10 NİSAN, PAZAR, 2016

Tanpınar'dan Manguel'e Beş Şehir

Tanpınar'dan 70 yıl sonra Manguel bir batılı gözüyle 'Beş Şehir'i gezdi, yaşadı ve yazdı. 'Tanpınar'ın İzinde' yolculuk yapmak için benzersiz bir okuma deneyimi.

Tanpınar'dan Manguel'e Beş Şehir

Ahmet Hamdi Tanpınar, o klişeyi bu kitap için kullanmayacaksam nerede kullanacağım, 'ölümsüz eseri' Beş Şehir için söylenebileceklerin en iyisini yine kendisi söyler: “Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır.”

1946'da yayımlanan kitapta, cümlenin devamı her ne kadar 'tesadüf' sözcüğünü içerse de, pek tesadüf gibi görünmeyen beş şehir yer alır: Ankara, Erzurum, Konya, Bursa, İstanbul. Eskisi ve yenisiyle başkentler, kurucu, mistik ve ülkenin ruhunu temsil ettiği düşünülen şehirler. Tanpınar yukardaki cümleyi şöyle sürdürür: “İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir.”

Önsözde bunları söyleyen Tanpınar bu şehirlerde yaşamıştır elbette ama onun için asıl yaşayan hatıralardır ve hatıralarla yaşamaktır: “En iyisi bırakalım hatıralar içimizde konuşacakları saati kendiliklerinden seçsinler.” diyecektir. Ama bu şehirler her bakımdan 'seçilmiş' şehirlerdir, hepsi de içimizde konuşacakları saatten önce, başka bir saate, tarihin saatine göre ayarlanmış şehirlerdir. Bazen düşünürüm, beş değil de on şehir yazmış olsaydı Tanpınar nereleri yazardı? Antalya, İzmir, Trabzon, Diyarbakır, Edirne diye gelir aklıma. Belki de beş şehirde kalmalıydı, kaldı, böylece hepimizin bir altıncı şehri oldu. Ahmet Turan Alkan için altıncı şehir Sıvas, Feridun Andaç için bir kez daha Erzurum, benim içinse hiç kuşkusuz Eskişehir oldu. Bunlar hep Tanpınar'ın öğrettiği bir şehri sevme derslerinin güzel ödevleridir. Ama elbette kimse de Tanpınar kadar bir şehri bazen eskiliğinden, bazen yeniliğinden ve her zaman içiyle, dışıyla, yakından ve uzaktan, rüzgarı ve uğultusuyla, sesleri ve renkleriyle sevmeyi bu kadar iyi yazamadı. Nasıl yazsınlardı?

Yeni “Beş Şehir” kitabımızın yazarı Alberto Manguel'in dediği gibi, “Verlaine'in yumuşak gökleri ile Baudelaire'in karanlık  kösnüllüğü Yahya Kemal'in şiirsel hayal gücünü beslemişti, Kemal'inki de Tanpınar'ınkini besledi.” (Tanpınar'ın İzinde Beş Şehir, Alberto Manguel, çev:Sevin Okyay- Kutlukhan Kutlu, YKY, Şubat 2016, s.10). Yahya Kemal'den beslenmek, kaç kültürle, kaç uygarlıkla, kaç şehirle, kaç şiirle, düşünceyle, çelişkiyle, duyguyla, insanla, kaygıyla beslenmek anlamına gelir, ki üstüne Tanpınar'ın yaşadıklarını, gördüklerini, düşündüklerini, tarttıklarını da eklersek, ortaya çıkan yapıtın büyüklüğünü, sürekliliğini, kalıcılığını ancak böyle anlayabiliriz. Bu şehirler içinde en çok Ankara'yı sevdiğim için, Tanpınar'a göre bir 'zıtlar mecmuası' olan bu şehir için yazdıklarından küçük bir alıntı yapıyorum: “Atatürk'ün hemen herkesin gördüğü, mektep kitaplarına kadar geçmiş bir fotoğrafı vardır. Anafartalar ve Dumlupınar'ın kahramanı, son muharebenin sabahında tek başına, ağzında sigarası, bir tepeye doğru ağır ağır ve düşünceli çıkar. İşte Ankara Kalesi muhayyilemde daima ömrünün en güneşli saatine böyle yavaş yavaş çıkan büyük adamla birleşmiştir.”

Türkçeye de başta Hayali Yerler Sözlüğü, Borges'in Evinde, Okuma Günlüğü, Geceleyin Kütüphane gibi yapıtları çevrilmiş olan ünlü yazar Alberto Manguel de, Tanpınar'ın Beş Şehir'i yazmasından yaklaşık 70 yıl sonra 'Tanpınar'ın izinden' giderek, aynı şehirleri gezdi ve yazdı. Kendisi de bir göçmen olan ve ülkesinden uzakta yaşayan Manguel, 'kederde bir zevk olarak anı'dan söz ediyor ve bir anının çoklu boyutunun, arzununkiyle birbirine geçmiş olarak varlığını ortaklaşa sürdürdüğünü' yazıyor: “Arzunun anısı çok kuvvetlidir.” (agy., s. 11).

Türkçe adı Tanpınar'ın İzinde Beş Şehir olmasına karşın, orijinal adı Five Cities in Turkey (Türkiye'de Beş Şehir) olan yapıtı için Manguel, elbette hayranı olduğu Tanpınar'ın 'bir okuru' olarak kendi 'Beş Şehir'ini yazdığını söylüyor. Kitap yayımlandıktan sonra Manguel'i ve yapıtını Tanpınar ve yapıtıyla karşılaştırarak 'hayal kırıklığı' beyanında bulunan kimi yazılar yayımlandı. Bu bana yanlış görünüyor. Belki en iyisi Manguel'in yaptığı gibi, kendi şehirlerini yazmak, üstelik 70 yıl sonra ve zaman zaman da Tanpınar'ın yapıtına göndermelerde bulunmak. Ankara'da Tanpınar'a cazip gelen ikili bir yapı olduğunden söz etmek gibi kimi saptamalar da yapmak.

Bu ilginç kitabı okuyarak, 'Beş Şehir'i bir de Manguel'le gezmek benzersiz bir deneyim. Manguel'in 'Ankara'sından bir bölümle bitirelim yazıyı: “Tanpınar gezisine Ankara'da, Türkiye'nin modern başkentinde başladı ve şehrin kapladığı alanı çevreleyen, tepelerdeki hep varolan kalesinden, aşağıdaki sokaklar ağına lav katmanları gibi yayılan zaman katmanlarını fark etti. Bugün ise izlenim farklı, en azından benim için, bir yabancı için. Ankara Türkiye'de ziyaret ettiğim yerlerin en ketumu, en sınırları belli olmayanı, merakıma karşı en nüfuz edilemezi.” (agy., s.15)

0
1711
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle