27 OCAK, ÇARŞAMBA, 2016

Üç Kuruşluk Opera Yeni Bir Yorumla İstanbul'da

Bertolt Brecht'in unutulmaz oyunu Üç Kuruşluk Opera, Berliner Ensemble yapımı ve Robert Wilson'un rejisiyle 13-14 Mayıs'ta İstanbul'da Zorlu Center'da sahnelenecek. Bu üç efsane ismin buluştuğu yeni yorum merak uyandırıyor. 

Üç Kuruşluk Opera Yeni Bir Yorumla İstanbul'da

Siyasi duruşu ve tiyatroda yarattığı devrimle bir “efsane” olan Bertolt Brecht, onun kurduğu epik tiyatronun öncüsü olan Berliner Ensemble tiyatrosu ve tiyatroya getirdiği yeni bakışla tartışılan ama yaratıcılığı herkes tarafından kabul edilen Robert Wilson isimlerinin Üç Kuruşluk Opera'da bir araya gelişi heyecan verici. Elbette, Kurt Weill'ın oyunun ayrılmaz parçası olan müziklerini de unutmamalı. İKSV ve Enka Vakfı'nın sponsorluğunda gerçekleşecek olan yapımın biletleri hızla tükeniyor.

Bizde yapılan Brecht sahnelemelerinin genellikle yetersiz veya yanlış olduğu hep söylendi, yazıldı. Çoğu sahnelendiği dönemin politik ortamı içinde “öğretici” yanı ağır basan yorumlardı. “Öğretmen” Brecht; sanattan haz alınmasını savunan, eğlendirmeyi seven, neşeli, oyunbaz, sarkastik ve ironik Brecht'in önünü biraz kapatmıştı. Brecht'in adının sıkça konuşulması bir yana ülkemizde yeterince sahnelendiği söylenemez. Robert Wilson'un yenilikçi ve deneysel sahnelemeleri daha önce Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'nde sahnelendi. Persefone (1996), Denizden Gelen Kadın (1998), Önceki Günler, Ölüm, Yıkım & Detroit 3 (2000) gibi önemli yapımları İstanbul seyircisiyle buluştu. Wilson'un, sahnede yeni şeyler deneyen bir yönetmen olarak, denemekten hiç vazgeçmeyen Brecht'le buluşması tarihi bir kesişme. Wilson bu konuda Limelight dergisine şunları anlatmış: 

Üç Kuruşluk Opera benim için esaslı bir meydan okuma oldu, çünkü onu 1928’de Bertolt Brecht ve Kurt Weill’ın orijinal olarak sahnelediği tiyatroda çalıştım. Zaten iyi bildikleri bir oyunun sessiz bir şekilde kurulması oyuncular için garipti. Daha da garibi, 1968’de New York’ta ilk oyunumu sergilediğimde (O da sessiz bir parça idi) Bertolt Brecht’in oğlu Stefan kulise geldi ve ‘Babamın oyununu yapmanız harika olur, öğle yemeğinde buluşalım mı?’dedi. O zamanlar Bertolt Brecht’in kim olduğunu dahi bilmiyordum: Teksas’tan çıkma bir delikanlıydım ve Brecht bana çok yabancıydı. ‘Broadway’de bir Üç Kuruşluk Opera prodüksiyonu sergileniyor ve tamamen hatalı yönetilmiş.’ dedi ‘Sizin gidip onu kurtarabilecek kişi olduğunuzu düşünüyorum’. Tiyatro hakkında gerçekten bir şey bilmediğimi söyledim. ‘Önemli değil, bunu yapabilecek doğru kişi olduğunuzdan eminim’ dedi. Bu tartışma on gün sürdü ve sonunda yeterince yetkin olmadığımı düşündüğüm ve yeterli deneyime sahip olmadığım için reddettim. Dolayısıyla Berliner Ensemble’ın yıllar sonra beni, yönetmem için davet etmesi, işte, bu çok ironik, ama aynı zamanda da memnuniyet vericiydi. Ve ben de kabul ettim.”  

Brecht, Üç Kuruşluk Opera'yı John Gay'in The Beggar's Opera (Dilenci Operası, 1728) adlı eserine dayanarak yazdı. Brecht, 1928'de Kurt Weill'ın bestelediği 19 şarkıyla sahnelediği bu müzikli oyunla hem yeni bir tiyatro biçimi olarak epik tiyatroyu ortaya koymuş, hem de burjuvazinin palazlandığı yeni ekonomik koşulları sergileme olanağı bulmuştu.

Yalan Dünya, kötü insan

Dünya cennet olsun kim istemez

Bakalım koşullar elverir mi?”

Koşullar elbette elvermez. Oyun burjuvaziyi bir yeraltı suç örgütü olarak tasvir eder.

İnsan neyle yaşar? Ezmektir işi.

İnsanı vurup, soyup, dövüp gırtlaklamak.” 

Üç Kuruşluk Opera, kapitalist düzeni muteber kavramlar ardına sahtekarca saklanan bir soygun düzeni olarak teşhir eder. Saygın burjuvanın ahlak anlayışının düzmeceliğini gözler önüne serer.

Walter Benjamin, Brecht'in tiyatrosu hakkında şunları söylemişti: “Epik tiyatro kendisinin bir tiyatro olduğundan yola çıkarak, durmaksızın canlı ve üretici bir bilinçlilik ortaya koyar. Bu bilinçlilik onun gerçeklik öğelerini sanki bir deney yürütüyormuş gibi ele almasını sağlar. Fakat “koşullar” alışılageldiği gibi deneyin başında değil, sonunda verilir. İzleyiciye yakınlaştırmak yerine ondan uzaklaştırılır. Onları gerçek koşullar olarak rahatlığıyla değil, şaşkınlıkla okur.” 

Epik tiyatro yeni bir estetik alımlama anlayışıyla, dramatik tiyatronun seyirciyi büyülemeye yönelik çabalarını kırmak için her türlü aracı kullanır. Robert Wilson'la Bertolt Brecht en çok bu noktada kesişirler. Wilson da, çağın getirdiği teknolojik olanaklarla daha önceden denenmemiş tasarımları sahneye getirir. Işığı en etkileyici biçimde kullanmanın yollarını icat eder. Sahne aksesuarlarını gösterişli, grotesk ve işlevsel biçimde öne çıkarır. Onun sahnede kullandığı nesnelerin her biri sanat eseridir. O oyuncuları, nesneleri, ışığı, tasarımı, sessizlikleri, sesi, müziği, sözcükleri sihirli bir soluk üfleyerek hayata geçirir. Robert Wilson oyunu sadece sahnelemez, yeniden yaratır. O, Dyonisos'un günümüzde canlanmış ruhu gibi insanlara benzersiz bir şölen sunar. Üç Kuruşluk Opera'yı Robert Wilson'ın yorumuyla izlemek tiyatroseverler için unutulmayacak, olağanüstü bir deneyim olacak.

0
6552
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle