05 ŞUBAT, PAZARTESİ, 2018

Sessiz Bir Adam'ın Manevra Yankısı: "Taban Uyanıyor!"

Adalet Ağaoğlu’nun yazdığı dönemde kabul edilmeyen ve hiçbir yerde basılmayan; Türk entelijansiyasını eleştiren Sessiz Bir Adam isimli oyununun başına gelenleri, karakterlerin temsil ettiklerini ve yazıldığı dönemi inceleyen bir yazı.

Sessiz Bir Adam'ın Manevra Yankısı:

Adalet Ağaoğlu’nun 1970 yılında kaleme aldığı Sessiz Bir Adam oyunu, Everest Yayınları tarafından Everest Keşif  başlığı altında ilk kez yayımlandı. Şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamış olan oyun, herhangi bir tiyatro topluluğu tarafından da sahnelenmedi.

Eser, yazıldığı tarihten hemen sonra TRT’nin düzenlediği bir oyun yarışmasına gönderilir fakat özgün olmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmaz. Adalet Ağaoğlu, kurula gönderdiği oyun dosyasına düştüğü notta metnin hikâyesini Anton Çehov’un Hoppa Kadın öyküsünden esinlenerek kaleme aldığını özellikle belirtir. 2 Mart 1972 tarihinde yarışma sonuçları açıklandığında oyunun kabul görmemesinin sebebi olarak da bu not gerekçe gösterilir. “Oyununuz iyi, beğenildi, fakat eser seçimi sadece özgün oyunlar için; yazık ki esinlenmeler kabul göremiyor.” [1] Aslında yazar, bütünüyle bir esinlenmeyi ele almamış, sadece kendisine fikir veren bir konuyu yarattığı hikâyenin temeline koyarak hareket etmiştir. Ancak sonuç değişmez ve oyun kayıplara karışır.

Yıllar sonra okuyucuyla buluşan Sessiz Bir Adam oyunu, taşıdığı çatı itibariyle “yerli bohem” eleştirisi olarak karşımıza çıkıyor. Hikâyenin genel çerçevesine baktığımız zaman ise “bohem” kavramının ne tür bir algıyla insan hayatının merkezinde yer ettiğini, sosyal çevrenin söz konusu algıyla olan ilişkiye ne tür tepkiler verdiğini ve dönüşümün hangi alanlarda var edilmeye çalışıldığını açık bir şekilde görüyoruz. Batı’nın kültür yapısı üzerinden devşirilerek yorumlanan “yerli bohem” tavrı, aslında hiçbir şey söylemeyen ancak her konuda derin fikirler ürettiğini iddia eden bir kitlenin etrafında şekilleniyor. Kalabalık oyuncu kadrosundan oluşan metin, “Genç Kadın” ve “Genç Adam” merkezli hikâyenin etrafında genişleyerek devam ediyor. Genç Kadın’ın arkadaş çevresi (Şair’in Karısı, Oyuncu, Şair, Tenor, Gitarist, Ressam, Romancı) söz konusu “yerli bohem” eleştirisinin merkezinde yer aldığı gibi, aynı zamanda metinde çizilen temelsiz bir algının taşıyıcısı olan aydın kesimini de doğrudan temsil ediyor. Genç Adam ise kendi dünyasındaki anlamlarla yaşamaya çalışan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Sınıfsal farklılıkların oldukça net bir biçimde çizildiği bu iki zıt karakter, temel çatışmanın yaratılmasına da büyük oranda katkı sağlıyor. Genç Kadın’ın sosyal çevresi, tercih edilen yaşam biçiminin üst başlığı olarak “ünlü sanatçı” sıfatını kullanmayı uygun görüyor oyun boyunca.  Çünkü asıl önemli olanın kendi hayatlarından hareket ettiğine inanıyor, buna göre davranıyorlar. Evrenden, ülkeden ve içsel sıkıntılardan yakınan “ünlü sanatçı” kesimi, her şeyin sanat eserine dönüştürülebilir olduğu inancıyla yaşam sürerken, aynı zamanda halkın aydınlanmasının ve iyileşmesinin de kendi elleriyle olacağını düşünmekten geri durmuyor.  Üstelik bu düşünceyi her fırsatta savunarak ortaya atıyor. Bunun bir çelişki olduğu gerçeği ise Hizmetçi ve Arkadaş karakterleri üzerinden belirginleştiriliyor. Genç Kadın’ın evine girip çıkan misafirler, temsil ettikleri alanı kendi kimliklerine yakın olan kimselerle paylaşmaya özen gösterirken; Hizmetçi, Genç Adam ve Arkadaş karşısında sınırlarını koruyan, kişisel çizgilerini muhafaza eden bir üslup tutturmaya dikkat ediyorlar. Çünkü temsil ettikleri alan, kibirli bir dairenin keskinleşmesiyle önüne gelen her şeyi aşağılamaktan geri durmuyor. Bunun bir kültür farklılığı olduğu düşüncesi etrafından yola çıkan sanatçı çevre, toplumsal ayrışmanın da ne tür aşamalardan geçerek izole olduğunu içeriden yorumlayarak okuyucuyla paylaşıyor.

Adalet Ağaoğlu’nun eserlerindeki toplumsal yapının birey üzerinden hareket eden eleştiri ve yorum mekanizması, Sessiz Bir Adam oyununda da aynı tutarlılıkla varlık göstermiş. Hikâyede karşımıza çıkan detaylara baktığımız zaman, aslında güncelliğini koruyan bir yapıyla karşı karşıya olduğumuz gerçeği her anlamda kendini belli ediyor.  Çünkü Şair’in Karısı’nın Hizmetçi’nin bazı sözlerine karşılık kullandığı “Taban uyanıyor!” ifadesi, aslında yazarın kurduğu ayrıntının en önemli anahtarları arasında gösterilebilir. Herkesin her şeyin farkında olduğu ancak kişisel iktidarlarının sarsılmaması için rol yapmayı tercih ettiği bu yapı, tiyatro sanatının insanlık tarihiyle kurduğu ilişkinin en önemli motivasyonlarından birine, yani rol yapmanın gerekliliğine doğrudan yaslanıyor.

Oyunun yoğunlaştığı bir diğer hasarlı mesele ise iletişim konusu. Kopuk, temelsiz ve alıcısına karşı katı bir seçicilik besleyen bu hasar, yazarın işaret ettiği pek çok noktada kendini yenileyerek kişisel iktidarların mutlak başarısına fayda sağlamaya çalışan karakter eylemlerinin üzerinde yoğunlaşıyor. Bunu yaparken zaman zaman kendi içerisindeki mücadeleyi de yoğunlaştırdığı gibi, çemberin dışında kalanlara karşı da yıkılmaz duvarlar örmeyi ihmal etmiyor. Genç Kadın karakterinin kocasından gizli Ressam’la kurduğu ilişki, doğrudan bu meselenin etrafında şekilleniyor. Çoğu zaman içte içe, hatta doğrudan aşağılanan Gen Adam ise Genç Kadın tarafından yalnızca birkaç basit hayranlık cümlesiyle muhafaza edilirken, içinde bulunduğu dünyanın içerisine tam anlamıyla hiçbir zaman dahil edilmiyor. Çünkü çizgiler açıkça çizilmiş ve tüm koşullar bu çizgiye göre uyarlanmış: ünlü sanatçılar ve diğerleri. Hikâye, oyun boyunca “diğerleri” üzerinden de yoğun bir şekilde ayrıntılar sunarak süreklilik kazanıyor. 

Adalet Ağaoğlu, Sessiz Bir Adam oyunuyla tiyatro tarihine tıpkı diğer yapıtları gibi önemli bir eser kazandırdı ancak metin yıllarca gün yüzüne çıkmadı. Onun düşüncesi, hayatımız dediği gerçekliğin içinden nefes alıp vererek ilerleyen bir oyun yaratmaktı. “Ben yerli boheme bakarak bir oyun yazmak istiyordum, hep bunu istemiştim. Asıl ana fikrim bu benim. O sırada, bütün Türkiye aydınları ‘takliden’ bohemi oynuyor… O dönemin esinlenmesidir bana; esin kaynağı, hayatımız yani…” [2]

Kendini tekrar eden, işaret ettiği sorunu çözmek yerine slogana dönüştüren, otoritesini kurumlar üzerinden sağlamlaştıran çevreler yazarın her daim karşısında oldular. Öyle ki Adalet Ağaoğlu’nun yazdığı pek çok yeni oyun, 1970 sonrasının siyasi atmosferinden nasibini aldı ve hiçbir yerde kabul görmedi. Milli Emniyet’in hakkında düzenlediği “hiçbir yerde çalışamaz” raporuna rağmen düşündüklerini söylemekten ve yazmaktan geri durmadı. Düşünmeye, üretmeye ve toplumun içindeki varlığını yazarak sürdürmeye devam etti. Sessiz Bir Adam oyunu, böylesi bir tutkunun Adalet Ağaoğlu tarafından kaleme alınan onlarca öğreğinden yalnızca biri...

[1] Damla Damla Günler – I, s.142.
[2] Sessiz Bir Adam, s.10.

Görsel: Gabriel Isak

0
3519
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle