0 YAPILAN YORUMLAR
1413 GÖRÜNTÜLENME
0 TAKİPÇİ
0 BEĞENİ
Posta Kutusundaki Mızıka üzerine inceleme

''Posta Kutusundaki Mızıka''

   Ben bu kitabın türünü kendimce ‘mektup şeklinde yazılmış rehber kitap’ olarak belirledim. Çünkü hakikaten çok yönlü ve çok özel bir kitap.


Mektuplar duygularımızı yeşil tutan bir türdür bence.



   Duygularımızı kendi süzgecinde süzen, anlatılmaya değer olanları mürekkebimizin vasıtasıyla kağıda döken, diğerlerini kendimize saklamamız gerektiğini öğreten, böylece içimizde kalmasını istemediğimiz duygularımızı bizim aracılığımızla ama tamamen kendi bildiğini okuyarak anlatmamızı sağlar.



   İlk mektubunu, ilk özlem duygusunu yaşattıran amcasına çok küçük yaşlarda yazan ve göze daha güzel hitap etsin diye resimler çizen ve hatta bunun farkına varıp günlüklerine, şimdi nerde ve ne yaptığını bilmediğim birine, mektup imajı vererek yazan biri olarak mektubun bendeki yeri apayrıdır. Mektup benim için çok özeldir.



   Kimin için değildir ki? Ve hayatında hiç mektup yazmamış kaç kişi vardır ki? Herkes yazmıştır ve yazmalıdır. Ali Ural mektup yazmanın gerekliliğini ''insanlar birbirine mektup yazmalı. Çünkü mektupta sesin tonu belli olmaz. Çünkü mektup düşünülerek yazılır. Birdenbire ağzımızdan kaçan kelimeleri hiçbir şey geri getiremez. Söylediklerimizin üstü çizilemez. Çünkü söylediklerimiz dinlenmeyebilir; sözümüz kesilir, içeriye o anda biri girer, okunan mektupsa mutlaka tamamlanır'' sözleriyle dile getirir.



   Peki biz en son ne zaman, kime ve ne için mektup yazdık?



   Günümüzde iş mektupları dediğimiz dilekçelerle ayakta durmaya çalışan duygularımızın ve edebiyatımızın temel besin kaynaklarından biri olan mektupların yerini e-mektup diye de adlandırabileceğimiz smsler; yaptıklarımızı, yapacaklarımızı, yapamadıklarımızı, sevdiklerimizi, sevmediklerimizi bir nevi kendimizi tüm samimiyetimizle anlattığımız bu mektuplarımızın koruyuculuğunu yapan zarfların ve günlerce belki haftalarca cevap gelecek umuduyla ya da 'ulaştı mı acaba'lı bekleyişlerimizin yerinde yeller esiyor.



   Tabi hitap konusunu da atlamamak gerekiyor.



   Kitapta yer alan tüm mektuplarına ‘’Sevgili Dost’’ diye başlayan yazar bunun nedenini de şöyle açıklıyor; ‘’Her defasında bu iki kelimeyle başlıyorum mektubuma. Çünkü bu iki kelimeden her biri, gücünü diğerinden alıyor. Sevgili olunmadan dost, dost olunmadan sevgili olunmuyor.’’


   Altmış bir mektuptan oluşan bu kitapta yazar sadece ‘mektupta bunlar yazılır’ diye bildiğimiz konuları değil hayatın kendisini de ustaca cümlelerle dile getiriyor.


   Ben bu kitabın türünü kendimce ‘mektup şeklinde yazılmış rehber kitap’ olarak belirledim. Çünkü hakikaten çok yönlü ve çok özel bir kitap.


   Ve son olarak bir uyarıda bulunmak isterim. Kitabın akıcılığına kapılıp bitirdiğinizde, altını çizdiğiniz cümlelerin geriye kalan cümlelerle çok rahat bir şekilde kafa tutabildiğini göreceksiniz, ki bu da kitabın ve yazarın ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.

   Posta kutusundaki Mızıka
   A. Ali Ural
   Şule Yayınları
   206 Sayfa


0
1408
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle