23 TEMMUZ, PERŞEMBE, 2015

Yaz Kitapları

Kim demiş yaz kitapları hafif kitaplardır diye? Doğrusu böyle söylemek kitapları, yazıyı hafife almak olur. Ben günde üç öğün kitap okumanın, bünyeye iyi geleceği kanısındayım. Artık hangi öğünde hangi kitabı öğüteceğiniz de size kalmış! Güzel yaz, iyi oku...

Yaz Kitapları

Murat Özyaşar en beğendiğim hikayeciler arasında. Ayna Çarpması'ndan sonra ikinci kitabı Sarı Kahkaha (Doğan Kitap). Şiirin organik olması gibi hikayenin de organik olması gibi bir durum varsa, Özyaşar'ın hikayelerini örnek verebilirim. Antikahramanlar diyebileceğim hikaye kişileriyle birlikte soluk alıp veren bir hikayeci Özyaşar.

Baki Ayhan T., Hayat ve Hayal Müzesi'nde (YKY) 2001-2014 arasındaki şiirlerini toplamış. Renkli, zengin ve başından beri ilginç bir şiir olarak gördüğüm Baki Ayhan T. şiirini 'karnaval' duygusuyla okuyor ve seviyorum. Şiirde lirik - epik kardeşliğinin en yetkin temsilcilerinden biri ve bu ayrımı bir olanağa dönüştürmesini biliyor.

Yaz kitabı değil yas kitabı olarak okunması gereken bir kitap Sibel Oral'dan Toprağın Öptüğü Çocuklar (Can Y.). Altbaşlığı “Adaleti beklerken Roboski”, doğal olarak devamını da getiriyor, 'çok beklersin!' Hem bir gazeteci tanıklığı hem bir hikayeci vicdanıyla yazmış. Çok bekleriz ama unutmayız! Madımak'ı unuttuk mu?

Mahmut Temizyürek İm Bilse Er Ölmes(İletişim) ile Nazım Hikmet okumalarında yepyeni bir hamle yapıyor. “Nazım Hikmet ile Don Quijote'nin Arzu Serüvenleri” altbaşlığını taşıyan kitap, eleştirel bir yolculuk ve bizi Nazım Hikmet'in kahramanlarıyla tanıştırmayı deniyor. Bu harikulade yolculuğu Memleketimden İnsan Manzaraları için de yapar mı acaba Temizyürek?

Tuğrul Tanyol'un Gelecek Günlerin Şarabı(YKY) 'ismiyle de müsemma' dedikleri türden, 'şarap' gibi bir kitap. Tanyol'un şiiri 'yalınlık antolojisi' sıfatını çoktan hak etti. Etkisini hemen değil, zamanla gösteren ve bir 'klasik' yapıt okuyormuş duygusu veren bir şiir. Zamanın değil, çağın ruhunu yakalamış olmanın bilgeliğiyle yazıyor.


Pas (Everest Y.) Ömer Erdem şiirinin yordamı. Hem bir hiza hem de safını gösterdiği bir yer. Yükseklik. Yüksekte ama uzaktan bakmıyor. Kendi yokuşunu çıkıyor ve o yüzden kendinde bir şiir. Çıktıkça yakına geliyor. Önceki kitaplarına, şiirlerine selam veriyor. Ama onların yanında fazla durmuyor. Ömer Erdem'in bir programla, yeni bir döneme geçiş nişanı olarak yayımladığı bir kitap Pas, bundan sonraki ilk şiir kitabını şimdiden merak ettiğimi söylemeliyim.

Herkes Yalnız(Kırmızı Kedi Y.) Onur Caymaz'ın yeni öykü kitabı. Şiir ses toplar, Caymaz'sa öykülerinde rüzgar toplamış. Kısacık söyleyişlerinden boşluklarına, ortaya konuşmalarına, öyküyle halleşmesine kadar her şeyde 'İstanbulca' bir bakış, duyuş ve deyiş var. Caymaz da ilerde İstanbul yazarları arasında anılacak bir isim.

Can Gürses ikinci romanı Kırık Beyaz(Doğan Kitap) ile şiir, masal, anlatı arasında yeni bir roman ya da yeni bir yazı deniyor. Nedense daha sonraki romanlarında kahramanı şairler, belki de hiç doğmamış şairler olacak diye de güzel bir his var içimde. İki romanı, üç çocuk romanı, edebiyat gardırobu yazılarıyla edebiyatımıza taze bir giriş yapan Can Gürses'i coşkuyla selamlıyorum.

Fırat Demir ikinci şiir kitabı Öte Geçeler (160. Kilometre) ile cüret ettiği yeni bir şiiri sürdürüyor. Bir anlamda da 'açık şiir' yazıyor. Farklı kaynakları değişik söyleyişlerle buluştururken şiiri bir risk olarak gördüğünü belli eden tutumunu da saklamıyor. Galiba şiir kavramının yeni tanımsızlıklar için Fırat Demir gibi şairlere ihtiyacımız var.


Ali Özgür Özkarcı Bir Müddet Aranızda Olamayacağım(160. Kilometre) kitabıyla şiirinin büyük ırmağını derinleştiriyor, akışını da hızlandırıyor. 'Yüksek gerilimli' olduğu kadar yüksek sesli de bir şiir. Dahası yolboyunca söylenen şarkılara da benziyor. Söyleyecek daha çok sözü var cümlesinden mülhem, Özkarcı'nın yazacak daha çok şiiri ve kitabı olduğunu düşünüyorum ve bu doğrusu şiirimizi de yükseltecek bir şey.

Akif Kurtuluş'un Ukde'si(İletişim Y.), onun Mihman romanını okuyanlar için sürpriz değil. Ama Kurtuluş'un şiirleri gibi romanları da dil ve anlatım sürprizleri taşıyor. Sanki şiirinde olduğu gibi romanlarında da, konu ne olursa olsun 'yüzleşme' kaygısı öne çıkıyor. O yüzden de kısa değil, üzerinde çok düşünülmüş yapıtlar olarak görüyorum onları. Daha da iyisi Kürt ve Ermeni meselesini ele alış tarzıyla da hakikatın soğukkanlı yüzünü gösteriyor ki, o zaman da klasik 'şair romanı' ezberini bozmakla kalmıyor, andığım meselelerdeki ezberi de bozuyor.

Buket Uzuner 'Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları'nda Su'dan sonra Toprak'ı da (Everest Y.) yayımladı. Yunus Emre'nin “Dört kitabın manası/bellidir bir elifte” deyişini de hatırlayarak, sıranın hava ve ateşe de geldiğini belirtelim. Büyük ve yorucu bir çaba, 'yazının arkeolojisi'ni de yaparak bir anlamda. Sürükleyici, öğretici olması bir yana, özellikle 'sen ne güzel bulursun/gezsen Anadolu'yu' duygusunun da bir eğretilemesi gibi, 'sen neler bulursun/kazsan Anadolu'yu' diyor. Anadolu'yu kazmaya ve yazmaya devam öyleyse Buket Uzuner.

Kalem Yapın Beni Kalem, Everest'in 'tek ciltte' serisinin ikincisi, ilki Çetin Altan kitabıydı, bu Aziz Nesin kitabı. Yazarın 100. doğum yılında hazırlanmış olması bir yana ona her zamankinden daha çok gereksinim duyduğumız günlerde yayımlanmış olması daha önemli. Aziz Nesin gibi bir bilgenin yazılarını, sözlerini okuyup, dediklerini bir bir yaşadığımızı da kendimize itiraf etme vakti. Bu yüzden de Aziz Nesin hakkında olduğu kadar, Türkiye hakkında da doğru bir fikir sahibi olmak için bulunmaz bir kaynak.

Not: Eserlerini kullandığımız sanatçılar MUTI ve Putri Febriana.

Kaynak: www.behance.net

0
2203
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle