10 EKİM, CUMARTESİ, 2015

Twitter Öykücülüğünün Yükselişi

Twitter öykücülüğünün yükselişi, Bram Stoker: Dracula'nın yazarı hakkında 10 gerçek, Goldsmiths Kitap Ödülü’nün kısa listesi… “Dünyadan edebiyat” dizimizin ikinci bölümünde, gelişmeleri takip ediyoruz.

Twitter Öykücülüğünün Yükselişi

Yazarlar, sosyal medyayı 140 vuruşluk bölümler halinde verilen bir edebiyat türüne dönüştürüyor. Ödüllü yazar David Mitchell yeni bir öykü yazıyor ve okurları metnin ilerleyişini Twitter'da izliyor. Mitchell'in kesintili tweet'leri takıntılı bir stalker ve hacker anlatıcının gözüyle bir öykü anlatıyor. Öykü kurgu parçalarıyla değil küfürbaz tweet'lerle aktarılıyor. Ancak Twitter, @I_Bombadil'i bir Tolkien karakterine gönderme olarak algılıyor ve hashtag'lar ve emoji'lerin ortasında sık sık kültürel göndermeler yer alıyor.

Bu aslında Mitchell'ın ilk Twitter öyküsü değil. Ve aslında bu öyküyle, yayına hazırlanan romanı Slade House'un (Kızak Evi) tanıtımını yapıyor. Roman da aslında 6 bin sözcüklük bir Twitter öyküsüne dayanıyor: “The Right Sort” (Doğru Tür). Dahası, Mitchell, Twitter öykücülüğünü ciddiye alan ilk saygın yazar değil.

Philip Pullman ev sineği Jeffrey'nin masalını aylarca tweet'ler halinde yazdı. Pulitzer ödülü sahibi Jennifer Egan Black Box (Kara Kutu) öyküsünü New Yorker'ın Twitter hesabından yayımladı ve Margaret Atwood bu yılın  #TwitterFiction (Twitter öyküsü) festivaline katılan tanınmış yazarlardan sadece biriydi.

Kuşkusuz yazarların Twitter öykücülüğüne yönlenmesinde kısmen yayıncıların bir payı var. Yazarlarsa sosyal medyayı kullanmaya okurlarıyla bağlantı kurabilecekleri düşüncesiyle ikna oldular. Elbette artan takipçi sayısı artan kitap satışına dönüşebiliyordu. Tabii ki Twitter alaycı yorumlar ve agresif trollerin yer bulabildiği bir ortamda ciddi edebiyat da yer bulabilirdi.

Londra Üniversitesi Dijital Kültürler Bölümü'nden Profesör Melissa Terras, bütün yazınsal türler için birer kısıtlama unsurunun söz konusu olduğunu ve basitçe Twitter'ın da en yeni sınırlanma mecrası olduğunu söylüyor: “Edebiyatın görevi formlarla oynamak. Şiirde son derece katı sınırlar bulunmaktadır ve kişiler o sınırlar içinde üretim yaparlar. Twitter öykücülüğündeyse yazar 140 karakter içinde yaratıcı bir şeyler sunabilmek zorunda. Biraz farklı bir sanat formu ve çok farklı bir öykü deneyimi yaratıyor.”

Twitter öykücülüğüyle birlikte eleştirileri de belirdi. Örneğin Mitchell'ın öyküsü daha az “çekici” ancak güncel dili kullanışı ise zekice ve parlak bulundu. Egan'ın öyküsü ise “atomistik tweet'lerin bir arada kurmaca oluşturabildiği bir şiirsel deneme” olarak değerlendirildi. Ve elbette henüz herkesin twitter öykücülüğünü ciddiye aldığı da söylenemez.

Ama yine Terras'ın da vurguladığı gibi yeni edebiyat türleri, onlara gösterilen dirençle birlikte beliriyor. Sözgelimi Viktoryen dönemde yayıncılık teknolojilerinin yazarları daha uzun yazmalarına elverecek şekilde gelişmesi de “Kitaplar çok uzun, çirkin görünüyorlar,” eleştirisine uğramıştı. Yazarlar yeni ortamı benimsedikçe eleştiriler övgüye dönüşmüştü. Belki de bugünün avangartları Twitter öykücüleri olacaktır.

http://www.theatlantic.com/

  • David Mitchell 

Bram Stoker: Dracula'nın Yazarı Hakkında 10 Gerçek

Bram Stoker 1897'de yayımlanan Dracula romanıyla bir tür olarak vampir öykülerini başlatmıştı. İşte bu eski Daily Telegraph muhabiri ile ilgili pek bilinmeyen on gerçek:

1. Bram Stoker Dracula ve The Jewel of Seven Stars da dahil 12 roman yazdı. Öykü kitapları da bulunuyor. Dracula'nın özgün adı “The Undead”di (Ölmeyen).  Dracula'nın dediği gibi, “İntikamım henüz yeni başladı! Onu yüzyıllara yaydım ve zaman benden yana!” Şu ana kadar bin roman ve 200 film vampir Dracula'yı anlatmıştır.

2. 1890'larda Daily Telegraf için çalışan bir serbest muhabir olan Stoker, 1905-1910 yıllarında gazetenin kültür bölümünde tam zamanlı çalıştı. Bu dönemde tiyatro eleştirilerini de yazıyordu. Yine bu dönemde The Lair of the White Worm (Beyaz Kurdun Yuvası) kitabını yazıyordu.

3. 8 Kasım 1847'de Dublin'de doğan Stoker, anne tarafından köklü, renkli bir bir sülaleye sahipti. Bu aileye kendi oğlunu da asan Galway'in efsaneci şerifi de dahildi. Bu sülale, yazarın öykülerinin gizli malzemelerinden biriydi.

4. Dracula'nın en önemli esin kaynağının 15. yüzyıl Transilvanya prensi III. Vlad, yani Kazıklı Voyvoda olduğu söylenir. Ancak Tarihçi Fiona Fitzsimons'a göre Stoker pek İrlanda referansları kullanmamışsa da ana temanın esini İrlanda tarihinden alınmıştır, ki şimdi bunun onun aile tarihçesi olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Bir dönem İrlanda'nın büyük bir bölümüne hükmeden Manus O'Donnell, Muhteşem Manus, Stoker'ın hem atası hem de esin perisidir.

5. Stoker Londra'ya Lyceum Tiyatrosu'nda çalışmakta bulunan büyük aktör Henry Irving'in menajeri olarak gitmiştir. Irving, onu daha ilk görüşte Thomas Hood'un manzum korku öyküsü “The Dream of Eugene Aram”dan okuduğu tüyleri diken diken eden bir parçayla büyülemiştir.

6. Sık sık ABD'ye giderdi. ABD başkanlarından William McKinley ve Teddy Roosevelt'le kişisel olarak tanıştı. Ayrıca şair idolü Walt Whitman'la da tanışma olanağı buldu.

7. Hayatı boyunca güzel sanatlarla ilgilendi. 1874'te Dublin Çizim Kulübü'nün kurucuları arasında yer aldı.

8. Hastalıklı bir çocuktu, çocukluğunun büyük bir kısmını yatakta geçirdi. Bu dönemde annesi onu öykülerle ve Sligo efsaneleriyle oyaladı. Bu efsaneler doğaüstü masallar ve ölüm ve hastalık unsurları içeriyordu.

9. 1878'de oyuncu Florence Balcombe ile evlendi. Londra'ya yerleştiler ve Irving Noel Thornley adını verdikleri bir oğulları oldu. Bu dönede Oscar Wilde ve William Butler Yeats gibi İrlandalılarla ve Sir Arthur Conan Doyle'la ahbaplık etti.

10. Son olarak 20 Nisan 1912'deki ölümü hakkındaki belirsizlik aydınlanamadı. Yeğeni Daniel Farson 1975'te yayımladığı biyografisinde ölüm belgesinde altı aylık bir lokomotor ataksisi teşhisi konulduğunu belirtmiştir. Bu, sifilis hastalığının gizlenmesi için o yıllarda kullanılan “resmi” teşhisti. Ancak ölümünden önceki dönemlerde birkaç kalp krizi geçirdiği de biliniyor. Sonuçta cenazesi yakıldı ve külleri Londra'daki Golders Green Krematoryumu'nda bulunuyor.

http://www.telegraph.co.uk/

Goldsmiths Kısa Listesi

Bu yıl üçüncüsü verilecek olan Goldsmiths kitap ödülünün kısa listesi açıklandı. “Kalıpları aşan ve romanda yeni olanaklar açan romanlar”a verilmek üzere düzenlenen ödülün önceki iki sahibinin her ikisi de (Eimar McBride'ın A Girl Is Half Formed [Kız Yarı Biçimlidir] ve Ali Smith'in How to Be Both [Her İkisi de Olmak]) Bailey'nin Kadın Romanı ödülünü kazanmıştı. Kısa listenin bütünüyle erkek yazarlardan oluştuğu bu yıl böyle bir tehlike görünmüyor.

Kısa listede hali hazırda Man Booker kısa listesinde de bulunan Tom McCarthy'nin Satin Island (Saten Ada) yer alıyor. Bir danışmanlık kurumu için yüzyılın “Büyük Rapor”unu yazmakla görevli bir antropologun öyküsünü anlatan kitap Guardian gazetesindeki tanıtımında “bütünüyle entelekte yaslanan cesur bir çıkış” olarak tanımlanmıştı. Listede yer alan bir başka kitap Max Porter'ın ilk kitabı Grief Is The Thing with Feathers (Keder Tüylü Bir Şeydir). Bu kitap da aynı zamanda The Guardian İlk Kitap Ödülü'nün kısa listesinde yer alıyor. Tanıtımlarında “Novella, şiir, deneme ve sesli oyunun özgür ruhlu bir melezi” olarak nitelendirilmişti. Adam Thirlwell'in üçüncü kitabı Lurid & Cute (Renkli ve Şirin) ise “Kundera ve Murakami'nin SJ Watson'un Before I Go to Sleep'i ya da Gillian Flynn'ın Gone Girl'ünü post modern bir romana uyarlamak için yaptıkları ortak çalışma” olarak tanımlanmıştı.

2013 Impac ödülünün sahibi Kevin Barry'nin henüz yayımlanmamış Beatlebone romanı ise John Lennon'ı 1978 İrlanda'sının batı kıyılarında bir adada büyülü, gizemli bir tura çıkarıyor. Magnus Mills'in sekizinci romanı The Field of the Cloth of Gold (Altın Etek Ovası) da Roma İngiltere'sinde bir bölgesel anlaşmazlığın alegorisi. Tarih romancılığı Richard Beard'ın İsa'nın ve takipçilerinin katilinin izini hem İncil'deki tarih hem de günümüzde eşzamanlı süren bir dedektif atayan Acts of the Assassins (Suikastçılar Sözleşmesi) romanında özgün bir boyut kazanıyor.

Seçici kurula başkanlık eden Josh Cohen, kısa listeyle ilgili olarak “Günümüzün yazarlarının aşması gereken risklere ilişkin uzun ve canlı tartışmaları ve kendi üslup ve yöntemlerini getirerek kuralları bozup kendi yasalarını getirmelerini izledik, inceledik. Ve bugün bu cesur ve özgün kitaplardan oluşan kısa listemizi sevinçle açıklıyoruz,” diye konuştu.

Not: Başlık görseli Julien Coquentin'e, kapak görseli Leonie Bos'a aittir.

0
3404
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle