27 HAZİRAN, PAZARTESİ, 2016

Riya Sanatı Üzerine Notlar

Edebiyat ikiyüzlüleri sever. Buna şaşırmıyorum. Shakespeare’in kötü karakterlerine, mesela Othello’nun Lago’su ya da Moliere’in Tartuffe’üne ifrit oluruz, fesat çeviren kötücül tiplerin kaybetmesini, gerçek yüzlerinin ifşa olmasını isteriz; ancak böyle tatmin ve taltif oluruz. Adalet butonumuza basılır...

Riya Sanatı Üzerine Notlar

Algıda seçicilik mi dersiniz, siyasi zehirlenme mi, hülasa son zamanlarda hangi kitaba elimi atsam karşıma bir yozlaşma hikayesi çıkıyor. Evet Aristo, politik bir hayvanım, kendimi tutamıyorum. Ama bu kadar da olmaz. Her şey mi günümüzdeki "ÇÖKÜŞÜN" parodisi olur? Etik-yitimi her yerden mi hortlar? Narsist, yalancı, mitoman, ikiyüzlü karakterler her köşeden mi çıkar? Demek gözlüklerim pek çamurlandı. Ruhumun katranı pek yoğunlaştı...

En son kendimi Mark Twain’in masum dünyasına atayım, çocukluğumun Tom Sawyer ve Huckleberry Finn’li nehirli diyarında yüzeyim dedim ve tahmin edin ne oldu? Twain’in en zehirli, hatta ve hatta ona burun kıvıran entelektüellerden mürekkep Oberlin’e taşlama olarak nitelenen kısa romanının dünyasına girmiş oldum. Böylelikle kendimi ahlaklarının asla bozulmadığını iddia eden, rüşvet yemez Hadleyburg namlı kurgusal kasabanın içinde buldum. Bu “mükemmel” kasabanın bir çuval altın için ne gibi çirkef kulaçlar attığını tasvir ediyor Twain. Herkese din dersi veren, her konuyu çok iyi bilen işbu kasaba bir gün kendini “kumarbaz” olarak tanımlayan “yabancı” tarafından bırakılan altınlarla yozlaşıyor. Zaten sözde kumarbazın amacı bu namus-numunesi kasabanın maskesini düşürmek. Böylelikle rahibinden siyasisine, kadınından erkeğine suçlu olduğu, kötülüğün sıradanlaştığı, “herkesin bir fiyatı vardır” savının sınandığı bir riya-ülkesini tanıyoruz.

Hikayeyi anlatmayacağım. Ama bu hikayeyi biliyoruz. Tanıyoruz. Tekrar tekrar okuyup yaşıyoruz. Twain sayesinde bu riya edebiyatının ne geniş bir evren, hayır düzelteyim, karadelik olduğunu anlıyorum. Edebiyat iki yüzlüleri sever. Buna şaşırmıyorum. Shakespeare’in kötü karakterlerine, mesela Othello’nun Lago’su ya da Moliere’in Tartuffe’üne ifrit oluruz, fesat çeviren kötücül tiplerin kaybetmesini, gerçek yüzlerinin ifşa olmasını isteriz; ancak böyle tatmin ve taltif oluruz. Adalet butonumuza basılır. Gel gör ki toplu(msal) riyanın işlenmesi daha nadir bir temadır. Nathaniel Hawthorne’un Kırmızı Leke’si ilk akla gelenlerden. Toplumun çoğu zina vb. günahlar işlerken, aralarından bir günah keçisi seçip onun göğsüne Zina’nın Z’sini işleyip rezil etmek Hawthorne’un gotik, Püritan Amerikasına yakışır. Riya herkese bulaşmıştır. (Kimilerine göre, bu bir yüzleşme romanıdır zira Hawthorne’un bazı kayda değer akrabalarının arasında Salem’deki cadı avlarının eli kana bulaşmış hakimleri de vardır). 

Toplumun çürümesini mikrodan makroya yayılan bir virüs olarak düşünecek olursak, bu gibi eserlerde ve distopyalarda bir süre sonra kötü adam sadece baştaki cellat ya da diktatör değildir. Bizizdir. (1984, Hayvan Çiftliği, Fahreneit 451 gibi gibi gibi...). Büyük biraderleri, mafioso liderleri, büyük kötü kurtları birlik olup da indirmeyen, onlardan korkan ve nemalanan oportünistlerdedir asıl kötülük. Kötülüğün yayılıp normlaşmasıdır, kanıksanması. Dekadans da bu zaten. Bu romanlardaki toplumlar, zamanın ruhunu, günlerin kirli köpüklerini yanstır: savaş ülkelerinde, Afrika’da, sömürgelerde, darbe görmüş, yıkılmış imparatorluklarda daha sık görülürler. Mâlum nedenlerden.  Aynı zamanda insan doğasına, Montaigne vari bir şekilde ayna da tutarlar. Şartları iyice zorlarsanız, canavar doğurursunuz. Nazi kamplarında görüldüğü üzere, annenin bile vücudu ve psikolojisi kırıldıktan sonra en son aşamada,  kendini hayatta tutma dürtüsüyle, içgüdüsel bir şekilde çocuğunu öldürdüğünü görürüz deneylerde..

Çirkin, çirkef tipler zor zamanlarda belirir, zamanın vücut bulmuş vebaları gibi, vaatkâr bir şekilde elmalarını parlatırlar; “Buyrunuz ısırınız, kadim bir hikayeyi tekrar tekrar yaşatınız” derler. Kimimiz ısırır, mavi ve kırmızı hap arasında, cesur yeni dünyayı değil, statü quo’yu seçer. Riya edebiyatı böyle bir şeydir. Adeta bir arkatiptir. Hep aynı hikaye, ayrı kostümler... Ne üzücü.

0
6953
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle