10 EKİM, ÇARŞAMBA, 2018

Rodney King Olayı Odağında Bir Aile Hikâyesi

İlk filmi Mustang ile tanıdığımız yönetmen Deniz Gamze Ergüven yeni filmi Kings ile izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Mustang ile En iyi Yabancı Film dalında Oscar’a aday olan Ergüven bu defa gerçek bir olaydan uyarlanan, 12 Ekim’de vizyona girecek filmi Kings ile karşımıza çıkıyor.

Rodney King Olayı Odağında Bir Aile Hikâyesi

Kings’in odağında 1991 yılında Los Angeles’ta polisler tarafından darp edilen Rodney King olayı var. Fakat filmde bu olay etrafında dönen bir ana hikâyeye daha tanık oluyoruz. Kimsesiz çocukları sahiplenen ve onları kötülüklerden korumaya çalışan Millie (Halle Berry) ve çocuklarının hikâyesi. Böylece film boyunca bize gerçek bir hikâyenin yanında kurgusal bir hikâye daha eşlik ediyor.

Filmden önce Rodney King’in hikâyesini anlatmak daha doğru olacaktır. King, dört polis tarafından aşırı hız yapması üzerine arabasından indirilip öldüresiye dövülür ve bu görüntüler amatör kameradan medyaya sızdırılır. 1991 yılında Los Angeles’ta linç edilen King’in medyaya sızan görüntüleri defalarca televizyonlarda yayımlanır. Bu olayın ardından polislerin tutuklanıp daha sonra beraat etmesi üzerine 1992 yılında Los Angeles Ayaklanması başlar. Bu ayaklanmada Los Angeles bölgesinde her yer ateşe verilir. Bu halk ayaklanmasında 53 kişi hayatını kaybeder ve 2 bin kişi yaralanır. Benzer bir olay olarak filmin ilk sekansında gördüğümüz ve yine gerçek bir hikâye olan Latasha’nın yaşadıkları gösterilebilir. Kasiyer tarafından portakal suyu çaldı diye öldürülen bir gençtir Latasha ve bu olay üzerine kasiyer serbest bırakılır.

“Bu tip olaylar ve daha trajikleri dünyada her gün yaşanıyor ve medyaya yansıtılıyorken o dönemde bu tür olayların yaşanması ardından bu denli büyük ayaklanma yaratılmasının sebebi neydi?” sorusu ister istemez akıllara geliyor. O dönemde teknolojinin nimetlerinden medya henüz çok yeni faydalanıyordu ve King’in dövülme anı amatör kamerayla tüm halkın evine girdi, defalarca yayımlandı. Bu bir nevi taşma noktası oldu. Teknolojiyle birlikte görüntülerin televizyona yansıması, birikim ve yayılma bu denli büyük ayaklanma yaşanmasına sebep oldu. Yaşadığımız dönemdeyse bu tür olayları maalesef kanıksar hâle geldik. 

Çıkan ayaklanma öncesinde bir aile hikâyesine de tanık oluyoruz. Ancak bu aile normal ailelerden biraz farklı. Millie bir koruyucu anne, çocuklar ise kimsesiz. Çocuklarıyla hiçbir kan bağı bulunmayan ve yetim çocukları sahiplenen Millie’nin sekiz çocuğu var ve bir genç çocuk (William) daha eve getiriyor. William evin en büyük oğlu olan Jesse’den biraz daha asi bir karakter. Bu asiliği bütün aileyi etkiliyor, küçük kardeşlerini hırsızlık yapmaya bile zorluyor. Tüm bunlar olurken Millie ile çocukları arasındaki ilişkiyi izlerken insanın gülümsememesi elde değil. Sabahları uyanınca çocukların hepsini teker teker yanaklarından, ayaklarından öpüyor, karınları doyuruyor ve onları okula gönderiyor. Filmde anne sıcaklığını, sevgisini çok net görüyoruz fakat film karakterleri bize tanıtmak konusunda biraz eksik kalıyor. 

Millie’nin uğraşmak zorunda kaldığı komşusu Obie bir diğer karakter olarak karşımıza çıkıyor. Obie huysuz bir komşu ve sürekli Millie’ye ve çocuklara bağırıyor. Ve tüm bu sıcacık, eğlenceli aile yaşamının dışında olan, sokakta dönen tarihi bir olay var. Aile hikâyesini izlerken film bizi bir anda Rodney King olayına atıyor. Bu olaya geçiş süreci sadece televizyondan gösteriliyor. Sıcak aile görüntülerinden sonra ayaklanma yavaş yavaş başlıyor ve çocuklar da kendilerini sokakta buluyorlar. Bu noktada Millie çocuklarını kurtarmak için sokağa çıkıyor ve ona bu süreçte komşusu Obie eşlik ediyor. 

Film boyunca izleyici olarak Rodney King olayını sadece televizyondan görüyoruz. King’i bir karakter olarak filmde canlı kanlı görmüyor, mahkeme sürecine dahi tanıklık etmiyoruz. Ben bir izleyici olarak böylesi toplumsal bir olayı daha canlı kanlı görmeyi tercih ederdim. Bir yandan Millie ve çocuklarının hikâyesi de eksik kalıyor. Filmde oyuncuların karakter derinliğine hiç girilmiyor. Biz izleyiciler olarak filmdeki karakterler hakkında iyi kötü yorum yapamıyoruz her biri çok yüzeysel kalıyor. Millie, hangi çocuğu nereden, nasıl bulmuş? O kadar çocuğa nasıl bakıyor ya da bunu neden yapıyor? Çocukların eski hayatlarında yaşadığı zorluklar neler? Çocuklardan biri dahi eski ailesine dönmek istemiyor mu? Daha birçok benzeri soruya maalesef cevap bulamıyoruz. Hâl böyle olunca her iki hikâye de izleyicide havada kalıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Halle Berry’nin yanında Daniel Craig, Lamar Johnson, Rachel Hilson, Issac Brown, Rick Ravanello gibi isimler yer alıyor. Deniz Gamze Ergüven’e Mustang filminde de eşlik eden Charles Gillibert ve David Chizallet filmin yapımcısı ve görüntü yönetmeni olarak karşımıza çıkıyor. Film hareketli başlıyor sonra sıcacık aile görüntüleri araya giriyor ve sonra yeniden hareket ve “aksiyon” devam ediyor. Bu harekete Nick Cave ve Warren Ellis müzikleriyle eşsiz bir şekilde eşlik ediyor. Böylece filmin en sevdiğim yeri müzikleri oluyor.

0
2068
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle