08 HAZİRAN, PERŞEMBE, 2017

'Yurtsuz Juan'

Çağdaş İspanyol edebiyatının önemli şair ve yazarlarından biri olan Juan Goysitolo, geçtiğimiz günlerde hayata veda etti. Goytisolo ile tanışmak ve onu anlamak için bir anı*…

'Yurtsuz Juan'

Cervantes Enstitüsü'nden hocalarım Sandra ve Montserra ile Kazablanka'daki evlerinde konuşuyorduk. Sandra birden "Juan Goytisolo ile tanışmak ister misin?" dedi. Çok heyecanlandım, Goytisolo'nun yılın bir bölümünü Marakeş'te geçirdiğini biliyordum. Fas gezimizin son durağı olan Marakeş'e vardığımız günün akşamı, her turistin kaçınılmaz uğrağı olan Cemaatü'l-fena meydanındaydık. Her akşam yüzlerce açıkhava lokantasının kurulduğu, yılan ve maymun oynatıcıların, şifacıların, kınacıların, çalgıcıların hünerlerini sergilediği bu meydana bakan Cafe France'da nane çaylarımızı yudumluyorduk. Garson 'Şurada oturan Goytisolo, sizi tanıştırayım' dedi, 'Yok' dedim, 'Sonra'. Biraz sonra Goytisolo kalktı, yanına yaklaştım ve Türkçe olarak 'Bay Goytisolo' dedim 'Sizinle yarın akşam biraz sohbet edebilir miyiz?' Sandra 'Türkçe konuş çok sevinir' demişti, Goytisolo da Türkçe yanıtladı beni.

Ertesi akşam sevinçli ve biraz da tedirgin bir biçimde, Goytisolo'nun mahalle arkadaşlarıyla oturduğu masaya oturduk biz de. 1980 askeri darbesinden sonra Paris'e giden şair Nihat Behram'ın sayesinde, bir Türk kültür derneğinde iki yıl boyunca Türkçe öğrenmiş. 1995'e kadar belki 20 kez Türkiye'ye gelmiş. Kapadokya'da Gaudi'nin İzinde (İş Kültür Yay. 2003, çev: Zerrin Yanıkkaya) kitabında anlattığı gibi Konya'da Şebi Arus törenlerine katılmış, Edirne'de Kırkpınar yağlı güreşlerini izlemiş, 'Palimpsest Kent' (Neyyire Gül Işık'ın açıklamasıyla palimpsest: Ortaçağda başvurulan bir yöntemle, üzerindeki metin kazınarak yeni bir metin yazılmış olan parşömen; kazıntı hiçbir zaman kusursuz olmadığından, yeni metinde eskisinden bir şeyler kalmıştır.) diye nitelediği İstanbul'da unutulmaz günler geçirmiş. Orhan Pamuk ve Nedim Gürsel'in yakın dostu. Pamuk'un Kara Kitap'ını başyapıt olarak nitelendiriyor.

Goytisolo, Gül Işık'ın sunuşuyla "İber Yarımadası'nın aykırı çocuğu, İspanyol İç Savaşı'nın evladı, dünya yazınının göçebesi, Batı ile Doğu'nun ortasında bir garip marjinal Avrupalı, kargaşalı, bunalımlı çağımızın kaygılı tanığı, başyapıtını, kendi benliğinin ve 20. yüzyılın son üç çeyreğinde dünyamızın tarihçesini, kaosun öyküsünü, dur durak bilmeyen tedirgin yaşamıyla yazan romancı." (Yeryüzünde Bir Sürgün, Metis Seçkileri, 1992)

Türkiye'ye ve Arap dünyasına ilgisinden ötürü Aznar hükümetinin 'Müslüman dostu' olmakla suçladığı Goytisolo, şimdiki hükümetin, yani sosyalistlerin yaklaşımından memnun. Avrupa Birliği'nin neredeyse bir 'Hıristiyan kulübü' olduğunu ve Türkiye'yi AB'ye asla almayacaklarını söylüyor. "Beş Goytisolo olsa, biri New York'ta, biri Marakeş'te, biri İspanya'da, biri Kahire'de, biri de İstanbul'da yaşasa" diye yurtsuzluğa özlemini dile getiriyor: "Yeryüzünün değişik coğrafi alanlarının yaşam biçimlerine, kültürlerine, dillerine tutkunum; yalnız Gongora'ya, Sterne'e, Flaubert'e, Mallarme ya da Joyce'a değil, İbni Arabi'ye, İbni Hazım'a, Mevlana'ya da bağlıyım." (agy. s.35)

Marakeş'te, Batı'da olmayan özgün bir 'humor' bulmuş. Gelecek yıl Türkçede üç kitabının yayımlanacağını müjdeliyor. Türkçede 'Saraybosna Yazıları', 'Marx'ların Öyküsü', 'Kuşatma Hali', 'Yeryüzünde Bir Sürgün' ve 'Kapadokya'da Gaudi'nin İzinde' adlı yapıtlarıyla tanınan ve kendini "Yazınsal idealim: Gezgin derviş. Beyhude dünya nimetlerinden kaçan, kuralları ve dışsal uygunluk kalıplarını küçümseyen, mürit aramayan, pohpohlanmaya tahammülü olmayan bir adam" olarak tanımlayan Goytisolo'yu çok sevdiği Cemaatü'l-fena'da arkadaşlarıyla baş başa bırakırken, yeniden Türkiye'de görme arzumuzu dile getiriyoruz, gülüyor ve "İnşallah" diyor.

*Bu yazı 29.06.2005’te Radikal’de yayımlanmıştır.
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/haydar-ergulen/yurtsuz-juan-750486/

0
3354
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle