08 ARALIK, SALI, 2015

Sahnenin Kalabalık Yalnızları

Sahnede tek kişi olmak “benim” diyen oyuncu için bile gerçek bir meydan okumadır. Hem oyunun tüm sorumluğunu sırtlanırken hem de izleyicinin dikkatini tek başına oyunda tutmak için çaba harcar. Bu sezonun tek kişilik performansları arasında bu sınavı başarıyla geçenler hiç de az değil...

Sahnenin Kalabalık Yalnızları

Tiyatro hayatın aynasıdır derler. Bu aynanın bütününü oluşturan dekor, kostüm, reji ve bunlara hayat veren oyuncular vardır. Kocaman bir prodüksiyonun ortaya çıkardığı oyunlarda bile seyircinin ilgisini canlı tutmaya çalışmak kolay olmayabilir her zaman. Ama bazen kalabalık oyuncu kadrolarının başaramadığı bu canlılığı solo performanslar ortaya koyar.

Bu sezon sahnelenen öyle tek kişilik oyunlar var ki, bir nefeste izlenen, sonunda etkisinden kurtulamadığınız... Bizi bize anlatan, toplumsal normlardan kaçan, onları reddeden ve acımasız insan doğasından kendi dünyasında sıkışan karakterlerin anlatıldığı... İşte bu sezonun dikkat çeken tek kişilik oyunları.

Bir Delinin Hatıra Defteri

Gogol bu eseri yazarken Genco Erkal’ı düşünmedi ama Coşkun Tunçtan çeviriyi yaparken ilk baskıda şu satırları yazdı:

Genco’cuğum,


Bu dramı Türkçede hakkıyla canlandırabilecek senden başka bir tek sanatçı olmadığına inandığımdan çeviriyi hep seni düşünerek yaptım.


Sonuç hiç aldanmadığımı kanıtladı.


Senin onbinlerce seyirciye sunduğun bu sanat şöleninde böylece benim de payım oldu. Madem ki bu metin şimdi kitaplıklara girecek, bu kitabı senden başka kime sunabilirim?


Coşkun Tunçtan, Eylül 1968

Genco Erkal’ın 1965’te oynadığı ayrıca ülkemizde oynanan ilk tek kişilik oyun olma niteliğine de sahip olan Bir Delinin Hatıra Defteri, 50. yılında tekrar büyük üstat tarafından seyirciyle buluştu.

Gogol, eserinde küçük bir insanın ömrünün belli bir dilimini anlatır. 19. yüzyıl St. Petersburg’unda Aksentiy İvanoviç Poprisçin adında bir memurun çevresindekiler gibi tek derdi sınıf atlamaktır. Zavallıdır, alay edilir ve hor görülür. Tüm bunlar sonucunda karakter gerçekdışına kaçar, yani bildiğimiz tabirle çıldırır.

Toplumsal bir kara mizah olan eserde yitik bir adamın, adım adım raydan çıkışını hiç ara vermeden harika bir performansla ve enerjiyle seyircisine aktaran tiyatromuzun usta ismi Genco Erkal “ölmeden önce izlemeniz gerekenler” listenizde ilk sırada yer almalı.

Yazan: Nikolay Gogol
Çeviri: Coşkun Tunçtan
Uyarlayan-Yöneten-Oynayan: Genco Erkal

28 Aralık’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı 

Genç yaşına rağmen heyecan veren performansıyla istikbali parlak bir oyuncu olduğunu bizlere kanıtlayan Berkay Tulumbacı’nın, Devlet Tiyatroları’nda oynadığı İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı oyunu kaçırılmaması gereken solo performanslardan biri.

2001 yılında Türkiye’de yaşanan siyasal, ekonomik ve toplumsal gidişatın olumsuz sonuçlarının erkek karakter üzerindeki etkilerini anlatan bir kara komedi. Kronolojik  sıra halinde anlatılan oyunda askerden yeni dönen ve iş bulamayan karakterin başından geçenler, spotlar, dekor ve uyarı sesleriyle seyirciye oyunun bir karakteri olduğunu hissettiriyor. İzlerken hem güldüren hem de can yakan, aynı zamanda anlattığı dönemden ayrıntılarla anımsatmalarda bulunan bir oyun. Salondan çıktığınızda tam olarak oyunda geçen sözlerden biri gibi “ruhunuzun arka bahçesi dağınık” hale gelmiş oluyorsunuz.

Yazan: Ali Cüneyd Kılcıoğlu

Yönetmen: Elif Erdal

Oynayan: Berkay Tulumbacı

29 Aralıkta Üsküdar Stüdyo Sahne’de izlenebilir.

Üstü Kalsın

Oyunlarının çoğunu tek başına oynayan ama sahnede yalnız olmadığını söyleyen Hakan Gerçek, edebiyatımızın en sevilen kalemlerinden Cemal Süreya’yı anlattığı Üstü Kalsın ile beşinci sezonda tekrar izleyiciyle buluşuyor.

Şairin şiirlerinden ve düzyazılarından yola çıkılarak hayatının, aşklarının, yaşamının anlarının anlatıldığı oyunda, simgesel dekorlar, müziğin şiiri destekleyici gücü ve Gerçek’in şiir seslendirmedeki üstün performansı, oyunun akışını bir an olsun düşürmüyor. Oyunda zihninizdeki Cemal Süreya şiiri seslerinin yerinin teatral bir sesle yer değiştirdiğini hissedeceksiniz.

Metin ve sahneye uygulayan: Atilla Birkiye
Oynayan: Hakan Gerçek

21 Ocak Nazım Hikmet Kültür Evi-Bursa ve 1 Mart Akıngüç Oditoryumu’nda izlenebilir.

Yeraltından Notlar

Ünlü Rus yazar Dostoyevski’nin kaleminden dökülen ölümsüz eseri Yeraltından Notlar, Nadir Sarıbacak’ın harikulade karakter oyunculuğuyla Seyyar Sahne tarafından izleyiciyle buluşturuluyor. Oynadığı her rolü üzerine o kadar güzel yakıştıran bir oyuncu ki Sarıbacak oyunu bu kadar iyi yürütebilmesine şahit olmak için bile izlenebilir. Sakin, naif duruşunun altındaki yüksek enerjiyi girdiği rollerde ortaya çıkarmayı iyi beceriyor.

İzleyiciyle iletişimi daha oyun başlamadan kuran oyuncu “Ben hasta bir adamım” sözleriyle başlıyor ve oyun boyunca iletişimini sürdürüyor. Oyun yer altındaki bütün problemli karakter özelliklerini üzerinde toplamış adamın hayata, insana, ilişkilere ve bireyin varoluş mücadelesine dair sorgulamalarını, deneyimlerini anlatmasıyla başlıyor ve son buluyor. Karşımıza yine toplum tarafından önemsenmeyen ve toplumu reddederek kendi dünyasında bir tür sorgulamalara kalkışmış, diğer insanları kıskanan ama asla onlar gibi olmak istemeyen çelişkilerle dolu bir hikaye var. Mutsuz ve Dostoyevski tarafından bir isim bile verilmemiş adamın hikayesini izlemeyi unutmayın.

Yöneten: Celal Mordeniz
Oynayan: Nadir Sarıbacak

Shirley 

Yaradılış yasalarından mütevellit, kadın nerede olursa olsun yeri ve görevleri hep aynı. İsimlerimiz değişiyor ama yaşadığımız dünyada kadınların üzerine düşenler değişmiyor. Sumru Yavrucuk tiyatronun klasikleşmiş metinlerinden Willy Russell’ın Shirley Valentine adlı oyununa hayat verirken yeteneği ve sahip olduğu tatlı enerjisiyle sahnede harikalar yaratıyor.

Oyunda İngiltere’de iki çocuk annesi, klasik bir kocası, en sevdiği şey -kaçamak saydığı- şarap içip en yakın arkadaşı duvarla diyalog kurmak olan, hayatı mutfağa hapsolmuş bir ev kadınının, bir uçak biletiyle değişen benliği konu ediliyor.

Oyunun başladığı ilk andan nasıl bir gidişatı olacağını tahmin edebiliyorsunuz. Fedakar, kanaatkar bir kadın olan Shirley o kadar tanıdığımız biri ki, kendiniz değilseniz bile anneniz, arkadaşınız yani etrafınızdaki kadınlardan birçoğu o. Ve o tanıdık kişiyi izlemek hayatın, toplumun dayattığı o sinir bozucu kalıpları kırmasını, mutsuzluk veren rutin döngüyü bozmasını yüzünüzde kocaman bir gülümsemeyle izliyorsunuz.

Sumru Yavrucuk’un keyif veren oyunculuğu ve Shirley’nin cesaret veren karakteriyle kadın olmanın türlü hallerini yansıtan oyun, şu ana kadar izlediğim solo performansların en sıcak kadın kahramanı.

Yazarı: Willy Russel
Çeviren: Evren Ercan
Yöneten/Oynayan: Sumru Yavrucuk

Ormanlardan Hemen Önceki Gece

Sokakta yaşayan, ismi bile olmayan “yabancı”nın çok evrensel dertleri var aslında. Yalnızlık, yabancılaşma, aidiyet... Yalnız bir ruhun haykırışları, haksızlıklara başkaldırışı, sindirilişi, hayata tutunma çabası, boşverişi... O duygudan duyguya geçerken siz de ne hissedeceğinizi şaşırıyorsunuz. Rıza Kocaoğlu 75 dakika süren performansında sizi bir duygudan diğerine geçirirken, fiziksel olarak da üstün performans gösteriyor. Sahnenin bir tarafından diğerine koşturuyor, kan ter içinde kalıyor, sürünüyor... 2015’in Afife Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne aday olan Kocaoğlu, yine bu yılın Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde En Başarılı Erkek Oyuncu seçildi.

Çağdaş tiyatronun yönünü değiştiren Fransız yazar Bernard-Marie Koltès'in bu tek kişilik oyunu, 1989’da AIDS yüzünden ölen yazarın hayatı boyunca yazdığı en önemli metinlerden biri. Belirtmek gerek ki, noktasız yani kesintisiz bir monolog bu. Melis Tezkan ve Okan Urun'dan oluşan biriken'in rejisinde sahneye taşınmış. Sahne tasarımı, ışık ve müzik alışılagelmişin dışında bir şekilde izleyiciyi etkisi altına alıyor.

Yazan: Bernard-Marie Koltès

Çeviren: Ayberk Erkay

Yöneten, sahne tasarımı: biriken

Oynayan: Rıza Kocaoğlu

 8, 15, 22, 29 Ocak tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde izleyebilirsiniz. 

Antabus

“Kadının Adı Yok” ve ne yazık ki hâlâ yok. Tatbikat Sahnesi’nin sahneye koyduğu, Seray Şahinler’in aynı adlı romanından uyarlanan ve Nihal Yalçın’ın etkileyici bir gerçekçilikle oynadığı Antabus  sezonun en iyileri arasındakini yerini çoktan aldı.

Bir kamyonetin arkasında İstanbul’a gelen Leyla Taşçı’nın trajik hikayesinin anlatıldığı oyunda, Türkiye’de kadın olmanın zorluklarını psikolojik analizlerle ve komedi unsurlarıyla harmanlayarak ağlanacak halimize güldürüyor.

Eğitimden yoksun bırakılan, köle gibi çalıştırılan, cinsel istismara uğrayan, dövülen, itilen ama çocuğu onun gibi olmasın, okusun diye çabalayan ve onu bekleyen tirajik finale sürüklenen üçüncü sayfalarda her gün gördüğümüz bu kadını bir de ondan dinleyin.

Genel Sanat Yönetmeni: Erdal Beşikçioğlu

Yazan: Seray Şahiner

Yöneten: İlham Yazar 

Oynayan: Nihal Yalçın

Hamlet

Şüphesiz ki dünya edebiyatının en popüler yazarı olan Shakespeare’in popülerliğini kaybetmeyen eseri Hamlet, Devlet Tiyatroları’nda Bülent Emin Yarar’ın eşsiz performansıyla üç sezondur kapalı gişe oynanıyor.

Shakespeare’in en çok oynanan oyunlarının başında gelen Hamlet her çağda en çok konuşulan, en çok yazılan, en çok yorumlanan klasik bir eser. Bu kez oyun tek bir kişi tarafından oynanıyor. Yarar, oyunun bütün karakterleri. Hızlı bir değişim halinde olan oyuncu oyunun yaşayanı, oynayanı, anlatıcısı. Bu zorlu görevin üstesinden elbette sahip olduğu harika oyunculukla geliyor. Oyunu -bilet bulma şansına erişirseniz- sakın kaçırmayın.

Yazar: William Shakespeare

Çevirmen:Sabahattin Eyüboğlu

Yönetmen: Işıl Kasapoğlu

Oynayan: Bülent Emin Yarar

Görsellerde kullanılan eserler René Magritte'e aittir.

0
5095
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle