04 ŞUBAT, PERŞEMBE, 2016

Pfefferman Ailesinin Sıradışı Hüznü

Jeffrey Tambor’un harikulade performansıyla adından sıkça bahsettiren Transparent, cinsellik, aşk ve yalnızlık üzerine kurulu incelikle senaryosuyla dikkat çekiyor. 

Pfefferman Ailesinin Sıradışı Hüznü

Transparent, ikinci sezonunu geçtiğimiz günlerde deviren bir Amazon Studios dizisi. Stream olarak izleyiciye sunulan yapım her yeni sezonunda 10 bölüm birden yayınlanıyor. Dolayısıyla, her hafta yeni bir bölüm beklemek istemeyen sabırsız izleyiciler açıklanan günde tüm bölümleri izleme şansına kavuşuyorlar. Transparent dışında Mozart in the Jungle, The Man in The High Castle gibi diğer Amazon Studios dizilerinde de kullanılan bu uygulama bir anlamda “yeni bir televizyon izleme biçimi” olarak da değerlendirilebilir.

Peki, Transparent ne anlatıyor? 

Hayatının hatırı sayılır bir kısmını erkek olarak geçirmek zorunda kalan Maura (Morton) Pfefferman’ın en sonunda trans kimliğini toplumdan gizlemek yerine açığa çıkartması ve o andan itibaren hem ailesinin hem de çevresinin Maura’nın yönelimine karşı aldıkları tutum, dizinin ilk sezonunun ana konusunu oluşturuyor.

İkinci sezonda ise Maura’nın ailesindeki fertlere daha yakından bakıyor ve her birinin hayatlarına şahit oluyoruz. İki biseksüel, iki heteroseksüel ve bir trans bireyden oluşan Pfefferman ailesi, hem yerleşik ve kanıksanmış aile ilişkilerinin, hem de aile temalı dizilerin klişelerle kurulu yapısının tersinde bir istikamete sahip.

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Altın Küre ödüllerinin en büyük sürprizlerinden biri, en iyi komedi ve müzikal dizi kategorisinde yarışan Transparent’ın ne en iyi oyuncu ne de en iyi dizi dalında ödül almasıydı. Gerçi dizinin 2015 Altın Küre ödüllerinde her iki dalda da ödüle kavuşması bunda etkendi ama ikinci sezonundan itibaren diziyi duyup takip etmeye başlayan izleyiciler özellikle Jeffrey Tambor’un ödül alamamasına epey şaşırmıştı. Bu durum aslında Transparent’ın bütünüyle bir karakter dizisi olduğunu da kanıtlıyor. Tambor’un olağanüstü bir performansla hayat verdiği Maura Pfefferman karakteri dizinin de alâmetifarikası olmuş durumda.

Maura dışında, 40’lı yaşlarına yaklaşmasına rağmen henüz tam olarak ne yapacağına karar verememiş fazlasıyla bencil Josh, bir kadınla evlenmek için kocasını terk eden ama uğrunda kocasını terk ettiği kadınla evlenmekten düğün günü vazgeçen Sarah, kendi cinsel kimliğini tam olarak bulamamış sürekli arayan ve bu arayışlar sırasında hep geçmişe dönen Ali ve olaylara karşı tarafsız, umarsız Shelly’den mürekkep Pfefferman ailesi, televizyon tarihinin gördüğü en incelikli senaryolarından biriyle unutulmaz bir karakter galerisine dönüşüyor.

Aile fertlerinin yalnızlığı, hiçbirinin tam olarak olgunlaşmaması, ne istediğini tam olarak bilmemesi Transparent’ın dramatik yapısını oluşturuyor diyebiliriz. Peki, neyi arayış? Mutluluğu mu? Belki. Ya da iyi gelecek herhangi bir şeyi. Bir şey yapmaya karar veremeyen, karar verdiği anda da pişman olan, bir tür Jacques Derrida’nin Aporia kavramını somutlaştıran bireylerden oluşan bir dizi denebilir Transparent için.

“Bütün mutlu aileler birbirine benzer; ama her mutsuz ailenin sadece kendine has farklı bir mutsuzluğu vardır.” demişti Tolstoy. Kişisel çıkarların devreye girdiği anlarda her zaman bencil olmayı seçen ama bu kararlarından dolayı da hiçbir şekilde mutlu olamayan karakterlere ev sahipliği yapan Transparent’ın en ilgi çekici tarafı ise Pfeffermanların nihayetinde bir aile olarak kalmayı başarabilmesi. En bencil karakter Josh’ın bile yaşadığı depresyonun ardından kız kardeşlerine sığınması ya da Ali’nin tüm o arayış içinde aile fertlerini bir arada tutmak için çabalaması bunun en güzel örnekleri.

Dizinin queer hareket içinde değerlendirilecek birçok noktası da var elbette. Transparent, bir anlamda cinsiyetin sınırlarının ortadan kalkması üzerine bir dizi. Önceden tanımlanmış ve kabul edilmiş cinsiyet kalıplarının reddi bilhassa Judith Butler’ın en çok eğildiği konulardan biriydi. Odakta tekil bir cinsiyeti tutmak, buna göre hareket etmek arzunun özgür yapısına aykırı olduğu için Butler bu durumu "Cinsiyet Belası" olarak tanımlar. İnsanın en temel dürtüsü olan arzunun, herhangi bir cinsiyetinin olamayacak olması ve yönlendirilmiş arzunun sürekli kısıtlanmasının yarattığı problemler Butler’a göre cinsiyeti bela haline getiren faktörlerdir. Transparent, bu noktada arzularını kısıtlamayan ama bu durumda da toplum içinde, hem de Los Angeles gibi görece rahat bir yerde, büyük sıkıntılar yaşayan Maura’nın, bu kez Deleuze’ün deyişiyle arzularını özgürleştirme çabasına odaklanıyor.

Transparent’ın yaratıcısı Jill Soloway belli ki yola çıkarken kalıplar ve klişelerden uzak durmaya ant içmiş. İzleyiciye hiçbir zaman kolaylaştırıcı vermeyen, mesafeli yaklaştığı karakterlerini sevmesi ya da nefret etmesi için özel çaba harcamayan Soloway,  kelepçelenmiş arzunun peşine düşüyor ve onu zincirlerinden kurtarma çabasının mevcut toplum yapısı içinde ne kadar zor olduğunu gözler önüne seriyor. Ve bunu sadece trans Maura üzerinden değil biseksüel Sarah ve Ali ya da heteroseksüel Shelly ile Josh üzerinden de yaparak bir şekilde asıl meselenin hala en temel dürtü olan arzunun özgürleştirilmesi olduğunu vurguluyor.

0
3689
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle