17 NİSAN, PAZARTESİ, 2017

"Mutlu ya da Tatlı Bir Son Yok Belki"

Tuba Kumaş kelimeleri, Berk Öztürk çizimleriyle Dünyanın Sonu Geldiğinde isimli kitapta tuhaf, kırılgan, başkalarına göre ürkünç çocukların hikâyelerini anlatıyorlar. Kim mi onlar? Ceset Kız, Tekboynuz, Koca Kulak, Vampir çocuk, Hayalet, Işık Çocuk, Dört Göz, Sessiz Bebek ve diğerleri. Tuba Kumaş ile kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Tuhaf ve kimi açılardan ürkünç çocukların hikâyeleri bunlar. Kim bu çocuklar? Aramızdan birileri olabilir mi?

Ne kadar fantastik göründüklerine aldırmayın, kesinlikle aramızdalar. Her gün onlarla karşılaştığım ve kendimi de onlardan biri olarak gördüğüm için yazabildim bu karakterleri. Anlattığım hikâyeler gerçek, gerçek üstü olan hikâyeleri anlatmayı seçtiğim karakterler. Klasik dramatik yapıya bağlı kalmayı, gerçekçi karakterler yazmayı hiçbir zaman sevmedim, bu yüzden yazdığım her şeyde fantastik unsurlar var ama o çocukların başına gelen her şey üzücü de olsa gerçek.

Hikâyelerin tümü zen. Minimalist.

Sözün çok yanıltıcı olduğuna inanıyorum. Kendimizi konuşmalarımızla değil, hareketlerimizle ele veriyoruz. O yüzden sözlerin değil, görüntülerin peşinden gitmeyi bu kadar seviyorum. Günlük hayatta da derdimi olabildiğince az kelimeyle anlatmayı, insanları kendi haline bırakmayı severim. Sessizliğe dayanamayan insanlar var, ben de uzun ve bir yere varmayan konuşmalara dayanamıyorum.

Kısa yazmak daha mı zor?

Tiyatro mezunuyum ve okuldayken yazarlık derslerinin yanı sıra, yönetmenlik ve oyunculuk dersleri de aldım. Bu şunu anlamama yardım etti, ben dünyaya oyuncu ya da yönetmen olmak için gelmemişim, benim dürüst olma şeklim, ben olma şeklim yazmak. Olabildiğince az kelime kullanarak ve görüntülerle anlatarak yazmak. Kısa yazmak benim için kolay, çünkü sevdiğim, yapmayı tercih ettiğim, kendimi yetenekli bulduğum şey bu.

Çağımızın okuru görselle desteklenen yazıyı daha mı çekici buluyor? Görsel çağ edebiyatı nasıl etkileyecek?

Görsel bir çağda yaşıyoruz, bunu sığ ya da basit bulmak ya da bununla uzlaşıp, bundan güzel bir şey çıkarmak elimizde. Benim bir yazar olarak yazdıklarımı okutmam, bir çizerin resimlerini göstermesinden çok daha güç, o zaman neden işbirliği yapmaktan kaçınayım.

Mutlu ya da tatlı son yok hikâyelerde. Nasıl bir his yaratıyor bu okurda?

Mutlu ya da tatlı bir son yok belki, ama benim için çok kıymetli olan bir şey var hikâyelerde, o da karakterlere verilen, hayatlarını yeniden kurma şansı. Kitabın adı, Dünyanın Sonu Geldiğinde ama bu bir kıyamete işaret etmiyor. Karakterlerin bildikleri dünyanın sonu geliyor, böylece onlara yeni bir dünya kurma şansı veriliyor. Büyürken ya da İpler isimli hikâyelerde olduğu gibi, bildiğimiz, o güne kadar mahkûmu olduğumuzu düşündüğümüz dünyanın sonu geliyor; çünkü yeni bir dünya, yeni bir hayat kurma şansını ancak böyle elde edebiliriz. Karakterler, görünürde her istediğini alan, gürültücü tiplerden değil ama asla kolayca boyun eğen, mağdur çocuklarda değil. Evet, kırılganlar belki ama bir o kadar da güçlüler. Anlaşılmamış, yalnız ama yine de güçlü olabilirsin.

Çizim ve metin nasıl bir ilişki içinde bu kitapta? Aralarında bir mücadele var mı?

Hiçbir zaman diğer sanat disiplinleriyle mücadele içinde olmayı seçmedim. Mücadeleye değil dayanışmaya inanıyorum. Edebi metin yazarları kadar ressamlar da, oyun yazarları da, yönetmenler de benim için ilham kaynağı. Görüntüye ihtiyaç duyduğumuz için, dramatik metin yazarlarını küçümseyenler oluyor, asla gerçek bir yazar olamayacağımızı söylüyorlar. Ben ne olmak istediğimi daha ortaokula giderken biliyordum. Görüntülerle anlatacaktım ve bunu yazarak yapacaktım. Bu fikir beni o zaman büyülerdi, hala da büyülüyor. Bu asla gerçek bir yazar olamayacağım anlamına geliyorsa sorun yok. Ben sevdiğim şeyi yapıyorum.

Murakami’nin çizimli novellalarını ya da Tim Burton kitaplarını andıran bir kitap olmuş kitabınız. Yetişkin kitaplarında bu tarzı daha mı çok görmeye başlayacağız?

Umarım öyle olur. Yetişkinler kendilerini biraz rahat bırakmalı. Ben seve seve bir çocuk filmine gidip, çocuklarla film izliyorum. Çocuk kitapları alıp okuyorum. Birçok kişi bunu küçümser çünkü sınırlara inanır. Ben insanlar arasındaki hiç bir sınıra inanmıyorum. Birçok kişi içinde çizimler ve fantastik karakterler olduğu için bu kitabı da küçümseyecek. Çünkü bildiği şey bu, bir kitap sadece cümlelerden oluşur. Ne kadar kalınsa o kadar iyi ve bilgece yazılmıştır. Bir kere kitabı eline alıp baksa, açıp içinden bir öykü okusa ve karakterlerle göz göze gelse, fikri değişecek ama insanlar bundan kaçınıyor. Umarım bu tarzda daha çok kitap çıkar ve bu ön yargılar yıkılır.

0
3256
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle