0 YAPILAN YORUMLAR
6228 GÖRÜNTÜLENME
52 TAKİPÇİ
1 BEĞENİ
Erdal İnci ve Klonları Üzerine

3. solo sergisi 'Clones Project' bu hafta açılan sanatçının ilk bakışta 'bu iş Erdal İnci’ye ait' dedirten belirgin bir görsel dili var...

Erdal İnci’nin ‘Clones Project’ adlı video-art sergisi, artnivo.com’un solo sergiler dizisi kapsamında Zorlu PSM’de açıldı.  

Sanatçıyı bilmeyenler için kısaca tanıtayım. 82 doğumlu Erdal İnci, yeni medya alanında işler üreten bir sanatçı. Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü mezunu ama sıklıkla fotoğraf, video, GIF gibi tekniklerle çalışıyor. 2012 yılında, klonlanmış figürlerin ön planda olduğu videolarını GIF formatına çevirerek erdalinci.tumblr.com adresindeki blogunda yayınlayan sanatçı bu sayede Huffington Post, New Yorker gibi online yayınlarda yer aldı. Bir çok yerli ve yabancı karma sergide bulunmuş olan sanatçının 3. solo sergisi ‘Clones Project’.

Kişisel olarak işlerini çok beğendiğim sanatçının, ilk bakışta 'bu iş Erdal İnci’ye ait' dedirten belirgin bir görsel dili var; tekrar eden hareketler. 

Geleneksel danslar ve motiflerden etkilendiğini ifade eden sanatçının videolarında belli bir hareketi devamlı olarak yapan onlarca figür görüyoruz. Bu hareketleri sanatçı kendisini canlandırıyor ve  ortaya çıkan figürü bilgisayar ortamında çoğaltıyor. ‘Clones Project’ adı da sanatçının alamet-i farikası olan bu klonlama tekniğinden geliyor. Bu tekniği her işinde kullanmasına rağmen, tekrara düşmediğini ve sıradanlaşmadığını görüyorum.  


Erdal İnci, Stumblers, 2014


Sanatçı çoğunlukla durağan arka planlar üzerine bir kareografi yerleştiriyor; figürler bazen dümdüz yürüyor, bazen merdiven çıkıyor, bazense yuvarlanıyor. Bence sanatçının figürlere seçtiği hareketler kullandığı arka plan ile beraber düşünüldüğünde farklı anlamlar kazanıyor. Bu arka planlar bazen farklı kitlelerden insanları içinde barındıran, kitlesel tepki gösterilerinin yapıldığı meydan, cadde gibi kamusal alanlar, bazense tarihi değeri olan camii, çeşme gibi mimari yapılar.

Örneğin sergide ilk defa sergilenen ‘Centipedes’ adlı işinde (Kırkayak anlamına geliyor) sıralar halinde birkaç insan grubu Taksim meydanında yürüyor. İstanbul'un en kozmopolit noktalarından biri olan Taksim meydanındaki bu devamlı yürüyüş, bana sürekli bir yerden bir yere ulaşması gereken, hergün aynı şeyleri yaparak ruhsuzlaşan ancak bunu farkında olmayan kentli insanı hatırlatıyor. 

Sanatçı işlerinde insan figürlerin yanında ışık kaynaklarını da klonluyor. Örneğin sergideki 'Light Dome' işinde, tarihi birer yapı olan Kılıç Ali Paşa Camisi ve 1. Mahmut Çeşmesi’nin önünde ışıklarden yeni bir kubbe oluşturuyor. Bana kalırsa bu şekilde tarihe güncel bir yorumlama yapıyor, yüzyıllar önce yapılmış bu yerleri yeniden canlandırıyor. Sergide bir ‘gif box’ olarak yer alan arka planda Pamukkale’deki Hierapolis amfitiyatrosunun olduğu ve ışığın sahneden oturma yerlerine doğru dağıldığı işi buna bir örnek. (Gif box da neki? derseniz, bir gif’in sahnelerinin kağıda basılmış olduğu ve bunları elinizle çevirerek tüm gif’i manuel olarak izleyebildiğiniz bir alet)


 

Erdal İnci, Light Dome, 2014

 

Erdal İnci, Hierapolis Amphitheatre, 2013 


Tüm bu figürler ve ışık hareketleri devamlı olarak tekrar ediyor. Yani bir noktada başlayıp biten, doğrusal bir zaman algısı yok işlerinde (Bu konudaki tek istisna Centipedes adlı işi). Tam tersine hareketler sürekli olarak devam ettiği için bir kısır döngüye ve sonsuzluğa vurgu yapıyor. Ancak bu katastrofobik, bunaltıcı bir kısır döngü değil, daha çok hissizleştirici. 

İşlerin bu sonsuzluğu çağrıştıran özelliğini sergide en etkilendiğim işlerden biri olan ’99 Percent’ ile doğrudan ilişkilendirdim ve belkide umutsuz bir sonuca vardım. 


 

Erdal İnci, 99 Percent, 2015

tüm görseller: erdalinci.tumblr.com


Bu işte sanatçı bir araştırmadan edindiği, Türkiye’de %1’lik kesimin ülke servetinin %54’lük kesimini yönettiği bilgisini kullanıyor. Burada pay grafiğindeki %54’lük alanda tek başına ve hükmedici bir şekilde duran bir kişinin karşısında, diğer %56’lık alanda, birsürü insan hareket ediyor. Bu, ülkenin %99’unun servetin %56lık kısmında bir pay almaya çalışırken çektiği zorluğa işaret ediyor, çünkü figürler çok kalabalık ve oldukça kısıtlı bir alanın içinde hareket etmeye çalışıyorlar. Onların bu sürekli devam eden hareket çabası ise bana bu durumun ne Türkiye’de ne de dünyada kolay kolay değişmeyeceğini hissettiriyor.


Sergi 28 Ağustos’a kadar Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde. 

Serginin websayfası için tıklayın.

0
1042
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle