26 ARALIK, ÇARŞAMBA, 2018

Maskenin Ardındaki Adam: Stan Lee

Çizgi roman ve bilim kurgu kültürü için çıtayı yükseltmek yerine bu klasmana komple boyut atlatan Stan Lee’nin hayat görüşü ve bizlere kattıkları üzerine ufak bir sevgi gösterisi.

Maskenin Ardındaki Adam: Stan Lee

Spider-Man, X-Men, Iron Man, Thor, Hulk, Fantastic Four, Black Panther, Daredevil, Doctor Strange, Scarlet Witch ve Ant-Man gibi Marvel’ı Marvel yapan süper kahramanların ortak yaratıcısı olan, hatta çoğu zaman Marvel=Stan Lee olarak gördüğümüz Stan Lee’yi, Stan Lee’mizi, 12 Kasım’da, 96 yaşında kaybettik. Dünyanın her bir yanından, farklı yaşlardan, çeşitli sosyo-ekonomik ve kültürel seviyelerden milyonlarca insana derinden hitap eden, kahramanlar yaratırken kahramanımız olan, çocukluğumuzu zenginleştirip hâlâ çocuk kalabilmemize yardımcı olan Stan Lee’yi şimdiden çok özledik. Şimdi, onu bu kadar özel bir insan yapan özelliklerini birlikte yeniden hatırlayalım.

Stan Lee, gerçek bir efsaneydi. Kendimizi bulmak, doğrularımızı korumak, hatalarımızla yüzleşmek, cesaret, dostluk, etik, toplumla ilişkimiz ve daha nice derin konuyu tereddüt etmeden sürekli irdeledi ve bunların ne kadar doğal devinimler olduğunu, yalnız ya da eksik olmadığımızı doğaüstü kanallardan göstererek varoluş sancımızı hafifletti. Daha iyi bireyler olmamız için bizlere ilham verdi, hayal gücünün sınırları olmadığını görerek özgürleşebileceğimize bizi içtenlikle inandırdı, nereden gelmiş olursak olalım hedeflerimize ulaşmamızın mümkün olduğuna dair umut verdi. Bizleri, hiç tanımadığımız ve tanışmayacağımız insanlarla “biz” yaptı; ortak heyecanlar, üzüntüler, değerler üzerinden farkında olmadan birleşmemizi ve güçlenmemizi sağladı. Kısacası, yaşamamıza yardım etti ve işte bu yüzden tüm zamanların en süper kahramanı olacak.

Marvel kahramanlarını kahramanımız yapan, bizi kendilerine bu kadar bağlayan şey hiçbir zaman süper güçleri olmadı. Örneğin onların cesur olmalarının sebebi, korkusuz olmaları değil, korkularına rağmen yaptıklarını yapmaları -ki zaten cesaret budur. Kahramanlarımıza, mükemmel hayatlara sahip oldukları için hayran kalmadık, hatta dışlanmışlık içerisinde geçen, travmatik ve bitmek bilmeyen engellerle dolu yaşantıları ve imkânsızlıkları sebebiyle onlara bu kadar saygı duyduk. Yaşamak zorunda kaldıkları kötü koşulların hiçbiri onları küçültmedi. Çünkü bireyi tanımlayan ve yücelten, ne kadarı kendi seçimi olduğu belirsiz hayat koşulları veya yaşam öyküleri değil, kişinin öz benliğidir. Kendimize de, her canlıya, olaya, fikre de bu felsefe ile yaklaştığımız müddetçe her şeyi kolaylaştırabilir, zamanla mümkün kılabiliriz.

Marvel öyküleri, karakterlerinin aldıkları kararlar ve yüzleştikleri toplumsal zorluklar ile gerek kurgu dünyasında gerek medyada gerek hanelerde gerek kendi içimizde konuşulmaktan kaçınılan birçok kişisel, toplumsal, ahlaki, felsefi ve siyasi konuya değiniyor. Kahramanlarımızın karakter gelişimlerini yıl yıl takip ederken onca aksiyon ve macera içinden sıyrılan ve baki kalan çok sayıda ders çıkarıyoruz farkında olsak da olmasak da. Üstelik bu derslerin hiçbiri boğazımıza tıkılmıyor, hepimiz şahsi yorumumuz ile çıkardığımız özgün dersleri organik şekilde ve keyifle alıyoruz. Bir yandan çok eğleniyor olmamız da cabası!

Stan Lee’nin hayranları tarafından bu kadar sevgi görmesi, onu hemen her Marvel filminde 5-10 saniyelik rollerde görmemizle tatlanıyordu. Stan Lee de bu durumdan çok hoşnuttu ve bu performanslara “Küçük bir rolümün olamayacağı kadar kısa bir yapım yoktur” diye keyifle değiniyordu. Bizlere, her fırsatta yanımızda olduğunu kendine özgü yollarla hissettirmeye önem veriyordu.

Kendi hayatımızda da çevremizdekilerin hayatında da farkında bile olmadan her gün her an değişime sebep olup nasıl gerçek birer süper kahraman olabileceğimizi, sadece bir kişinin hayatını dahi etkileyerek ne çok şey başarabileceğimizi öğretmeyi istedi hep, öğretti de. Stan Lee’den geçmiş zaman kipi ile bahsetmek çok zor, gerçekten çok değerli, orijinal bir insan ve zihindi. Tüm o rengârenk çizimler ve yüksek bütçeli filmler aslında bize, hayattaki “büyük şeyler” ve curcuna içerisinde fark yaratacak yanımızın dev işler yapmak değil, öz irademizle aldığımız kararlar ve etik tutumumuz olduğunu, kendimize karşı dürüst olup değerlerimiz doğrultusunda adım attığımız müddetçe doğrunun peşinde olacağımızı gösterdi. Çoğunluğun hor gördüğü birinin ya da bir şeyin otomatikman yanlış olmadığını hep hatırlamamızı, başımıza gelenlerle kendimizi yıpratmadan yüzleşmemiz ve onların içerisinden büyümemiz gerektiğini, insanların değer yargılarının kökenini analiz edip fikirler arkasındaki mantığı anlayarak insanları zorbalık ve yaptırıma başvurmadan değiştirmeye çalışmamızı, her zaman kendimize inanmayı ve asla pes etmemeyi öğütledi. Sorgulamaya ve düşünmeye, yaratmaya ve kucaklamaya her daim devam etmemiz gerektiğini anlattı. Şefkat ve merhametin güçlendiren ve yücelten değerler olduğunu savundu.

Stan Lee’nin sloganı: “Excelsior”!. Bu “Yukarı ve ileriye doğru, daha büyük zafere doğru!” anlamına gelen eski bir kelime. “İleriye doğru ilerlemeye devam edin, eğer zamanı geldiyse, zamanı gelmiştir. Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.” diyordu Stan Lee. Yüksek motivasyonu hırsa dönüşmemiş, özgüven sahibi ve mütevazı bir insandı.

Nesiller boyu yaşayacak sayısız alternatif gerçekliği yaratan, gerçekliğimizi güzelleştiren kahramanımızı, maskenin ardındaki adam Stan Lee’yi sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz!

Excelsior!

0
2183
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle