05 NİSAN, ÇARŞAMBA, 2017

İsveç'ten Bir Caz Rüzgarı: Koop Oscar Orchestra

Elektronika ve jazz’ın birlikteliğini özgün bir sound ile harmanlayarak müzikseverlerle buluşturan KOOP projesiyle Oscar Simonsson, bu sene Parkfest’in heyecanla beklenen konuklarından biri. Kendisiyle festival öncesi sohbet ettik.

İsveç'ten Bir Caz Rüzgarı: Koop Oscar Orchestra

Bu sene Parkfest ile İstanbullu dinleyicilerle buluşacak olan Oscar Simonsson ile kalabalık bir grup olmak, etkilendiği müzikler, üretim biçimleri, müziğin evrenselliği ve tabii ki Koop Oscar Orchestra üzerine konuştuk. 

Koop Oscar Orchestra nasıl kuruldu?

2009 yılındaki son Koop gösterisinden sonra müzik ile işimin bittiğini düşünüyordum. Fakat kafamın içinde durmadan şarkısını söyleyen bir melodi vardı, artık dayanamıyordum. Şarkıcı Jazzu’yla tanıştım ve şarkı söylemek isteyip istemediğini sormaya karar verdim. O da söylemek istedi. Fakat aynı zamanda bir gruba ihtiyacım vardı, bu yüzden bazı müzisyenleri bir araya getirdim. Sonrasında ise Koop için yazdığım yeni şarkıların provalarına başladık. Bu sürecin sonunda ilk konserimizi birkaç ay önce verdik ve yakında bu yeni şarkıları çıkaracağız. Ama önce sizin için İstanbul’da çalacağız!

Kalabalık bir müzik grubu olmanın faydaları ve zararları nelerdir?

Avantajları muazzam. Hepimizin bildiği gibi insanlar, başka insanlara ihtiyaç duyarlar. Şarkı söyleme ve ritimleri bir araya getirme isteği aslında içimizdeki sosyalleşme güdüsü olarak kökleşmiş bir şey, kalabalık bir gruptayken bunu çok net hissedebiliyorsunuz. Dezavantajları ise daha çok ekonomik yöndedir. Koop bir DJ’den oluşşsaydı ya da sadece bir laptopla ve video ile konser verseydi milyoner olurdum sanırım. Çünkü kalabalık bir grupta masraf çoktur. Biz ise bunun yerine yaklaşık sekiz kişi ile uçmayı tercih ettik. Bu beni çok daha sesli ve mutlu bir kişi yaptı.

Ortadoğu müzisyenlerinden kimi dinliyorsunuz? 

Sürekli olarak dinlediğim beş, altı tane favori sanatçım var, zannediyorum ki bunların hiçbiri Orta Doğu’dan gelmiyor. Aslında, müziği bu kadar gruplandırmadan önce tüm müzik türleri benim müziğime bir şekilde sızdı ve zevkimi oluşturdu. Sanırım, bugünün çocukları için durum çok farklı. Özetleyecek olursam ben müzikte Orta Doğu malzemelerini kullanmayı, araştırmayı severim. Özellikle caz’da.

Müziğinizde birçok şarkıdan gelen parçaları duyuyoruz. Şarkılarınızı nasıl yaratıyorsunuz?

19 yaşımdan beri çeşitli şarkılardan kesilmiş kısa parçalar topluyorum, 5000 sample’dan oluşan büyük bir kütüphanem var. Bazen yılda üç, dört şarkıdan sample alırım ve kafamın içinde iyi bir melodi düşünürüm. Sonra bu şarkıyı oluşturmak için samplelarımı kesip yapıştırmaya çalışıyorum, ancak boşlukları doldurmak için birkaç müzisyenden yardım almam gerekiyor. Elbette bazı gerçek vokaller de kaydediyorum. Şarkılar kafamda zaten hazır ve onları gerçeğe dönüştürmek için gayret sarf ediyorum.

Dünya müzik festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu festivallerin müzisyenlere ne gibi faydaları oluyor sizce?

Festivallerden hoşlanırım çünkü toplumla ve müzikle karşılarşırsınız ve başka bir şekilde göremeyeceğiniz özel insanlarla tanışabilirsiniz. Fakat hiçbir şey küçük bir konser salonunda müzik ile iç içe olmamızın yerine geçemez. 

İskandinav müziği ve latin müziği sound’unuzda bir araya geliyor. Kendinizi nerede hissediyorsunuz?

Tam İsveç’te hissediyorum. Ve belki de Latin Amerika etkilerini müziğimde elde etmek için cevabım İsveç'tir. Zaten uzun yıllar boyunca Latin Amerika, İsveçliler için bir fantezi kıtası olmuştur. Hatta İsveç’in bilinen yerel müziklerinden bazıları Arjantin, Brezilya ve Karayipler’deki denizci maceraları hakkındadır. 

Aynı konu hakkında bir başka soru: Sizce müzik yerel mi yoksa evrensel mi olmalıdır?

Müziğin yerel olarak kalmasını nasıl sağlayabilirsiniz? Ben bundan pek emin değilim. Duvar mı inşa edelim örneğin?

Erkek ve kadın vokal arasında bir fark var mıdır? Sesin cinsiyeti hakkında neler düşünüyorsunuz?

Yumuşak sesler bazı şarkılar için uygun olur. Bazı şarkılar için ise daha karanlık, kasvetli sesler uygun olur. Örneğin melodi karanlık bir ses için fazla hafif kalıyorsa bunu hemen duyarım. Bu DNA’nın içinde ve büyük şarkıcılarla çalıştığım için çok şanslıyım. Hem erkek hem kadın.

Uzun yıllar sonra Parkfest Müzik Festivali için Türkiye'ye dönüyorsunuz. Nasıl hissediyorsun?

Son kez Türkiye’de olduğumda açıkçası çok iyi hissedemedim. Ama bunun nedeni ülkeniz değildi. Hatırladığım kadarıyla  konser sonrasında tanıştığım bir kadın bana kızmıştı.  Bunun nedeni konser sırasında dinleyicilere fazla gülümsememem olabilir. Fakat ben sahnede rol yapamıyorum. Dürüstlük bildiğim tek şeydir ve dinleyicilere de bunu vermeye çalışırım. Gülümsemek, eğer hissedersem yaptığım bir şey. 

*Parkfest 13 Mayıs Cumartesi günü KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek.

0
3904
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle