25 NİSAN, ÇARŞAMBA, 2018

Onetti’nin Var Olmayı Hak Eden Kelimeleri

Latin Amerika edebiyatının önde gelen yazarlarından Juan Carlos Onetti’nin Artık Fark EtmediğindeVeda Ederken ve Yarın Başka Bir Gün Olacak adlı üç eseri üzerinden yazarın edebiyatına bakış.

Onetti’nin Var Olmayı Hak Eden Kelimeleri

Yazmayı, varoluşu ile özdeşleştiren Latin Amerikalı yazar Juan Carlos Onetti, “edebiyat yapmak” için yazmaktan ziyade yalın, sarsıcı, kısa ve öz anlatıları ile var olmayı tam anlamıyla başarabilmiş bir yazar. Onetti’nin yapıtları, ne yazık ki dilimize çok geç kazandırıldı ama gecikmeye rağmen bu kazanım, hiç kuşkusuz Türkiye’deki okurlar için değerli ve önemli bir kazanım oldu. Yazarın Türkçeleştirilen ilk kitabı, 2015 yılında Alef Yayınevi tarafından yayınlanan Tersane isimli romanıydı. Kelimeleri tasarruflu bir şekilde kullanmakta ısrar eden ve onları har vurup harman savurmaktan itinayla kaçınan yazarın Veda Ederken ve Artık Fark Etmediğinde isimli romanları ile Yarın Başka Bir Gün Olacak isimli öykü kitabı ise geçtiğimiz ay Alakarga Yayınları’ndan çıktı.

​Yazınında yalın ve etkili bir anlatımı üslup edinen Juan Carlos Onetti, 1909 yılında Uruguay’ın başkenti Montevideo’da dünyaya geldi. Gazetecilik mesleğiyle ilk adımını attığı profesyonel yaşamı gerek kendi rızasıyla gerekse mecburiyetten birçok iş ve yer değişikliği yapmasına sebep oldu. Uruguay’daki diktatörlük sonrasında tutuklanmasının ardından 1974 yılında Madrid’e sürgün edildi ve sonrasında İspanyol vatandaşlığına geçerek, 1994 yılında sessiz sedasız bir şekilde yaşama veda etti. 1963 yılında Uruguay Edebiyat Ödülü’nün yanı sıra, 1980 yılında Cervantes Ödülü’ne ve yazarlık hayatı boyunca çeşitli ödüllere layık görüldü.

Santa Maria’nın Kaybedenleri

Onetti, 1949’da yayımlanan La Casa en la Arena adlı romanında Santa Maria isminde hayali bir şehir kurgulamıştı. Romanlarında önceki hikâyelerinden ödünç aldığı kahramanlarla sürprizler yapan yazar, çoğu hikâyesini tamamen kendi kurgusu olan bu şehir üzerinde temellendirir. Bu şehirde, hikâyelerin kahramanları çoğunlukla kaybedenlerdir. Onetti’nin yaşamı dikkate alındığında, tüm hikâyelerinde kol gezen varoluşçu ve nihilist yaklaşımların nedenini kestirmek çok da güç değil. Yaşadıklarına rağmen yazar, insana olan nefretini ve düzenle olan sorunlarını ergen bir çocuk gibi haykırıp hayıflanmaktansa, kalemini konuşturmayı tercih etmiştir. Bu konuda da oldukça başarılı olmuş ve yazdıklarıyla tüm insanlığa ayna tutmayı başarabilmiştir.

Onetti’nin, orijinal dilinde 1993 yılında yayımlanan ve bugün Nurhayat Çalışkan’ın çevirisiyle Türkiye’deki okurla buluşan Artık Fark Etmediğinde isimli romanı da yazarın hayal gücünün ürünü olan Santa Maria şehrinde geçer. Onetti, hikâyelerinde çoğunlukla belirsiz bir zaman ve mekân kullanılmakla birlikte, hikâye örgüsü düşle gerçeklik arasında gezinir. Tüm bu belirsizlikler içerisinde okuyucu, karakterlerin iç dünyalarına yönelir. Başkahramanın yarım yamalak tuttuğu bir günce niteliğindeki bu kitap, onun sevgilisi tarafından terk edilmesinin ardından çekip gitmek fikrine kapılmasıyla başlar. Gazetede gördüğü bir iş ilanı, “mühendis” unvanlı bu isimsiz karakterin hayatını tamamen değiştirecektir. İlandaki işin peşinden giden “mühendis”, kahramanları fahişeler, dolandırıcılar, kaçakçılar ve yozlaşmış insanlar olan bir hikâyenin içinde bulur kendini. Küçük ve gelişmekte olan Santa Maria şehrindeki yozlaşma, kara bulutlar misali okuru çevrelemektedir ve yazar kahramanın ağzından varoluşçu fikirlerini yazıya dökmektedir: O sahnede büyük bir yazar dostumun meseline katıldığımı doğruladım: “Beni biriyle tanıştırdıkları zaman onun bir insanoğlu olduğunu bilmem daha kötüsünün olmayacağından emin olmama yetiyor.”

Juan Carlos Onetti, kendi anıları da dahil olmak üzere hayatı araştırıldığında çok da net bilgilere ulaşamayacağınız bir yazar. Bunun nedeni ise kendisinin usta bir yalancı oluşu ve bundan kıvanç duyması. Başından geçtiğini iddia ettiği bir hikâyeyi bir başka yerde arkadaşının başından geçen bir hikâye olarak duymanız mümkün. Onetti’nin kurmaca metinlerdeki ustalığı, John Francis Fitzgerald’ın “Eğer yalan söylemeyi ve abartmayı beceremiyorsanız, kurmaca yazamazsınız” sözünü doğrular niteliktedir. 

Belirsiz Zamanlar ve Mekânlar

Yazar, yalın ve vurucu anlatımını öykülerinde de sürdürüyor. Yarın Başka Bir Gün Olacak isimli öykü kitabındaki şu satırlar da onun hikâye etme gücünü gösteriyor diyebilirim: Sonunda kadın öldüğünde, umutlara ve dileklere son darbeyi indirdiğinde temmuz sonuydu; soğuk, rüzgâr, sağanak, her tür acımasızlığa uygun bir zamandı. Kapkara bulutlara bulanmış gökyüzünden, sonsuza kadar süreceği tehdidiyle yavaş, amansız, iğne gibi batan bir yağmur yağıyordu; paltoları, insan derilerini umursamadan, duraksamadan iliklere işlemeyi tercih ediyordu. Onetti’nin bu kitabında da yine belirsiz zamanlar ve mekânlar üzerine kurulu hikâyelerin temel meselesi olarak “insan” çıkıyor karşımıza. Hayli çarpıcı “Domuzcuk” hikâyesiyle başlayan kitap, yapıtın çevirmeni Münir H. Göle’nin “Sınırlar Ötesi Bir Pezevenk” başlıklı son sözü ile noktalanıyor. Çevirmen tarafından kaleme alınan bu yazı, Juan Carlos Onetti ile ilk kez tanışacak okurlar için yazarın hayatına ve karakterine ışık tutuyor.

Onetti’nin yazarlık yolculuğunun başlarında kaleme aldığı Veda Ederken romanı ise yine Münir H. Göle’nin çevirisiyle Türkçeye kazandırılmış en son kitabı. Onetti, bu kitapta da alışılageldiği üzere hikâyeyi hayali bir coğrafyada yapılandırıyor. Öykünün kahramanının, tamamıyla diğer kahramanların gözlem ve yorumları, hatta dedikoduları üzerinden anlatılması ise pek de alışık olmadığımız bir tarz. Yazar bu kitabıyla okurlarına çok farklı bir perspektif sunuyor.

​Onetti’den bahsederken Galeano’ya uğramadan geçmek istemem. Latin Amerika edebiyatı dendiğinde gerek üslubu gerekse ele aldığı konuların beni çok etkilediği isimlerin başında Eduardo Galeano geliyor. Galeano’nun “hikâye anlatıcılığında” kendisinden çok şey öğrendiği ve kendisine saygıda kusur etmediği bir isim Onetti. Galeano’nun unutamadığı “Var olmayı hak eden yegâne kelimeler sessizlikten daha iyi olan kelimelerdir” cümlesi, onun yazıya yaklaşımının özetidir adeta. Öyle ki öykülerinde de romanlarında da hikâyeyi desteklemeyen veya boşa yazılmış tek bir kelimeye dahi rastlamak mümkün değildir. Onetti, kendine özgü üslubu ve diliyle anlattığı hikâyelerle, okurlarına bir çeşit edebiyat özü sunuyor. 

0
5080
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle