12 HAZİRAN, SALI, 2018

Çözülmemiş Cinsel Gerilimin Yüksek Tansiyonu!

Sandra Bullock, Cate Blanchett, Helena Bonham Carter, Sarah Paulson, Anne Hathaway, Mindy Kaling, Awkwafina ve Rihanna’nın oyuncu kadrosunda olduğu ve Hunger Games filminden tanıdığımız Gary Ross’un yönetmen koltuğunda oturduğu Ocean’s 8, 15 Haziran’da vizyona giriyor. Güçlü kadın isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı Ocean’s 8, diğer Ocean’s serilerinin katbekat üstüne çıkıyor.

Çözülmemiş Cinsel Gerilimin Yüksek Tansiyonu!

Ocean’s’ın 8'ini izlemek, insan beynini farklı bir neşeyle, sevinçle şımartmaktır; heyecan bir ya da iki saatten sonra hafızadan kaybolmaya başlasa bile, bu deneyiminizin daha azı veya hoşu olmaz. Filmin ortasındaki soygun aksamadan söner; sonunda, dolandırıcı kahramanlar, geldikleri tüm zenginliklerle birlikte giderler. Şimdiye kadar olan serilerde erkek karakterlerin arasında gelişen olay zinciriyle daha çok testosteron ağırlıklı espri diline, dostluk/arkadaşlık ikilemine tanık olup, kadın karakterlerin seks objesi veya aşk kavramı dışında kullanımına ulaşamadık. Hunger Games filminin de senarist ve yönetmeni olan Gary Ross, Ocean's üçlemesinden Ocean's Eleven’ın erkek oyunculardan oluşan kadrosunu sil baştan yaratıp, bu defa kadın oyunculara yer vererek, algıların yıkılmasını, ayrıca çözümlenmemiş yüksek düzeydeki cinsel bastırılmışlığı dışa vuruyor. Steven Soderbergh’in 2001 yapımı soyguncu Ocean's Eleven’ının yeniden canlandırılması ile muhteşem bir kadroyu bir araya getiren filmde; Sandra Bullock, Cate Blanchett, Helena Bonham Carter, Sarah Paulson, Anne Hathaway, Mindy Kaling, Awkwafina ve Rihanna yer alıyor.  

Ocean’s 8’te sıkı bir şekilde korunan bir elmas kolyenin peşine düşmüş bir grup kadın çetesi görünür; onları oynayan aktrisler, erkek sinematik hakimiyetinin kalelerine doğru girer. Suçlular artık gizem dolu güzelliklerdir! Steven Soderbergh’in Ocean’s denemelerindeki kadın temsili kadınları çileden çıkarıyordu. Erkeklerin sonsuz bir eğlenceye sahip olduğunu gördüğümüzde - birazcık daha fazla bir şekilde kendini beğenmiş - kadın karakterler olayları seyreden seyirci ve piyon olarak karşımızda belirginleşirdi. Film tarihine baktığımız zaman Julia Roberts'ın Tess'i olayların tam merkezinde görünüyor gibi olmasına karşın, devamlı gönülsüz bir katılımcı şeklinde ilerleyen rol yapısının üstüne asla çıkmadı. 

Soderbergh, geçmiş filmlerin aksine bu yeni seride yapımcı olarak hareket ederken Gary Ross ve Olivia Milch ile senaryoyu yönetiyor. Soderbergh ile yakın dostluğu göz önüne alındığında, Ross projeye yeni bir soluk getirecek kadar tarafsız görünmese de kadınların geleneksel kısıtlamalardan kurtulmasına yardım eden bir formu var. Sandra Bullock, Ocean’s üçlemesindeki Danny'nin (George Clooney tarafından oynanan) kız kardeşi Debbie'yi canlandırıyor ve film, ilk karesinde, hapisteki kadın mahkûmun şartlı tahliyesiyle başlıyor. Debbie, onu cezaevinden kurtaran Lou (Cate Blanchett) ile tekrar bir araya geliyor ve ikisi muhteşem bir elmas soygunu için bir mürettebat kurmaya karar veriyorlar. Bunlara ise Helena Bonham Carter, İrlandalı moda tasarımcısı Ross Weil; Awkwafina, yankesici Constance; Mindy Kaling, kuyumcu Amita; Sarah Paulson, banliyö annesi Tammy; Rihanna, hacker Nine Ball rolleriyle destek veriyor. Plan, Met Gala'da aktris Daphne Kluger'in (Anne Hathaway) 150 milyon dolarlık elmasını tereyağından kıl çeker gibi almak. Ama bu iş öyle göründüğü kadar dolay değil, ciddi bir plan ortaya konması gerekli. 

Ocean’s 8 önceki filmlerin gölgelerinden yeteri kadar çıkan bir yapıya sahip. Seri kameraların havada uçuştuğu, kadınların daha az kontrol edilebilir yapıda olduğu algılar ters yüz edilmiş. Bullock, Clooney’nin ikna edici bir sahtekâr algısını daha heyecanlı kimliğe çekerken; Blanchett, süper-cool Lou karakterinde yine ortalığı toplayan şahane oyunculuğunu konuşturmuş. Debbie (Sandra Bullock) ve Lou (Cate Blanchett) arasındaki bariz, sıkıcı ve keşfedilmemiş cinsel gerginliği ise açıkça tartışmamız gerekiyor. Filmin de önüne geçen iki karakter arasındaki çekişmeli konuşmalar, tartışmalar, aslında yönetmenin başarısını da perçinlemiş. İki çekici kimliğin etrafında gelişen olayları izledikçe insan konunun gidişatına sadık kalabiliyor. Senaryo ile kadın kimliği arasında bağ kuran yönetmen, feminist bakış açısını ustaca olayların içine yerleştirmiş. Özellikle neden bir erkek iş birlikçiye ihtiyaç duyulmadığının anlatıldığı sahne zekice kurgulanmış. Biz yönetmenin, bu kadar kadın kimliğinin içinde seksüel birtakım olguları masaya yatırmasını beklerken, Rihanna’nın hacker rolü fazlaca basit ve yüzeysel biçimde ortaya konuluyor. Filmde kimliksel olarak kadın karşıtı espriler değil, aksine erkek egemen Hollywood kültürünün üstüne üstüne giden ironiler beynimize kazındı. James Corden gibi, daha çok komedi ağırlıklı kişilerin konuya besleyici unsur olarak dâhil edilmesi, güçlü kadın karakter yapısının ön plana çıkmasının başlıca nedeni. Ocean’s 8 filminin kurtarıcıları, rolleri paylaşan Oscar ödüllü kadın oyuncuların duruşu değil, aksine kadın kimliğini doğru biçimde kullanan yönetmen Gary Ross’un bakış açısıdır. Olaya sadık kalan ve Blanchett ile Bullock arasında çözümlenmemiş cinsel gerilim yaratan Ross, seksüel kimliği elinin tersiyle bir kenara itip, heyecanı soygunun içinde nokta atışıyla sunuyor. Karakter oyuncusu güçlü kadın isimlerin doğru biçimde sunumuyla Ocean’s 8, diğer izlediğimiz üçlemenin katbekat önünde, şahane bir film! 

https://www.youtube.com/watch?v=E22KFIFaPkg

0
7284
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle