0 YAPILAN YORUMLAR
8263 GÖRÜNTÜLENME
9 TAKİPÇİ
0 BEĞENİ
CATHARSIS

CATHARSIS

Galeri İlayda 23 Ekim – 29 Kasım 2015 tarihleri arasında sezonun ilk sergisini gerçekleştiriyor. “Catharsis” adlı sergi, farklı disiplinlerde ilerleyen, çağdaş sanatımızın önde gelen genç kuşak sanatçılarını bir araya getiriyor. Sergide Deniz Yılmazlar | Karbon, Didem Yağcı, Mahmut Aydın, Manolya Çelikler, Metin Çelik ve Orkide Akkoç Sabit farklı disiplinlerden eserleriyle izleyici karşısına çıkıyorlar.

Sözcük anlamı arınma, temizlenme olan “Katarsis”,  Aristoteles'in Poetica adlı yapıtından alınmış bir sözcük olup; ilgili yapıtta trajedinin seyirci üzerindeki etkisini anlatır. Literatürde, ruhun hem özgürlüğüne hem de tarafsızlığına kavuşturulmasını simgeleyen bir retorik olan “Katarsis”, özünde ruhani başkalaşmayı, hatta bunun için bazen boyut değiştirmeyi (Astral olarak) de anlatmaktadır. Katharsis sanat felsefesinin temel kavramlarından biri olmuştur ve bu alandaki içeriği günlük kullanımından çok da farklı değildir. Fakat daha derin bir kavram olarak zihinsel ve ruhsal arınmaya işaret etmekte, bir eser meydana getirmek üzere sanatsal yaratmaların koşulu olarak görülmektedir.

Sergiye katılan sanatçıların çalışmalarında bu başkalaşma, boyut değiştirme ve arınma süreçleri kimi zaman çok açık kimi zaman ise gizliden gizliye görülmektedir. 

Deniz Yılmazlar | Karbon ölen insanlardan kalan boşluğu sorgular. Yaşayanlar için ölen insanlardan geriye kalan -diğer birçok şeyin yanında- fotoğraflar ve ölenin yarattığı boşluktur. Seramik üzerine baskı tekniği kullanarak ürettiği son derece özgün işlerinde Yılmazlar, fotoğrafın çekildiği anda objektife bakan yüzler yerinde, bugün, ölen kişiden geriye kalan boşluğu temsil eden bir silueti kullanır. Bu siluet o kişinin yaşarken çekilmiş fotoğrafında mevcut imgesinin tam üzerine tutturulmuştur. Böylece kişinin (artık bu zamanda mekanda yokluğu ile belirlenen) yeni imgesinin ‘boşluk’ olduğu vurgulanır. Ölenin kendi varlığı bundan sonra bu boşluğun içinde gizlenir, artık sonsuza dek görünmezdir.

Deniz Yılmazlar| Karbon  

Deniz Yılmazlar| Karbon  , Fade Away Series, Seni Nasıl Unuturum , Seramik Üzerine UV Baskı, 2015

Didem Yağcı çalışmalarında, izleyicinin başımıza gelen gündelik olaylara ne gibi anlamlar yüklediğimizi fark etmesini, deneyimlediğimiz bu duyguların sadece varoluşumuzun nedenini sorgulatan anlar olduğunun farkına varmasını amaçlıyor. Yağcı, -kendi geliştirdiği bir özgün bir teknik ile- kompozisyondaki öznenin duygu halini, tuvale ya da eski basım kitapların yapraklarına yapıştırılmış farklı desen ve dokuda kumaşlarla figüratif olarak aktarırken, nesneler dünyasındaki çevresel objeleri ise akrilik boyayla betimliyor. 

Didem Yağcı

Didem Yağcı, I am in the Game-Ben de oyundayım ,  cm, 110x150 eski basim kitap sayfalari üzerine keçe ve sprey boya çizim, 2015

Mahmut Aydın heykellerinde insanın gelişimi ve iradesi üzerine etki eden çevresel ve toplumsal, doğal ve yapay koşullar ile zaman içerisinde yaşadığı evrimi gösteriyor. Sanatçı, biçimsel olarak heykellerinde geometrik formlarla insan bedenini birlikte kullanmakta. Duyguları en yalın hali ile anlatmayı amaçladığı figür heykellerinde, sosyo-politik temalara değinmenin yanı sıra, bedenin dıştan gelecek en ufak dürtülere karşı duyarlılığını ve değişimini ele alıyor.

Mahmut Aydın

Mahmut Aydın, İsimsiz, 185 x 110 x 85 cm, kompozit, 2015

Manolya Çelikler eserlerinde toplumsal cinsiyet, kimlik ve var olma kavramlarını kadına özgü olan "dikiş - nakış" ile birleştirerek farklı ifade yolları üzerine çalışmaktadır.  Kadının ötekileştirilmesini merkeze alarak farklı sosyal gruplarında ötekileştirilmesi işlerinde öne aldığı bir kavramdır ve bu ötekileştirilmenin değersizleştirdiği olguların kontra özelliklerini kullanmak Çelikler’in  işlerinin önemli bir yoğunluğunu teşkil eder. 

ManolyaÇelikler

ManolyaÇelikler, Cage-Kafes, 28x38cm, sewing on paper, 2015

Zaman, mekân ve figür ilişkisi üzerine kurulmuş olan Metin Çelik’in çalışmalarında, biçimin metafizik estetiği ilk göze çarpan öğe olarak izleyiciye sunulur. Figürleri, modern insanın yaşamdaki “yoksunlukları” üzerine biçimlenen resimlerinde, insan bedeni üzerinde ruhsal bir dönüşüm aranmaktadır. Zamanın yoksunlaşması, duygunun yoksunlaşması… Bu haliyle yoksunlaşan insan bu dönüşümle ruhunu yitirir ve bir “nesne” halini alır. Mimik ve jestlerden arındırılan figürler, bu haliyle duygudan yoksun bırakılır ve hareket alanı kısıtlanarak ruhtan yoksunlaşır, bu da onları sıradan bir nesne haline getirir. Bir masa yahut koltuk… Bu aynı zamanda insana yaklaşımın fütürist bir bakış açısıdır. Kafka’nın “Dönüşüm” adlı esrindeki başkahramanı Gregor Samsa’nın bir böceğe dönüşümü, bu figürlerdeki dönüşüme referans sağlayan önemli bir bağlantıdır.


Resimde kurgulanan bu anlayış aynı zamanda özdeşleştirmenin yitimidir. İzleyicinin duygusal bir bağlantı kurmasını engellemek ve tamamıyla akılcı bir yaklaşımla gözlemci olarak kalmasını sağlayan bu Brechtyen estetik, sanatçının vurgulamak istediği yabacılaştırma öğesine işaret eder. Katharsise bilinç düzeyindeki bu karşıt yaklaşım, izleyicinin yargıya varmasında akılcı olmakla birlikte; tam da durduğu yerde kalmasını sağlamak amaçlıdır. 

Metin Çelik

Metin Çelik, Jin-u Hebun - Yaşam ve Varoluş, 145x190 cm, tuval üzeri yağliboya, 2015

Orkide Akkoç Sabit sergideki işi “Dark City”  için; “Tekinsiz, karanlık bir şehir. Güneşin hiç doğmadığı bir yer. Tüm yaşamımız deneysel bir kurgu olabilir mi? Kader ve özgür irade arasında... Belirlenen bir amaç, yazılan bir hayat. Karanlık şehirde hapis hayatı yaşadığını bilmeyen, labirentte yaşayan insanlar. Zaman ve mekan düzleminin, gerçeğin dokusu nedir? İçinde yaşadığımız gerçeklik gerçekten gerçeklik midir? İnsan ruhunun karanlığına dair metafor ve aydınlatılamayan, esir şehir, esir zihinlerdeki labirentin hikayesi” diyor.

Orkide Akkoç Sabit

Orkide Akkoç Sabit, Dark City, 8'li metal saç, 2009,

Arınmak -katharsis- kendini bulmanın yalın bir yoludur. 23 Ekim – 29 Kasım 2015 tarihleri arasında sizi iç sesinize kulak vermeye “Catharsis” sergimize bekliyoruz. 

0
988
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
TAKİPÇİLERİ
9
YAZILARI
7