01 KASIM, PERŞEMBE, 2018

Dünyanın Nazik Kayıtsızlığında Bir Aşk Hikâyesi

İki köylü aşığın, şehirde hayatta kalma mücadelesini gerçekçi bir anlatı ve minimalist bir sinematografiyle anlatan Kazak yönetmen Adilkhan Yerzhanov, The Gentle Indifference of the World’te (Dünyanın Nazik Kayıtsızlığı) çeşitli zıtlıklara, yozlaşmış topluma ve korunmaya çalışılan saf duygulara dokunuyor.

Dünyanın Nazik Kayıtsızlığında Bir Aşk Hikâyesi

2018 Cannes Film Festivali’nde görücüye çıkan ve şimdi de Boğaziçi Film Festivali’nde yarışacak olan The Gentle Indifference of the World (Dünyanın Nazik Kayıtsızlığı), Kazakistanlı yönetmen Adilkhan Yerzhanov imzalı modern ve pek minimalist bir melodram. Önceki filmlerinde de özellikle fakirlik ve sosyo-politik yozlaşmaya yer veren Yerzhanov, bu sefer de bu temaları bir aşk hikâyesi ekseninde ilerleyen anlatısında işliyor. İsmi Albert Camus’nün Yabancı’sından gelen The Gentle Indifference of the World, harcanan potansiyellerin, zorundalıklar ve bu zorundalıklardan kaçmak için alınması gereken zor kararların hayli zarif ve yumuşak tekniklerle işlendiği modern bir Yakın Doğu sineması örneği.

Yaşadıkları köyden çeşitli nedenlerle ayrılmak zorunda kalıp şehre göçen Saltanat (Dinara Baktybaeva) ve Kuandyk’in (Kuandyk Dyussembaev) şehirde hayatta kalma mücadelesine şahit olduğumuz The Gentle Indifference of the World, alışıldık hikâyesiyle izleyiciye günümüz sinemasında anlatı bakımından yeni bir şeyler sunmasa da 100 dakikalık gösterim süresine sığdırdığı etnik detaylar, dingin ve etkileyici sekanslar ve çeşitli sanat referanslarıyla başarılı bir modern melodram tecrübesi sunmayı başarıyor.

Tümü Kazakistan’da geçen film, genç yönetmenin dünyanın denize kıyısı olmayan en büyük ülkesi olan Kazakistan’ın kırsal estetiğini dengeli, simetrik ve statik kadraj tercihleri aracılığıyla fotoğraf karesini andıran sekanslarla izleyiciye aktarmasıyla başlıyor ve böyle devam ediyor. Kazakistan’ın bu coğrafi özelliği, filmde kendisini yoğun olarak hissettiriyor. Fakat bu hissiyatın bir kapana kısılmışlık veya izole edilmişlik hissi olduğunu söyleyemeyiz. Daha çok, karasal coğrafyanın sert koşullarının insan yaşantısıyla artık iç içe geçtiği, insanları da olabildiğine acımasız olmak zorunda bıraktığı fikriyle paralel olduğu söylenebilir. Kartpostal misali sahnelere bol bol şahit olduğumuz filmde hareketsiz kamera sinematografik olarak yönetmenin en çok başvurduğu teknik. Yönetmenin bu tercihinin, filmin realist anlatısını güçlendirdiği söylenebilir.

Kırsaldan şehre inen, yetiştirilme tarzları itibarıyla birbirlerine dokunmaktan dahi zaman zaman imtina eden bu iki aşığın şehirdeki politik yozlaşmışlığına şahit olduktan sonra aldıkları her karar artık yalnızca kararın sahibini değil, ötekini de etkilemekte. Zaman zaman ayrı ayrı, zaman zaman birlikte alınan bu kararlar, filmin varış noktasına doğru tutarlı bir yol hazırlıyor. Doğrusal kurgusu ve açık anlatısıyla takibi kolay olan The Gentle Indifference of the World; realizmi, sadeliği ve minimalistliğiyle ilgi çekici bir atmosfer oluşturmayı başarmış.

Başı dik Kuandyk’in Saltanat’a olan aşkından güç alarak şehirdeki çürümüşlüğün içinde yer almadan kendine ve aşkına yaşam alanı açma çabası, Saltanat’ın yapmak istemediği hâlde alması gereken birtakım kararlar, birbiriyle daima çarpışmakta olan zıtlıklar ve renkleri net olan iyi veya kötü kalpli karakterler için, The Gentle Indifference of the World’ü modern bir melodram hâline getiren temel özellikler diyebiliriz. İyi-kötü çatışmasının yanı sıra nezaket-kabalık, sanat-sanatsızlık ve kırsal-kent çarpışmasını da içinde bulunduran film; içerdiği Albert Camus, Jean-Paul Belmondo, empresyonist sanat gibi referanslarla hem karakterler arasında sanat kisvesi altında birtakım etkileşimlere ortam hazırlıyor hem de izleyicinin, kimileri için var olan, ön yargılarına saldırıyor. Camus alıntılayan, empresyonizm bilen bir hâl işçisi olarak Kuandyk, büyük şehrin acımasız aktörleri arasında hayatta kalmaya çalışırken başı dik karakteri ve okuyup benimsediği öğretileri sıklıkla birleştiriyor.

İki baş karakterimizin saflık ve masumiyetlerini kaybedişlerine yavaş yavaş şahit olduğumuz filmde, bu sert değişimin en büyük sorumlusu politik ve maddi çıkarlarınca hareket eden yozlaşmış insanlar. Evet, yönetmenin önceki filmlerinde olduğu gibi The Gentle Indifference of the World’te de politika, siyaset, insan var fakat belirtilmeli ki politik eleştiri hususunda filmin sıra dışı veya sert olduğunu söyleyemeyiz. Ama olabildiğine doğal ve gerçekçi toplum tasviri, modern insandaki habis değişimlerin altını çiziyor. Bu değişimlerin kaçınılmaz olup olmadığına karar vermek ise izleyiciye kalıyor.

0
1513
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle