bu kadar değerli kılansa çağlara meydan okuyan mimarisi, sokakları, gelenekleri ve kent halkının hikâyeleridir. Tıpkı Floransa, Paris, Mardin hatta binlerce yıl sonra kendini katman katman açan Göbeklitepe gibi. Eğer fotoğraflar, kartpostallar, videolar olmasaydı, eski zamanlarda olduğu gibi ya görenlerin anlattıklarıyla ya seyyahların kitaplarında okuduklarımızla ya da ressamların tablolarında gördüklerimizle bahsi geçen büyülü şehirleri tahayyül edecek yahut bizzat kendimiz ziyaret ederek eşsiz yanlarını anılarımıza kaydedecektik. Oysa fotoğraf çıkagelince her şey bambaşka bir hâle büründü. Fotoğraf o kenti hiç ziyaret edememişlerle, onun parçası hâline gelmişlerin ortak bir hafızada buluşmasını sağladı. Ara Güler de dünyanın dört bir yanındaki her yaştan insanın İstanbul'a dair imgelerinin sahibi olarak tarihe adını yazdı.

2018 Ekim ayında, 90 yaşında aramızdan ayrılan Ara Güler'in her biri kendi imzasını taşıyan, karanlık odada gümüş jelatin baskı olarak hazırladığı orijinal eserleri, İstanbul Modern'deki ilk kişisel sergisi olarak 29 Mayıs'ta ziyarete açıldı. İstanbul Modern Müzesi'nin kurulduğu ve İstanbul Modern Fotoğraf Bölümü'nün açıldığı 2004 yılında koleksiyona 52 fotoğrafını bağışlayan Ara Güler'in koleksiyondaki fotoğraflarından ve Ara Güler Müzesi ve Ara Güler Araştırma Merkezi arşivinden derlenen fotoğrafların, obje ve efemeraların sunulduğu sergi adını da bu kolektif çalışmadan alıyor: “İki Arşiv, Bir Seçki: Ara Güler'in İzinde İstanbul”.

Küratörlüğünü İstanbul Modern Fotoğraf Bölümü Yöneticisi Demet Yıldız'ın, danışmanlığını ise Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi Müdürü Umut Sülün'ün yaptığı sergi; fotoğrafı, sanattan ziyade habercilik ve arşiv olarak gören ve ömrünü foto-muhabirliğe adayan Güler'in anlayışına sadık kalınarak planlanmış. Hazırlanan seçki 1950'lerden itibaren İstanbul'un yaşadığı değişimi gözler önüne seren, her birimizin hafızasına yer etmiş sahnelerle yüzleştiğimiz, yıkımların ve yeniden yapılanmaların, çarşı ve pazarların, dönemin kıyafetlerinin, sokaklarının, insanlarının siyah beyaz bir tünelden geçerek canlılığından hiçbir şey kaybetmeden bize ulaştığını düşündüren bir deneyim yaşatıyor.

Sergi Ara Güler'in, meşhur sanat fotoğrafçısı Imogen Cunningham tarafından San Francisco'da, 1975 yılında çekilmiş bir portresi ile açılıyor. Ardından gelen tüm fotoğraflar, Güler'in deklanşöründen çıkan ve 50'li yıllardan itibaren İstanbul'un dört bir yanında çekilmiş siyah beyaz, orijinal eserler. Fotoğrafların birçoğuna Ara Güler'in fotoğrafa dair düştüğü kendi notları eşlik ediyor. Işıl ışıl akşam güneşinde Tarlabaşı sokaklarından, Feriköy'deki gecekondulardan, Gaziosmanpaşa'da bir düğünden, Hazzopulo Pasajı'ndaki bir çay ocağından insan manzaralarını izlerken içimizde tanıdık duygular kıpırdanıyor, ortak hafızamızdaki imgeler kendi anılarımıza dönüşüyor. 

1975 yılında Ataköy'de çekilmiş bir fotoğraf, 50'lerden sonraki yıllarda İstanbul'daki betonlaşmanın nasıl hız kazandığını, kent insanı ile mimari dokusunun nasıl da uyuşamaz ve yabancı bir hâl aldığını gözler önüne seriyor. Yine yıllar içinde sıklıkla fotoğrafa konu olan işçilerin değişen koşullarını, insanların değişen bakışlarında yakalamak bile mümkün oluyor. Portrelerin, şehir manzalarının, yıkıntıların, bugün yerinde yeller esen binaların, ibadethanelerin eşsiz bir kaydı olan, arşivlerimize ve hatıralarımıza sonsuza dek bağlanan bu anlar; dünyanın dört bir yanında yüzlerce sergi açan, onlarca kitabı yayımlanan Ara Güler'in bizatihi kendisinin İstanbul'un hafızası sayılabileceğini kanıtlıyor.

Usta foto-muhabir, son yıllarında politik konulardaki yaklaşımı ve kent savunmasından yana olanların, onun kent dokusuna zarar verenlere destek verdiğini düşünmelerine neden olan tavrı nedeniyle çok eleştirildi ve birçok insanda hayalkırıklığı yarattı. Yine de eleştirileri; meşhur huysuz tavrıyla ve arşivciliğe, habere verdiği önemle yanıtlamakta beis görmedi. Nitekim arşivlerin günü geldiğinde onu haklı çıkaracağını da hesaba katmak zorundayız. Bertrand Russell'dan Winston Churchill'e, Arnold Toynbee'den Pablo Picasso'ya, Salvador Dali'ye dek birçok ünlü kişinin fotoğrafını çeken ve onlarla foto-röportajlar yapan Ara Güler'in tüm dünya tarihinin arşivine önemli katkılar sağladığını görmek ve hepimizin anılarında yer tutan sahnelerin sahibi olarak ona hakkını teslim etmek de en az yeri geldiğinde eleştirmek kadar kıymetli. 

Sergi süresince kent ve kolektif bellek üzerine düzenlenecek çeşitli söyleşi ve programları takip etmek hele de son dönemde yönetimi üzerine bunca gürültü kopan, yaşadığımız ülkenin ekonomisinin ve nüfusunun en geniş parçasını barındıran bu kadim şehri anlamak, kolektif hafızamızdaki yerini yoklamak, ona hak ettiği şekilde davranmayı öğrenmek için eşsiz bir fırsat olabilir.

*Sergi, 17 Kasım 2019'a dek İstanbul Modern'in Beyoğlu'ndaki geçici meskeninde ziyaret edilebilir.

0
5935
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle