2 YAPILAN YORUMLAR
1167 GÖRÜNTÜLENME
8 TAKİPÇİ
0 BEĞENİ
Atölye Ziyareti - Gülçin Aksoy

Sanatçı ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buluştuk. Halı Atölyesi’ne bizi davet etti. Halı Atölyesi sanatçının öğrencileri ile birlikte ayakta tuttuğu bir oluşum. Kısaca “Halı” diyorlar, dokuma yapılıyor, her taraftan iplikler, halılar, ipliklerle sarılı sandalyeler, afişler, çıkartmalarla dolu bir atölyeydi burası. Atölyede sadece halı  üretimi yapılmıyor, burada performanslar düzenleniyor, çeşitli etkinlikler yapılıyor. Üniversite’ye açılan kapısından buradaki performanslar bütün üniversite ile paylaşılıyor. Ayrıca Aksoy, “açık atölye” anlayışını benimsiyor, yani Halı’ya herkes gelebilir. Üniversitenin, kamusal alanın parçası olan Halı’nın, herkese her zaman kapısı açık.


Halı’daki değişken üretim pratikleri, sınırları önceden belirlenmiş sabit kurallar üzerine odaklanmıyor. Üzerinde durulan meseleler, önceden öğrenilmiş, ezberlendikçe katılaşmış meseleler oluyor. 90’lardan kökünü alan bu oluşum, kronolijik bir mekanizma olmamakla beraber, sanat eğitiminin, estetik ve politikin deneyimlendiği bir ortam, çok kere süreklilik arzeden etüdler ile meselelerin çözümlendiği, koptuğu ayrılıp geri geldiği bir araç oluyor burada.  


Sanatçının işlerini incelediğimizde, Halı atöylesinden yola çıkarak benzer kaygıların taşındığını gözlemliyoruz. Politik, sosyolojik, tarihsel birçok meseleye değinen sanatçı, oldukça cesur bir dil ile otoritelere, kökleşmiş kurallar ve haksızlıklara adeta meydan okuyor. Yurtiçi ve yurtdışı birçok sergide yer alan sanatçı, çalışmalarını İstanbul’da sürdürüyor. Aksoy, ayrıca Atılkunst kolektifi gibi birçok ortak çalışmada yer almıştır. Atılkunst; sanatçının, iki sanatçı arkadaşıyla 2006-2013 yılları arasında yürüttüğü bir sanat kolektifi, her hafta internet üzerinden yayın gerçekleştirerek birçok sanat etkinliği ve eyleminde yer almıştır.



Bu noktada sanatçı ile röportajında birkaç işiyle ilgili soru sorduk. Aşağıda, sanatçı ile görüşmemizden şekillenerek aktarılan işleri bulunuyor.


GARİP BİR PANDİK I


  • “Bu, iki ayaklı bir performans.” diye başlıyor sanatçı, ilk performans Halı Atölye’sinde gerçekleşiyor, Atılkunst ile tezgahlara sensörler bağlanıyor, pedallarla müzik yapılıyor. Enstrümanlar farklı tezgahlarda duruyor. Katılım serbest olan bu performansta MSGSÜ’deki eğitim mantalitesi eleştiriliyor. Eğitim kurumundaki hiyerarşinin, baba motifinin eleştirisi yapılıyor.

DUBLE HİKAYE

  • Sanatçının kişisel geçmişi ve memleket geçmişiyle alakalı, 1980, 90’lı , 2000’li yıllara ayrılan bir kitap. İsmini, sanatçının öldürülen kardeşi ve diğeri sığınmacı olarak yurtdışına kaçan kardeşlerinden alıyor. Sanatçı çalışmasında belleğinden süzülenleri bugünden geçmişe bakarak paylaşıyor.


KILIK KIYAFET

  • Çizgili bir kılık, bu işin temelini oluşturuyor, şöyle ki, gençliğinde sanatçının kendi kıyafeti olan çizgili bir takım, ablası yurtdışına iltica ederken ona hediye ediliyor ve abla o kılık ile yurt dışına çıkıyor. Yıllar sonra ablasından bu proje için o döneme ait bir şey istemiş, sakladığı şeylerden biri bu çizgili kıyafet çıkınca sanatçı bundan çok etkileniyor. Sergide, kıyafet içi boşaltılarak donduruluyor. Kıyafetin taşıdığı geçmiş bir çok yönden toplumsal dönüşümlerin simgesi gibidir.

NO NAME

  • Sanatçının ilk yaptığı yağlı boya, tekrar müdahale edilerek sergiye ekleniyor. İsimsizlik meselesini sorguladığı bu işin ismi “İsimsiz”. Bir sürü ölen insan-isimliler ama aslında isimsizler.

BERABER VE SOLO ŞARKILAR

  • “İftiharla tasfir eder” yıllar önce yıkılmış bir sinemadan kalan “iftiharla sunar” yazısının dönüştürülmüş halidir. Aksoy için ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki kırık döküklüğe işaret eder. Modernitenini bu ülkedeki yaşanma şekline, arada kalmışlık sürecine gül simgesi çok iyi bağdaşır. Kültürde birçok yerde kendini bulan gül çiçeği bu işte de yer alır. 
  • http://gulcinaksoy.blogspot.com.tr/ 'den alınmıştır.
  • http://3.bp.blogspot.com/
0
1167
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle