12 KASIM, PERŞEMBE, 2015

“Hiçbirimiz Kolay İnsanlara Aşık Olmuyoruz”

Son yıllarda eski şaşaalı günlerine geri dönen singer-songwriter kavramının Türkiye’deki en önemli isimlerinden biri Göksel. Kendi deyimiyle o bir “şehir ozanı”. Şarkılarında aşkını ve tutkusunu yalın, içten sözleriyle anlatarak modern hayatın romantik ilişki çıkmazlarından payını alanlara dert ortağı oluyor. Göksel ile olgunlaşan sound’unu, müzik piyasasını, yazmayı ve aşkın zoru sevmesini konuştuk.

“Hiçbirimiz Kolay İnsanlara Aşık Olmuyoruz”

1997’de çıkardığınız Yollar albümünden bugüne Türk müzik sektöründe var olmanın şartları değişti mi? 

Oldukça değişti aslında. 18 yıl olmuş. O zamanlar müziğe, yeni müzisyenlere karşı çok büyük bir ilgi vardı. Albümlerin fiziki satışları çok yukarılardaydı, konser adeti çok daha fazlaydı. Bir anlamda işler daha kolaydı fakat bu yeni dünyanın, özellikle internet üzerinden ulaşımın hızlanmış olmasının da başka türlü faydaları olduğunu düşünüyorum. Bugün bir albümü çıkartıp beş gün sonra konser verdiğimizde bizi dinlemeye gelenlerin hemen hemen hepsinin yeni şarkılardan haberdar olduğunu fark ediyorum. Şarkılar çok hızlı yayılıyor. Bu aslında çok sevindirici, ulaşılabilirlik çok kolaylaştı ama sektör şu an yeni insanlara çok fazla şans tanımıyor; bu da beni üzüyor.

Bu süreçte hem söz yazma hem de yorum konusunda size müzikal olarak ilham veren isimler değişti mi? 

Sezen Aksu kadın yorumcu ve besteci olarak beni her zaman çok etkilemiştir. Onunla çalışma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Onu gözlemleme fırsatı da buldum birlikte çalışırken. O anlamda belki de en büyük ilham perilerimden biri Sezen Aksu. Yeni dönemde de mesela Lana Del Rey beni çok etkiliyor. Ruhunu, iç dünyasını olduğu gibi döktüğünü düşünüyorum. Kendine ait yepyeni bir stil yarattığını düşünüyorum ve bu beni çok etkiliyor. Geçenlerde Amy Winehouse’un belgeselini seyrettim. Şarkı yazış şekli, albümlere hazırlanma dönemi o kadar benzerlikler içeriyordu ki, bu şehir ozanı dediğimiz şeyin dünyanın her yerinde çıkış noktası aynı galiba. Filmin içinde çok güzel bir cümle vardı “Beni bu kadar zorlayan bir şey nasıl bu kadar güzel bir şey yapmama sebep olabilir” diye. O da benim sıkça tekrar ettiğim ve kendimde fark edip şaşırdığım bir şey. Hepimizin şarkı yazma noktası aynı şey aslında. Kendi içimizi döküyoruz ve bir yandan da hayat bizi bu şarkılarla ödüllendiriyor.

Sıkça aranjman dönemi şarkıları coverlayan biri olarak sizce nostalji klişelerine girmeden şarkıları ruhuna uygun yorumlamanın sırrı ne?

Eski şarkıları çok seviyorum. Her zaman da seslendirmek istiyordum. Albüm çalışmasına başlamadan önce de çok titiz bir repertuvar çalışması yaptık. Seçtiğimiz şarkıları, benim daha önce söylediğim ve kendi yazdığım şarkılara yakın şarkılardan seçtim. Hem duygu olarak, his olarak bana yakın hem de sesimin rengine, kimliğime uyacak şarkılar seçtim. Bu bakımdan repertuvar çalışmasını çok doğru yaptığımızı düşünüyorum. Aynı zamanda da albümdeki aranjelerin de orijinallerine yakın olması geniş kitleler tarafından sevilmesini sağladı. Zaten uzun yıllardır dinleyicinin benden böyle bir beklentisi vardı. Yani eski şarkıları seslendirmemi bekleyen bir dinleyici vardı. Onlar da çok sahiplendiler.

Yeni albüm için söz yazma süreciniz nasıl geçiyor? Kapanma ve içinize dönme ihtiyacı hissediyor musunuz?

Tam albüm çıkışlarında kendimi kapattığım, konsantrasyonumu tamamıyla albüme verdiğim bir dönem var. Onun haricinde hayatın boşluklarında ya da seyahatlerimde aklıma gelen her yerde her şeyi kaydediyorum. Bazen hayat beni zorladığında eve gidip şarkı yazma isteği, bir şeyler karalama hissi doğuyor. Bunların hepsini toparlıyorum ve bir yerlerde biriktiriyorum. Albüm çıkışına yakın tarihlerde de birleştiriyorum. Albüme en yakışacaklarını düşündüklerimi bir araya getiriyorum. Konsantrasyonumun yoğunlaştığı dönemlerde hayatla ilgili her şey bana ilham veriyor ve daha yoğun çalışıyorum tabii.

Konserlerde şahsi duygularınızı tekrarlamak yorucu mu yoksa dinleyiciyle paylaşmak bir çeşit terapi mi?

Aslında şarkı yazmak terapi gibi. Kendimle ilgili sıkıntılarımı, hayatla ilgili dertlerimi içimden çıkartıp atmamla beraber hissettiğim bir rahatlama duygusu var; onu hiç bir şeye değişmiyorum. Yani bir şarkıyı ilk yazdığım anda hissettiğim mutluluğun tarifi yok. Tabii ki sahnede binlerce kişiyle beraber o cümleleri beraber söylüyor olmak beni her defasında şaşırtıyor. Ne kadar çok benzeştiğimizi fark ettiğim için beni şaşırtıyor. Üzmek yerine umutlandırıyor, mutlu hissettiriyor. Tabii bazı şarkılar var ki yıllar içinde o kadar çok söyledim ki artık o duyguda değilim. Bazen onları üzüntü içerisinde söylemek istemiyorum. Mesela Depresyondayım. O şarkı artık benim sahnede en eğlenceli şekilde söylediğim şarkı haline dönüştü. Çoğunlukla sahneye seyircilerden birkaç kişiyi alıp onlarla beraber söylüyorum. Eğleniyoruz; çünkü sahneden insanları negatif bir duyguya değil pozitif bir duyguya çekmek istiyorum.

Zor ilişkiler mi yazmayı tetikliyor? Kedinizi acıdan zevk alırken bulmaktan korkuyor musunuz?

Ben tutkulu biriyim. Hayattaki her şeye karşı büyük bir tutku duyuyorum. Aşk yaşadığımda da bunu büyük bir tutkuyla yaşıyorum. İnsan doğasında maalesef ki böyle bir şey var. Hiçbirimiz çok kolay insanlara aşık olmuyoruz. Aşk hep böyle ulaşabilmek için çaba sarf ettiğimiz bir şeymiş gibi ve çoğu zaman da belki dokunduğumuzda kıymetini kaybediyor. Keşke böyle olmasaydı. Ben de genelde böyle yaşadım. Zorluklar aşkımı hep büyüttü. Müziğe duyduğum aşk da dahil olmak üzere.

Üst üste çıkardığınız Hayat Rüya Gibi ve Mektubumu Buldun Mu? albümleri size ne öğretti? Aranjman döneminin şarkılarını çalışmak yeni albümlerinizdeki sound’u etkiledi mi?

O dönemde o kadar güzel melodiler ve sözler yazılmış ki, onlardan etkilenmemek mümkün değil. Aslında o şarkılar bana müziği sevdiren, içimdeki müzik aşkını oluşturan şarkılar. Profesyonel olarak müzik yapmaya başladığımda ve kendi yolumu ararken belki de onu biraz kaybetmiştim. Nostalji albümlerinin repertuvarını hazırlarken çok fazla şarkı dinledim ve onlar beni tekrar o başladığım noktaya götürdüler. Müziğe duyduğum heyecanı hatırladım. Asıl güzelliğin basitlikte yattığını hatırladım. Nostaljilerden sonra çıkardığım Bende Bi Aşk Var albümünde şarkı yazarlığım açısından da büyük bir değişiklik var. Nostalji albümlerinin şarkı yazarlığımı çok etkilediğini düşünüyorum o anlamda. 

Sound’unuz olgunlaştıkça gitarın müziğinizdeki etkisi azaldı mı? 

Evet, bir değişim geçirdi. Özellikle Ozan Çolakoğlu’yla çalışmaya başladığımdan beri yepyeni bir sound oluşturduk birlikte. Orada gitardan daha ziyade davullar ve hatta yaylılar ön planda. Gitar benim müziğimde çok belirleyici ama artık şarkıları yazarken. Genel olarak sound’umda gitar kullanacaksam bile elektrik gitar yerine akustik gitar kullanmayı tercih ediyorum. Belki zaman içinde zevklerim de değişmiş olabilir. Bir de sürekli aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum.

0
3404
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle