25 ŞUBAT, PERŞEMBE, 2016

“Küçük Prens Benim İçin Bir Tutkuya Dönüştü”

Ali Lidar son zamanlarda Eskişehir’deki Küçük Prens sergisiyle dikkat çekiyor. 80 dilde 400’e yakın farklı kitabın yer aldığı serginden yola çıktık, konu yeni öykü kitabı Z Raporu’na kadar geldi...

“Küçük Prens Benim İçin Bir Tutkuya Dönüştü”

Ali, Küçük Prens'i ne zaman okumuştun ilk ve neler hissetmiştin?

İlkokul iki ya da üçteydim sanıyorum. Daha o zaman sıradan bir çocuk kitabıyla karşı karşıya olmadığımı anlamıştım. Tabii o yaşta derin felsefi göndermeleri anlayabildiğimi söyleyemem. Ama çok beğenmiştim kitabı.

Peki bu kitabı başkalarına armağan ettin mi hiç?

Evet tabi. Özellikle çevremdeki küçük çocuklara hediye etmeyi çok seviyorum.

Felsefe öğretmeni olduğun için soruyorum, derslerinde hiç Küçük Prens'ten, onun felsefesinden söz ediyor musun, öğrencilerin ne diyor?

Elbette. Özellikle varoluş, hayatın anlamı, otorite vs. konularına geldiğimde kitaptan alıntılar yapıp dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum.

Bir Eskişehirli olarak Küçük Prens kitabının çeşitli dillerdeki baskılarından oluşan bu serginin ilk Eskişehir'de açılması beni çok sevindirdi. Ne zaman başladı bu merak ve kitapları nasıl topladın?

Abi senin için Eskişehir’in ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Benim için de çok özeldir şehrim. Başka koleksiyoner dostlarım Ankara ve İstanbul’da sergiler açtılar. Ama Eskişehir’de ilk kez yapıldı böyle bir sergi. Sevdiğim ve etkilendiğim bir kitap Küçük Prens. En azından başlarda öyleydi fakat artık ve sevmeyi ve etkilenmeyi aştı tutkuya dönüştü. Farklı dillerde basılmış Küçük Prens’leri, farklı yayınevlerinden çıkan baskıları ve Küçük Prens’e dair bulabildiğim her şeyi biriktirmeye çalışıyorum.

Sergide kaç kitap var ve hangi dillerde, henüz ulaşamadığın başka Küçük Prens çevirileri de vardır mutlaka, koleksiyon kaç kitaba ulaşacak sence ve ulaşılamaz gördüğün kitaplar var mı?

Sergide 80 dilde 400’e yakın farklı kitap var. Yaklaşık 300 dil ve lehçeye çevrildi Küçük Prens. O yüzden daha alacak çok yolum var.

Bir başka Küçük Prens koleksiyoncusu da Yıldırım Lise. Onunla iletişiminiz ve paylaşımınız nasıl, ortak projeleriniz var mı?

Yıldıray Lise ve Mehmet Sobacı duayen diyebileceğim koleksiyonerler. Benim koleksiyonumda da katkıları çok büyüktür. Aynı zamanda da çok iyi bir dostluğumuz oluştu süreç içerisinde. Küçük Prens Müze Girişimi adlı bir yapılanma içindeyiz. Uzun vadede kolektif bir Küçük Prens Müzesi açmak en büyük hayalimiz. Sırası gelmişken her ikisine de teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Ali Lidar ve Haydar Ergülen

Ali Lidar ve Haydar Ergülen

İki tane Küçük Prens tablosu gördüm sergide, onların hikayelerinden söz eder misin?

Birkaç tablo var. Sizin gördüğünüz eski bir öğrencim olan Burcu Babayiğit’in çizdiği resim. Objeleri ve kitapları toplamamda sayısız dostumun çok ciddi emeği var. Onlara da ayrı ayrı teşekkür etmeyi borç biliyorum kendime.

Yeni öykü kitabın da çıktı bu arada, kutlarım, biraz da ondan söz eder misin?

Evet abi. Çok teşekkür ederim. Kitabımın ismi Z Raporu. Ot Dergisi’ndeki yazılarımın bir kısmı, birkaç blog anlatısı ve yeni hikâyeler var kitapta. Umarım okuyucuların beğeneceği bir iş çıkarmışımdır.

Ot dergisinde yazılarını, Bavul'da ise şiirlerini okuyorum. Biraz da şiir serüvenini anlatır mısın, nasıl başladın, kimleri okudun, okuyorsun?

Şiir okumayı yazmaktan daha çok seviyorum. Senin şiirlerin zaten başucu şiirlerim diyebilirim. Alper Gencer, Cahit Zarifoğlu, İlhan Berk dönüp dolaşıp okuduğum büyük şairler. Kendime şair demiyorum elbette, daha çok can sıkıntısını şiir yazarak üzerinden atmaya  çalışan amatör bir şiir heveslisi diyebiliyorum.

Eskişehir'de yaşamak ve yazmak nasıl bir duygu?

Demin de söylediğim gibi Eskişehir benim için çok özel. Sadece bir şehir değil, yaşayan, nefes alan, büyümesine ve gelişimine an ben an tanık olduğum yoldaşım. Büyük konuşmak doğru değil tabii, hayatın ne göstereceği belli olmaz ama Eskişehir’den başka bir yerde yaşayamam ya da çok mutsuz olurum gibi geliyor bana hep.

0
6125
6
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle