28 EYLÜL, ÇARŞAMBA, 2016

“Türkiye’de Post-punk Dinleyicisi Bir Kitle Yok”

2006 yılında Bursa’da temelleri atıldıktan sonra yavaş yavaş sahnelerde boy göstermeye başlayıp da İstanbul’a kadar ulaştığında She Past Away için herkes aynı düşünceye sahipti: Türkiye standartları için fazlasıyla iyi... Sonra grup yürüdü koştu derken, Dior Homme’un defilesinde şarkılarının yer almasıyla tüm dikkatleri üzerine çekti. 30 Eylül’de MIX Festival’de sahne almadan önce gruptan Volkan Caner ile sohbet ettik.

“Türkiye’de Post-punk Dinleyicisi Bir Kitle Yok”

Yurt dışındaki konser trafiğiniz, Dior Homme’un defilesinde Kasvetli Kutlama isimli şarkınızın yer alması derken, Türkiyeli dinleyicilerinizin ortak noktası sizinle gurur duymak... İnsanların bu güzel düşünceleri sizde nasıl yankı buluyor merak ediyorum...

Hakkımızda güzel şeyler söyleniyor olması bizi sevindiriyor. Özellikle Dior Homme’un defilesi sonrasında Türk dinleyicilerin sayısında bir artış oldu. 

Umarım bu durum Türkiye'de de bir “darkwave scene” oluşması için zemin oluşturur. 

Umarım öyle olur... Şu durumda yaptığınız müzik türünün temsilini sırtlıyorsunuz. Türkiye’de darkwave/post-punk türünde neden kimse müzik yapmıyor sizce? 

Türkiye’de darkwave/post-punk dinleyicisi bir “kitle” olduğunu düşünmüyorum. Fazlaca küçük bir azınlık var benim gözlemlediğim. Ülkemizde bu türlerde gruplar çıkmıyor oluşu da bunun en büyük kanıtı.

Türkçe sözlerle yola çıktınız, sözleri bu şekilde yazmaya devam ediyorsunuz. Özellikle yurt dışında bilinirliğinizin çok olduğunu düşünürsek, bu tercihi İngilizceye de kaydırabilirdiniz pekâlâ değil mi? 

Bu tamamen hissettiklerimizi doğrudan aktarabilmek istememizle alakalı. Böylesinin çok daha samimi ve içten olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Rusça, Fransızca, Almanca, İspanyolca gibi kendi dillerinde müzik yapan birçok başarılı new wave, post-punk grubu var sevdiğim. Türkçe de bu anlamda bir özgünlük sağlıyor yaptığımız müziğe. 

Şarkı sözlerinden bahsetmişken, sözlerde genel olarak hep bir iç yolculuk ve dünyayı sorgulayış atmosferi hakimken, Narin Yalnızlık albümüyle şarkı sözlerinde biraz daha “sen” sözcükleri geçmeye başlıyor. Bu albümdeki özellikle Narin Yalnızlık, Uçtu Belirsizliğe ve Katarsis şarkıları daha içsel, kişisel bir albüm dinlediğimizi düşündürüyor. Sanki birilerine yazılmışlar gibi... 

Haklısın, Narin Yalnızlık daha kişisel sözlere sahip bir albüm oldu. Ben içsel değişimin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Üç-dört yıl öncesine göre yaşadığım ve deneyimlediğim olaylar daha farklı. Bu da bir şekilde yazdığım sözlere yansıyor. Belirli bir kişi için olmasa da hayalimde kurguladığım kişi ya da kişiler hakkında yazıyorum genelde... 

Basçınız İdris Akbulut gruptan ayrıldı ve bu ayrılış pek bir sessiz sedasız oldu. Hatta Facebook sayfanızdan da bu konuyla ilgili pek duyuru yapılmaması merak uyandırmıştı ‘belki tekrardan bir birleşme olur’ diye. Sonra gruba Doruk Öztürkcan katıldı. Bu ayrılışın müziğinize etkisi olmuştur illa ki değil mi? 

İki sene önce yolları ayırdık İdris’le. Doruk ise 2010 yılından beri grupta. Uzun dönem sahnede drum machine/synth ile bize eşlik etti. Bunun yanı sıra iki albüm ve EP’nin kayıtları da Doruk’un prodüktörlüğünde kaydedildi. Yani aslında gruba yeni bir katılım olmadı. Bu ayrılışın müziğimize etkisi konusuna gelirsek, grup içindeki iş bölümünde bir değişiklik yok. Her zaman olduğu gibi ben müzik ve sözleri yazıyorum. Ardından Doruk prodüktörlüğünde kaydediyoruz.

Sizi ilk 2011’deki Rock’n Coke’ta dinlemiştim. Hatta sizi dinleyebilmek için erkenden festivale varmıştım ve çok da mutlu ayrılmıştım konser alanından. O günlere, geçmişe dönüp baktığınızda sizler neler hatırlıyorsunuz? Pişman olduğunuz, değiştirmek istediğiniz, iyi ki dediğiniz şeyler var mı?

Festivalde erken saatte ve güneşin altında çalmamıza rağmen iyi bir seyirci vardı hatırladığım kadarıyla. Güzel bir konserdi... Pişman olduğumuz bir şey yapmadık hiç. En başından beri yapmak istediğimiz müziği yaptık ve kimseye kulak asmadık. 

Narin Yalnızlık albümünüzde Kesmeşeker’in Gerçekten Özleyince şarkısını cover’lamıştınız. Bu şarkının özel bir yeri mi var sizde?

Çok sevdiğim bir şarkı. Gerçekten Özleyince’de The Cure’vari hem hüzünlü, hem neşeli bir hava var. Ve tabi ki her Cenk Taner/Kesmeşeker şarkısında olduğu gibi sözler mükemmel... Uzun zaman öncesinde bu şarkıyı yorumlama fikri oluşmuştu kafamda...

Peki başka coverlar da gelir mi önümüzdeki albümlerde?

Evet olabilir ama şimdilik belirli bir şarkı yok...

She Past Away nelerden ilham alır? Kimleri dinler, kimleri okursunuz, izlersiniz?

Genel olarak müziğimiz olumsuz, karanlık duygulardan besleniyor. 70'ler İtalyan Giallo filmleri ve yine o dönem Avrupa korku filmleri beni etkilemiştir hep. Müzikte 80'ler coldwave, minimal wave grupları öncelikli ilgi alanım.

Edebiyatta Baudelaire, Lovecraft ve Poe vazgeçilmezlerim. Ayrıca şu sıralar Lautreamont’dan Maldoror'un Şarkıları’nı tekrar okumaya başladım. 

MIX Festival’da sahne alacaksınız. Müzikseverler için heyecanla beklenen, merak edilen yeni bir festival. Siz de heyecanlı mısınız MIX için? 

Evet biz de heyecanlıyız. Ülkemizde farklı seslere yer veren yeni festivaller olması güzel bir şey. Özellikle bu zor günlerde...  

Sohbet için teşekkürler, röportajı bitirmeden son bir soru: Gelecekte bizi neler bekliyor? Yolda yeni bir albüm var mı? 

Evet, yeni şarkılar şekillenmeye başladı. Şimdilik bir tarih vermek güç ama önümüzdeki yıl içinde umuyorum ki üçüncü albümümüz yayınlanmış olacak. Bunun haricinde Katarsis adlı şarkımız için bir klip çektik, yakın zaman içinde yayınlayacağız. 

0
6175
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle