21 MAYIS, SALI, 2019

Neşeli Bir Zombi Hikâyesi

Barbara Cantini’nin hem yazıp hem de resimlediği, küçük bir zombi kızın maceralarını anlatan “Mortina” serisi üzerine bir yazı. 

Neşeli Bir Zombi Hikâyesi

1977 yılında İtalya’nın Floransa şehrinde doğan Barbara Cantini, eğitimini animasyon sineması üzerine aldı. 2011 yılına dek İtalyan televizyon kanalı RAI’nin çeşitli dizilerinde animasyon sanatçısı olarak çalıştı ve 2011’de Città del Sole ödüllerinde “Yılın İllüstratörü” ödülünü kazandı. O tarihten itibaren farklı ülkelerden editörlerle çeşitli çalışmalar yaptı. 2017 yılında İtalyan yayıncı Mondadori tarafından ilk kitabı yayımlanan, Cantini’nini hem yazdığı hem de resimlediği “Mortina” serisi, uluslararası başarı kazandı ve bu seri 24 dile çevrildi. 

Cantini,  “Mortina” serisini Tim Burton, Edward Gorey ve Adams Ailesi’nden ilham alarak yaratıyor. Serinin ilk kitabı olan Mortina ile birlikte başkahraman Mortina’yı tanımaya başlıyoruz. Mortina her ne kadar öyle hissetmese de ötekilerden farklı bir kız çocuğu. Teni kireç gibi bembeyaz, gözleri pörtlek. Belki de en önemli farkı istediği zaman bedenini parçalara ayırabilmesi. O, bir zombi kız çocuğu. Cesur, mizah duygusu gelişkin ve arkadaş canlısı… İşte sorun da burada çıkıyor. Teyzesi Ruhiye Hanım, kasabanın çocuklarıyla arkadaş olmasını ve oyun oynamasını yasaklıyor. Yaşadıkları yer keşfedilirse kovulmalarından korkuyor.

​Mortina, teyzesiyle birlikte Çürükoğlu Villasında yaşıyor. Arkası orman olan villanın dilediği gibi oynayabileceği birçok odası, kocaman bir bahçesi var. Mortina’nın en yakın arkadaşı albino tarzı bir tazı olan Gamlı ona gün boyunca eşlik ediyor, Paris’te kuaförlük eğitimi almıştır. Ancak Mortina, Cadılar Bayramı geldiğinde dayanamıyor ve teyzesinin kokarca derisinden yapılma kürkünü giymese de yaptığı planı başarıyla hayata geçirip, onu atlatmayı başarıyor. Büyükamca Ruhsoy’un hediye kutusu olarak kullandığı kafatasıyla villadan çıkıyor. Öteki çocuklarla kutlamalara katılıp, eğleniyor. Böylelikle önyargılar yıkılıyor. Mortina’nın kendini kaybettiği bir anda açığa çıkan sırrının saklanması amacıyla anlaşma yapılıyor. 

Serinin ikinci kitabı Gıcık Kuzen’de kendini beğenmiş ve burnu havada kuzen Dilbert teyzesini ziyarete geliyor. İşin ilginç kısmı bir süre sonra Mortina’nın bütün arkadaşları altında teyzesinin imzası olan sürprizli bir akşam yemeği davet kartıyla villaya gelmeye başlıyorlar. Ancak Ruhiye Teyze bu süreçte kayboluyor. Uyuklayan Büyükamca Ruhsoy ve satranç maçı yarım kalan Tabuk Dede de yerini bilmiyor. Bütün bunların Kuzen Dilbert’la ilişkisi olabilir mi? Birden bir piyano sesi duyuluyor. Çocuklar korku içinde uzun koridordan gelen sesi takip ediyor. Sonunda masaya oturup Ruhiye Teyzenin kayboluşunun gizemini çözmek için harekete geçiyorlar, işe önce gönderdiği davetiyeleri inceleyerek başlıyorlar.

​Geçtiğimiz günlerde yayımlanan üçüncü kitap Hayalet Arkadaş ise ölüm ve bellek üzerine hüzünlü bir hikâye anlatıyor. “Göçmüş Ruhlar Yeni Yıl Partisi” arifesinde karlar altındaki Çürükoğlu Villası’na davetsiz bir misafir geliyor. Günlerdir etrafta dolaşan, bir görünüp bir kaybolan esrarengiz ışığın nedeni sonunda anlaşılıyor. Davetsiz misafir hafızasını kaybetmiş bir hayalet çocuk. Biraz saygısız ve kaba olan bu çocuk, villaya izinsiz girmeye çalışıyor. Hatırladığı tek şey sekiz yaşındayken üzerine gelen soğuk bir his. Kim olduğunu hatırlayamazsa ışığı sönecek, unutulup gidecektir. Mortina, satranç düşkünü Tabuk Dede’den “Unutuluş”un ne olduğunu öğreniyor, hayalet çocuğun hafızasını geri kazanması için unuttuğu ismini bulması gerekiyor. Mortina, kütüphanedeki moda ve sanat kitaplarını inceleyip, çocuğun kıyafetlerinin 1810 yılından geldiğini buluyor. Peki kimliği? Mortina, teyzesini yine atlatarak ve yakalanma pahasına da olsa harekete geçerek karanlık ve ürkütücü bir yolculuğa çıkıyor. Gidilmesi gereken yer, dini kayıtların ve kimlik bilgilerinin tutulduğu kasaba kilisesi. 

Ana akıma göre alt tür kabul edilen korku ve fantastik kurmaca metinlerin artık ciddi bir okuyucu kitlesi var. Özellikle de çocuklar ve ergenler bu türlere yoğun ilgi gösteriyor. “Mortina” serisi sunduğu atmosfer, mizah, içerdiği çatışmaların ve başkahramanın sürüklediği maceralarla her açıdan dört dörtlük bir okuma vaat ediyor. Renkli çizimlerin ifade gücü, grafik tasarım ve baskı kalitesi serinin çekiciliğini daha da artırıyor. Mortina’nın yaşadığı villadaki atmosfer yalın ancak işlevsel çizimlerle destekleniyor. Eşyalar, fotoğraflar, giysiler ve hayvanlar hakkında özlü bilgiler veriliyor. Aslında bunlar villanın dekoru, geçmiş bu detaylarla canlanıyor, hikâyenin kahramanlarıyla bütünlük sağlanıyor. Yazarın çizdiği çerçeve mekâna dair bu ayrıntıların varlığıyla gotik atmosferi oluşturuyor.

​Çınar Yayınları etiketiyle dilimizde yayımlanana “Mortina” serisinin ilk üç kitabı Bahar Ulukan’ın özellikle dilin açıklığı ve akıcılığı konusunda nitelikli çevirisiyle de dikkat çekiyor. Seri; özgün ve tutarlı kurgusu, eşsiz güzellikte çizimleri, özlü dili ve her anlamda orijinal başkahramanıyla öncelikle çocuklar sonrasında ise hemen her yaştan okuyucuya renkli okumalar vaat ediyor.

0
4357
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle