1 YAPILAN YORUMLAR
7536 GÖRÜNTÜLENME
8 TAKİPÇİ
1 BEĞENİ

Yaban'da Fikriyat

YABAN’DA FİKRİYAT

Yaban aydın ile köylü arasındaki çatışmaları dile getirdiği gibi, Anadolu köylüsüne ait gerçekleri anlattığı için çok övülmüş ve bazı kimseler tarafından bu gerçeklerin çarptırıldığı konusuyla yüksek katmanda eleştiriler almıştır.

Yabana roman deme konusunda ise tereddütler bırakan bir üslubu var. Bir olay örgüsü yok; Ahmet Celal’in Dünya savaşı esnasında kolunu kaybetmesi ile başlayan bu serüvenin köye ulaşması ile oradaki insanlara karşı kendi bakış açısı ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Bir nevi psikolojik bakış açısı diyebiliriz fakat bu tamamen şahsi bakış açısıdır.

1930’ların yönetici sınıfında oturan taht meraklısı aydının hiç gitmediği Anadolu topraklarının zihnindeki yansımasıdır. Böylelikle Yaban belli bir gelişim, merak uyandırma ve sonuç kaygısı olmadan gelişigüzel yazılmıştır. Tıpkı olduğu yerden sayıklayarak uyuyan aydınlar gibi. Sadece kendi görüşleri ve kendi ideolojilerinin doğru olduğu kanaatinden asla vazgeçmeyen köylü ( aydın ). Yazar elbette bazı olayları süs niyetinde kullanarak – bunlar ikinci planda kalmıştır – köy halkının Kurtuluş savaşı esnasında ne kadar tepkisiz kaldığını gösteriyor. Yazarın burada kullanmış olduğu üslup çok farklıdır. Köy halkının yaşam felsefesi içerisinde hiç alakası olmaksızın görünen Kurtuluş savaşını okuyucuya anlatmaya çalışmıştır. Hayatını köyde sürdüren Ahmet Celal bütün varlığını cephede savaşır şekilde yaşayacaktır. Ve bu idealini insanlara anlatmak ile savaşan Ahmet Celal köyde dışlanarak ideolojisi uğrunda mücadele veren insanların yalnızlıkları ve toplumun dışlamasını farklı açı ile sentezlenmiştir. İşte bu ayrıntı Yabanı okumaya yönelten hususlardandır.

Yaban, Osmanlının çöküşünü anlatan aynı zamanda yeni bir uyanma ile sarsılan toprakların başında bulunan zihnin resme dökülmüş halidir. Düşmanın, halife adına onları Mustafa Kemal’den kurtarmaya geldiklerini düşünen ve Avrupa denilen bir kraliçenin de savaştan sonra İslam dinini kabul edeceği konusunda işlenen duyguya sahip bir köylüden bahsedilmektedir. Bu köylü tamamen aydınların zihniyet duygularını çok iyi derece anlatmıştır. Çünkü aydın denilen kesim Avrupa meraklısı fikirlerini bu topraklarda denemeye çalışmışlardır.

Yaban da bu iki ayrıntıyı şöyle söyleyebiliriz, savaş temasının yavaş yavaş ön plana geçerek gelişmesi ve buna karşı olarak Ahmet Celal’in köylü ile arasındaki çatışmaların tamamen kesinlik kazanmasıdır. Bu köy ülkesinde insanların zaman zaman hayvana, bitkilere ve olumsuzluklar ile dolu bir hayat portresi çizmesi okuyucuyu ( şahsen ben ) çok iyi derecede tatmin etmiştir. Çünkü verilen donmuş hayat, yabani ot, kuduza dönmüş ve yarı çıplak köstebek yuvaları gibi benzetmeler ile aydınların ‘ o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür’ düşüncelerinin sakladıkları beyinleri ( köstebek yuvaları )’ni şiir gibi anlatmıştır. 


Ahmet Burak Köroğlu

0
1449
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle